Gayrimuntazam

Sadece buradayım diyordum. Hiç bir şey yapmadan. Plastikten şemsiyenin altında, masaya dizini yaslamış, olan biteni izlemekteydim. Bir şekilde bir düzen ve tekrar eyleminin içinde insanlar arabalarıyla yokuşu çıkarken hızlanıyor, giderek hızlanıyordu. Yürüyenleri düzenle takip ediyordum. Gözümde bulanıklaşarak kaldırımdan uzaklaşıyorlar. Bulundukları mekanların arkalarında boşluk bırakıyorlar. Kaldırımlarda, ağaçlarda ve havada. Git gide değişim… Kafama dank etti: Varlıklar

Özgür bir köle

Ben mutlu olmak istemiyorum. Günümüzde mutluluğun bedeli, zihinsel kölelik. Bunu kabul etmiyorum. Düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasına rağmen, zihnimizin henüz ele geçirilememiş versiyonu olan bedensel köleliği, mutluluğa yeğliyorum. Bir makinaya dönüştürülememiş kölelerin özünde, direnen benlikleri yatar. Direndikleri sürece yok edilmezler. Aksine, hür iradenle teslim olmanı beklerler. Körü körüne bir beklenti olmadığı da aşikar. Altyapısının sağlam olduğunun en

uyuyan düzenin yırtıcı kuşları

şimdi bir rüzgar. bir akıl. masmavi. sancılı bir değirmen. güzegahı dost bir salyangoz. güneşe doğru yürümekte. elleri karanlığa yığılı. insanlar beyhude yüzlerde. kenar alev almış. bir hıdırellez gecesi belkide. kana susamış bir kaç köpekbalığı. aklımız bombalarda. yağızlar, sümerler, etiler, babiller. ve kımıldamaz bedenler bu rüzgarda. susuyoruz. susuyoruz ama bir bildiğimiz var oluşundan değil. büyük bir

Deli kime derler?

Asıl ‘deli’ olan, ezdiklerine, sömürdüklerine uyumsuz diyen, onları şu veya bu şekilde tecrit eden egemen düzen değil mi? Akıl hastalığı’ deyiminin son kullanma tarihinin yaklaştığı düşüncesindeyim. İnsan hakları ihlallerinin en çok susturulduğu nokta ‘deli’ damgasını yiyenlerde. Mahkemelerde, itham edildiğimiz bir konuda suçsuzluğumuzu kanıtlama olanağımız var. Delilik, psikiyatristin tekelinde. Zırvalıyorsun diyen de o, bir şeyin yok

devlet bir sembol aslında söz sahibi benim

– beni şimdi iyi dinle delikanlı. benim dünya görüşüm paraya dayalı bir iş adamının dünya görüşüdür. iktisat adlı ilmin yapıcıları biziz. sen sanıyor musun ki devletleri bir takım devlet adamları yönetir? devlet bir sembol; o sembolü simgeleyen adamlar birer göstermeliktir. aslında söz sahibi benim, ben, ben!.. ben istediğim için o umum müdür oradadır, ben böyle istediğimden