Etiket: elias cannetti

zamanın düzenlenmesi

Hiçbir boyuttaki hiçbir siyasi yapı düzenden vazgeçemez ve düzenin temel uygulamalarından biri zamanla ilgilidir, çünkü zaman olmadan hiçbir ortak insan faaliyeti gerçekleşemez. Gerçekten de, her tür yönetimin birincil niteliğinin zamanın düzenlenmesi olduğu söylenebilir. Kendisini kabul ettirmek isteyen yeni bir iktidar yeni bir kronoloji de dayatmalıdır; kendisini sanki zaman onunla başlamış gibi göstermelidir. Böyle bir iktidar için daha da önemli olan dayanıklı olmak zorunda olmasıdır. Kendi büyüklüğüne ilişkin tahminleri, iddiasını yaydığı gelecek zamanın uzunluğundan çıkarsanabilir: Hitler’in Reich’ı en az bin yıl sürecekti. Julian takvimi bundan daha uzun süre dayandı ve bugün bile Julius Sezar’ın adının verildiği ay (july / temmuz) hâlâ onun adıyla anılır. Tarihsel şahsiyetler arasında yalnızca Augustus adını, kesintisiz olarak bir aya vermeyi [Ağustos] başarmıştır. Diğerleri de bunu başarmaya çalışmışlar, ama isimleri heykelleriyle birlikte unufak olmuştur.

Zamanın hesaplanmasındaki en etkileyici işaret İsa ile konmuştur. Bu konuda, Yahudi düşüncesine göre, dünyanın yaratılmasına denk düşen zamanı başlatmak açısından Tanrı’yı bile geride bırakmıştır. Romalılar, Etrüsklerden aldıklan, Roma’nın dünya çapındaki muhteşem yazgısında hiç de önemsiz olmayan bir rol oynayan bir yöntemle, zamanı kendi şehirlerinin kuruluşuyla başlattılar. Kimi fatihler, isimlerini takvimde bir yere sokarak tatmin bulurlar. Napolyon’un 15 Ağustos’a (Napolyon’un zafer kazanmayı umduğu Waterloo (1815) kastediliyor) ilişkin umutlarının olduğu söylenir. İnsanın adını düzenli olarak tekrarlanan bir tarihe bağlama fikrinde karşı konulmaz bir çekicilik vardır. İnsanların büyük bir çoğunluğunun bu gibi isimlerin kökeninden habersiz olmasının, yöneticilerin kendilerini bu yolla ölümsüzleştirme arzularının üstünde en ufak bir etkisi olmamış gibi görünüyor. Bir hanedan adıyla bilinen bütün bir yüzyıl olmasına karşın, hiçbir insan, adını bir mevsime vermeyi başaramamıştır. Gerçekten de Çin tarihi hanedanlarla sayılır; Han ya da Tang dönemlerinden söz edilir. Unutulması daha iyi olacak kısa ömürlü ve zaferlerle dolu olmayan hanedanlar bile bundan yararlanır. Çinlilerde zaman dilimlerini uzun tutmak alışılmış bir yöntem olmuştur ama bu zaman dilimlerinin ölümsüzleştirdiği tek tek bireyler değil, ailelerdir.

Ancak bir yöneticinin zamanla ilişkisi, adının çok beğenilmesinden kaynaklanmaz. Yönetici, zamanın düzenlenmesiyle ilgilenir, ama bunu yalnızca adını var olan zaman birimlerine vererek yapmaz. Çin tarihi bu şekilde başlar. Efsanevi Çinli yöneticiler saygınlıklannı büyük oranda, onlara atfedilen zamanı etkili bir şekilde düzenlemeleri sayesinde kazanırlar. Bu düzenlemeyi denetlemek için özel görevliler tayin edilir ve görevlerini ihmal ettiklerinde bu insanlar cezalandınlırdı. Çinliler ancak ortak bir takvim oluşturmayı başardıktan sonra ilk kez bir ulus haline gelmişlerdir.

Uygarlıklar belki de en iyi, zaman ayarlamalarıyla birbirlerinden ayırt edilebilir. Uygarlıklar, organize etme kapasitelerini süreklileştirerek kendilerini kanıtlar ve bunu yapmayı bırakınca ortadan kalkarlar.Bir uygarlık, insanlar artık onun kronolojisini ciddiye almadığı zaman son bulur. Bir tek bu noktada insan yaşamıyla yapılacak kıyaslamaya izin verilebilir. Artık kaç yaşında olduğunu bilmeyen ya da bunu umursamayan insanın hayatı bitmiştir; bunu bilemediği zaman ölse de fark etmez. Bir birey için olduğu gibi, bir uygarlık için de zamanın farkındalığının kaybolduğu dönemler, olabildiğince çabuk unutulan utanç dönemleridir.

Zamanın düzenlenmesinin kazandığı ezici önemin bariz pratik nedenleri vardır. Zaman birbirinden uzak yaşayan ve yüz yüze gelemeyecek olan insan gruplarını birbirine bağlar. Belki elli kişilik küçük bir grupta herkes herkesin ne yaptığını bilir. Ortak faaliyete katılmak onlar için kolaydır. Hayatlarının ritmi sürünün içinde atar. Pek çok başka şeyin dansını yaptıkları gibi, grubun sürekliliğinin de dansını yaparlar. Sürünün bir faaliyetiyle diğer faaliyeti arasındaki zaman uçurumu önemli değildir, çünkü insanlar yakın mesafelerde yaşadıklarından ihtiyaç duyduklarında birbirlerini her zaman uyarabilirler. Fiziksel çevrenin her genişlemesi zaman konusunda girişimde bulunmayı daha da önemli hale getirir. Mesafeler arasında köprü kuran tamtam ve duman işaretleri bu amaca hizmet eder.

Tek tek bireylerin yaşamlarıyla büyük insan gruplarına farklı bir birlik türü verilmiştir: Krallar hüküm sürdükleri bütün dönemi ete kemiğe büründürürdü. İster kuvvetten düşmeleri nedeniyle, ister daha sonra olduğu gibi, doğal ömürlerinin sonuna gelmeleri dolayısıyla olsun, ölümleri zamanda bir kesinti yaratırdı. Zaman onlar idi. Bir kralla bir sonraki arasında zaman dururdu. Zamanın içinde, insanların olabildiğince kısa tutmak istediği bir boşluk -kralsız bir devre- vardı.

Elias Cannetti / Kitle ve İktidar

maske düşürme iktidarı

Bir despot kendi içindeki kötü niyetinin her zaman farkındadır ve bu yüzden kötü niyetli değilmiş gibi davranmak zorundadır. Ama herkesi böyle kandıramaz. İktidar sahibi olmayı arzulayan ve despotun iktidarını kabul etmeyen, kendilerini despotun rakipleri olarak gören başkaları hep vardır. Despot bunlara karşı her zaman tetiktedir, çünkü onun için potansiyel bir tehlike oluştururlar. Onların yüzündeki maskeyi yırtmak için uygun anı bekler; bu maskenin ardında kendi içinde çok iyi tanıdığı kötü niyeti bulacaktır. Bu insanların maskesini indirerek onları zararsız hale getirebilir. İşine gelirse, hayatlarını o an için bağışlayabilir, ama yeniden “öyle değilmiş” gibi yapmamalarına dikkat edecektir; onların gerçek yüzünü imgeleminde açıkça korur.

Başkalarındaki, kendisinin zorlamadığı bütün dönüşümlerden nefret eder. Yararlı bulduğu insanları terfi ettirebilir ama gerçekleştirilen sosyal dönüşüm, mutlak surette ayrı olmalıdır; orada durmalı ve bütünüyle onun iktidarının altında kalmalıdır. İnsanları ister yükseltsin ister alçaltsın, yerlerini o belirler; hiç kimse kendi başına hareket etme cüreti göstermemelidir.

Bir yönetici kendiliğinden ve denetimsiz dönüşüme karşı sürekli maske düşürme işlemidir. Bu, okurun daha önce karşılaştığı bir işlemdir: Menelaos, denizlerin yaşlı adamı Proteus’un maskesini, onun kaçmak için büründüğü bütün biçimlerden korkmayı reddedip, o tekrar Proteus olana kadar onu sımsıkı tutarak indirmişti. Maskeyi düşürenin, maskenin ardında ne bulacağını kesinlikle bilmesi, bu işleminin doğasının bir kısmını oluşturur. Maskeyi düşüren bu işe, içine girdiği bütün metamorfozları konu dışı şeyler olarak küçük görerek, korkunç bir güvenle girişir. Yalnızca Proteus’un danışmanlığını isteyen Menelaos’ta olduğu gibi, bu ancak bir olayda gerçekleşebilir ya da sonunda maske düşürme bir tutku olana kadar tekrarlanabilir.

Maske düşürme sık sık uygulanırsa bütün dünya daralır. Görünümlerin zenginliği hiçbir anlam taşımamaya başlar, bütün çeşitlilikler kuşku yaratır. Ağaçlardaki bütün yapraklar aynıdır ve hepsi kuruyup toz olur; her ışık huzmesi kuşkuların gecesinde söner.

Süreçleri iktidarın işleyişini andıran bir zihinsel hastalıkta, görünümlerin maskesini indirmeye duyulan kuvvetli istek bir tür tiranlık haline gelir. Bu hastalık paranoyadır, bu hastalığın diğerlerinden ayırt edilmesinde kullanılan başka özelliklerin yanında, iki karakteristik özellik vardır; bunlardan birine psikiyatride dissimülasyon adı verilir. Bu terimi tam tamına aynı anlamda kullandım: Paranoyaklar kendilerini olduklarından farklı göstermede o kadar beceriklidirler ki çoğu böyle teşhis edilemez. Diğer karakteristik özellik ise düşmanların maskelerini indirmeye duyulan sürekli istektir. Paranoyak düşmanlarını her yerde, en barışçıl ve zararsız kılıklarda bile görür: Görüntülerin arkasını görme yetisi vardır ve her görüntünün ardında tam olarak neyin bulunduğunu bilir. Her yüzün maskesini düşürür ve o zaman bulduğu şey her zaman öz olarak aynı düşmandır. Maske düşürme rutininin müptelası olmuştur ve bu konuda tam bir despot gibi davranır, ama paranoyak boşluktadır. Yer aldığını düşlediği konum ve kendisine atfettiği önem, başkaları açısından kesinlikle kurgusaldır; ama o yine de bunları, sürekli iki bağlantılı işlem olan “öyle değilmiş gibi yapma” ve maske düşürmeyi uygulayarak savunur.

Maske düşürme işleminin işleyişini kesin ve geçerli bir incelemeden geçirmek, ancak gerçek bir paranoya vakası bağlamı içinde olasıdır. Okur bunu kitabın Schreber vakasını ele alan son bölümlerinde bulacaktır.

Elias Cannetti / Kitle ve İktidar