EKMEK, ŞARAP, SEN VE BEN

Türk sinema tarihinin gizli kahramanı İhsan Yüce. Onu bir çok filmde, mapushane ve mahalle raconcusu, ayyaş mahalle abisi, devrimci fabrika işçisi, avantasına bakan üçkağıtçı, hasis kız babası, kurnaz köy ağası gibi rollerde seyrettik. Genelde yan rollerde gördüğümüz, müthiş bir karakter oyuncusu. Hani ismi geçtiğinde bilinmeyen, fakat resmi gösterildiğinde, haa şu oyuncu denen oyunculardan aslında… Fakat

ekmeğe ve kadına yenilmek

ahmet erhan, şiirimizin akdeniz ülkeli şairi. alkolü, tütünü ve demli çayı seven tertemiz bir yürek. yalın ve derin anlatımı ile şiirlerine her köşe başında rastlarız. koltuk altımıza iliştirdiğimiz ahmet erhan kitapları ile şehrin sokaklarında yürürüz. her bir demli çay geldiğinde masamıza yine kandırırız acıyı. 2013 yılında gırtlak kanseri sonucu kaybettiğimiz erhan’ın ahmed arif’in oğlu filinta önal tarafından yapılan

hürriyette dayanışma

Daha önce ortaya koyduğum Eylem Konseyi birinci ilkesinden, [yani] pratik dayanışma veya mücadele kardeşliği [ilkesinden], eş öneme sahip kuramsal bir sonuç ortaya çıkar. İşçiler, sınıfın ekonomik eylemi için bir sınıf olarak birleşebilirler; çünkü herhangi bir verili toplumda süregelen dini felsefeler ve ahlaki sistemler daima onun gerçek, maddi durumunun ideal birer ifadesidirler. Teolojiler, felsefeler ve etik,

Ekmek, yoğurt, biraz gaz yağı, soğan, bomba

bitkiler, hayvanlar kadir kıymet bilirken insanların orospu çocuğu gibi davranması beni çıldırtıyor. her şeye tahammülüm var, terbiyesizliğe, küfüre, hakarete. ama işgüzarlığa tahammülüm yok. cahillik sorun değil, ama cahillikten doğan aptallık var ki beni delirtiyor. ulan evimin balkonunda begonya yetiştiriyorum, bak begonya. bitki lan. düşün senden ne kadar geri kalmış bir organizma. ama bu canlıya su