Güzel Şeyler Ancak Bir Kötülükten Çıkar

Tam da, 39-38 insan yılı önce, Ankara’daki devlet’in dışında ve Anadolu’nun Avrupa yakasında, kakışmalı seslerle örülmüş logaritmalı bir şiir üzerinde kendimce duruyordum. – Evet, düşünce ve şiir iç içe geçmiştir. Birbirine kenetlenerek çırılçıplak ayakta sevişen ve çift kıçlı bir toplum olan iki insan gibi! Hangisi şiir, hangisi düşünce? Ayıramazsın! Ve, burada Çanakköy’de, bütün gün, bizim

babil’den bir piçin propagandası

Daha çizilmemiş bahçeleri içinde hiç yaşamamış bir ölümsüz bir kırmızısı kiremitleriyle akdeniz’in akdeniz’e uzanmış bir kadını gibi iri puntolarla hep türkçe konuşan adamlar sokağında sabahlar olmuş hemencecik bir bando tınlıyor afişleriyle propagandalarıyla bir de ödünç alınmış bir kömür gibi art tatum’dan parmakları Toplumsal caz parçaları yarına yarın evlerde 36 sularının bir babil’den bir piçi miyop

Ayıptır Söylemesi: Rimbaud

AHMET SOYSAL: Yani tam çarptığı yıl Rimbaud’nun, 52… ECE AYHAN: 1952. Siyah kaplı bir kitap*. Güzel bir antoloji. Parçalar olduğu gibi alınmış. Güzel yorumlar da var. A.S.: Özellikle de galiba Illuminations ilginizi çekti, düzyazı şiirler… E.A.: Her zaman düzyazıları çok sevdim. Yahya Kemal’in lafı doğru: “Esas edebiyat nesirdir”. Şiir, fazladan bir şey. (Erkek de, fazladan

Haklılığın İnadı ya da Kötülük Toplumu

Böylesine yamuk ve eğri büğrü köşegenli bir topluluk’ta, yirminci yüzyılın sonlarında bile çözülmemiş bu aşirette ‘marjinallik’ denilince benim aklıma hemen alev alev yanan bir çember gelir. Ateşten! Yani iktisattan! Evet, bildiğimiz ya da bilmediğimiz iktisattan yola çıkacağız. Coğrafyada bir çember tasarlayalım, geniş. Kasaba da tam ortasında olsun. Hemen herkes tarlalarında buğday ekiyor, eksin. En yakın

türk sinema tarihi

Türk Sinema Tarihi kitabı fotoğraflı ve büyük boy. Sayfa konumu da iyi. (Bana baka, pırıl pırıl yeni bir ‘bisiklet’ gibi!) Yazarı Giovanni Scognamillo. Yıllardan beri, Galatasaray’dan Tünel’e giderken solda, Tomtom Kaptan Mahallesi’nde oturur. Siz kendisinin öyle İtalyan asıllı oluşuna filan bakmayın. İstanbul’da doğmuş bir ‘İstanbul çocuğudur. Ve (Naki Turan Tekinsav gibi) (açık ya da gizli)

padişah ile aslan

Perdelersizdir, kalıp sabunlarsızdır; uzamış pencereleri düşünüyorum. Düşünüyoruz tarihte karaşın. Çınarlar geceleri büyür. Osuruk ağaçları gündüzleri küçülür bir kent. Çok eski adıyla İstanbul. Ve Topkapı Sarayı. Sarayburnu-Gülhane-Cankurtaran arasındaymış yüksekte. Sultanahmet’ten gidiliyordur. (Benim uydurduğum) Girit taşları ile güzel döşenmiş bir avludur. İşte orada bir aslanhane varmış. Bir insan takviminde, 19. yüzyıl, bir padişah bir aslanla arkadaşlığı ilerletmiş