Hadisebilim

Bir şeyi ise söyliyemeden geçemiceğim; sözgelimi Doğu’da bir adam tabancasını, tüfeğini göstermemek için çarşaf da giyebilir, peçe de takabilir. O zaman ona kadın mı diyeceğiz! Anadolu’da bir deyiş vardır, “dişi konuşacaksın”. Bu deyimi İstanbul kabadayıları da kullanırlar. Doğruyu söylemenin birçok yolu vardır; kimi zaman doğrudan doğruya söylersin ve bu zülfiyara dokunur, hemen kargınırsın; kimi zaman

Yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz?

YALINAYAK ŞİİRDİR 1.Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim Emrazı Zühreviye Hastanesi’ne kapatıldı anamız Adıyla çalışan ermiş Sirkeci kadınlarındandır Şeker atar hâlâ mazgallardan Cankurtaran’da Acı Bacı’nın acı bilmez uçurtma çocuklarına Yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz? 2.Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim Babamız dövüldü güllabici odunlarla tımarhanede Acaba halk nedir diye düşünür arada işittiği Dudullu’dan tâ Salacak’a koşarak

bakışsız bir kedi kara (Ece Ayhan)

Sen bu topluma “insan toplumu değil” dersen, o toplum seni dışlar. Bunu biliyorum ben. Ben de istemezdim ama, bu böyle. Biraz ileri gitmiş de olabilirim. Ama ben hayattan çekilmiş olsam, bir başkası gelecek. Gelir. Bizim işlevimiz de bitti aslında. Yapılacak şeyi yaptık gibi geliyor bana. Bayrağı diktik. Ayarlar, aymazlar. Artık bizim dışımızda. – Ece Ayhan

Sorun, eskidir kardeşler…

Bilirsiniz ya da bilmezsiniz, öz çocuklarını boğduğu için herhalde, görkemli olduğu söylenen geçmiş, hele bir imparatorluksa, içinde taşıdığı hüsnü kuruntuyu, gerçekte sevmekten, güzel uzunken kırpılmış kısa kirpikli sanata büründürerek, bir tarikat anlaşmazlığından Nusaybin’e, bir tahttan indirilerek Selanik’e, bir eprimekten İskenderiye’ye sürgünlere gönderilmiş, kafası ipek kılıçla kesilmiş… tuğraları alçılarla örtülmüş, çocuk paşaların ilk kaymak tabağı Kanunu

ece ayhan – yort savul

Atlasları getirin! Tarih atlaslarını! En geniş zamanlı bir şiir yazacağız Harbi karşılık verecek ama herkes Göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya: Bir, Yeryüzünde nasıl dağılmıştır Tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar? İki, Daha yavuz bir belge var mıdır ha Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden? Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır Nice akar huruc alessultanlarda bayraksız davulsuz?

ece ayhan – başıbozuk günceler

4 Temmuz 1975 – Cuma: Hilda ile buluştuk. 17;30 Neumarkt Kahvesi’nde, İsviçre Toplumsal Arşivi’nin altında. “Takılıp kalmış iyi bir yazar: Yusuf Atılgan.” 6 Temmuz 1975 – Pazar. “Dikkatinize sunarım: bütün davalar ben yokken açılıyor” Yokluğumda, Toplum da belirli bir boşluğa izin vermiyor demek ki, günceler özeldir. kara kaplı defterlerde saklanan günceler ise çok daha özel.