UFAK TEFEK FAŞİZM VE ELEŞTİRİ KABULÜ

Ben, herkesin içinde hazırda bekleyen ve bir olayla veyahut ufak bir tartışmayla ortaya çıkan faşizme inanıyorum. Sosyalist bir partinin ya da örgütün sözcüsü sizi ─ sadece görünüşünüzden dolayı yozlaşmış olarak yaftalayabilir ya da tırnak içindeki kendilerini entelektüel diye tanımlayan insanlar ufak bir eleştiri karşısında peygamber havalarına bürünebiliyorlar tabiri caizse. Aslında toplum – kabul ettiği kötülüğe

Kişisel Erişim Hakkı

İçinde birden fazla olanın bütüne yakın olması ve bir ses dalgasıyla ayrı yönlere dağılıp bütünden uzaklaşıp artık toplu olanı öldürme isteği – metrekaresi daraltılmış nefes alıp verme alanının gittikçe kendinden daha dar bir odaya dönüşmesi – içindeki ikinci tekil şahısların bedenlerinin ve eşyalarının zamanla değişip, dolapların yığından boşa doğru gidişi – bunlar olurken hızlandırılmış bir

Adı(i)ydı(i)

Herkese aynı şiiri okuyan adamlar Ve herkese aynı gülen kadınlar Eskitti bu şehri Her sevgide aynı kokuyu arayanlar Her sokağa benzer hatıraları sığdıranlar Cümlelerinin başı sonu aynı olanlar Aynı yerde susanlar Ve gecenin hep aynı saatinde acıkanlar Ömrü aynı yerden kırılıp aynı acıda takılı kalanlar Her kediye aynı isimle seslenenler Hep aynı filmi seyredip İlkmiş

ilhan berk’i ben dövdüm, eldivenle

1. eskaza düşülmüş bir memur evinde, dolaşımsız – penceresi bile güneş görmeyen – çekmeceleri kaplanlı bir kapı olan odamda, kazayla düşler gördüğüm, ömrümün çoğunu geçirdiğim yatağımda oturuyorum. evin volümü her zamanki gibi yüksek. bir yaşlı evinin balkonuna dönen odamda “don kişot” gözüme mesaj yollayabileceği bir açıdan sırıtıyor. odada net bir gölgelik yok ve kitap da

Faust

Lanet olsun, ruhun kendisi hakkında beslediği o yüce fikre, Lanet olsun, duygularımızı zorlayan görünüşteki göz kamaştırıcılığa, Lanet olsun, hem rüyalarımızda ve hem de ömür boyunca bizi aldatan şeref hayaline, Lanet olsun, kadın, çocuk, uşak, hizmetçi, mal ve mülk şeklinde hoşumuza giden şeylere, Lanet olsun, bizi hazinelerle cesur hareketlere teşvik eden ve boş eğlenceler için altımıza

Günlerdir tavandan sarkan o küçücük örümceği gözlüyorum. Onu ilk gördüğümde “yarın temizlik yapmalı ve onu oradan almalı” demiştim. Aslında saniyeler sürmeyecek bir işti onu oradan almak. Erteledim ve ondan sonraki günlerde de kimi zaman çok küçük olup görünmemesi sebebiyle varlığını unuttum; kimi zaman da olmadık vakitlerde, üşengeçlikte zirvede olduğum anlarda göründüğünden umursamadım. Oda, onu fark