Sınıf Savaşı Oyunu: The Game of War

Guy Debord 1972’de Sitüasyonist Enternasyonal’i dağıttıktan sonra kendisini tüketen takıntılardan biri icat ettiği masa oyunuydu. Almanca’da “Kriegspiel”, Fransızca’da “Le Jue de la Guerre”, İngilizce’de “War Game” bizde de hadi “Savaş Oyunu” diyebileceğimiz bu oyun Debord’un askeri teorisyen Carl von Clausewitz okumalarına dayanıyordu. İngiliz grup “Class Wargames” bu oyunun amacını şöyle tanımlıyor: Debord için The Game

Ulaş Celep – Fading Reality

Ankara 100.Yıl’da aslında gitara yıllarını vermiş fakat pek duyulmamış bir arkadaş Ulaş. Tüm bu kayıtlar ve albüm tek kişilik bir çalışmanın ürünü. John Frusciante’yle yürümüş loop pedalı kullanımı furyasının yerli bir kanadı aslında. Barındırdığı “aksak”lıkları yüzünden bir nevi tek kişilik Nekropsi yakıştırması da yapılabilir. Neredeyse tüm parçaların altında bir sebep ve parçalar sayesinde de anlatılan bir

project gutenberg

yine pek bilinmeyen ama bilinmediği kadar da faydalı olan güzellikler listesinden bir ürün ile karşınızdayız: project gutenberg. kendisi 52.000’den fazla kitaba ücretsiz online erişim sağlıyor. maalesef görebildiğimiz kadarıyla türkçe eser yok ama ingilizce’de sıkıntı yaşamam diyenler için gayet iyi bir kaynak. online okuyabileceğiniz gibi çok çeşitli formatlarda indirebildiğinizi de hatırlatırız. iyi okumalar! project gutenberg

ece ayhan – başıbozuk günceler

4 Temmuz 1975 – Cuma: Hilda ile buluştuk. 17;30 Neumarkt Kahvesi’nde, İsviçre Toplumsal Arşivi’nin altında. “Takılıp kalmış iyi bir yazar: Yusuf Atılgan.” 6 Temmuz 1975 – Pazar. “Dikkatinize sunarım: bütün davalar ben yokken açılıyor” Yokluğumda, Toplum da belirli bir boşluğa izin vermiyor demek ki, günceler özeldir. kara kaplı defterlerde saklanan günceler ise çok daha özel.

albert camus – tersi ve yüzü

Briçe Parain, sık sık, yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer. Hayır, aldanıyor. Çünkü insan, yirmi iki yaşında yazı yazmasını pek bilmez. Ama Parain’in söylemek istediğini anlıyorum. Bu acemice sayfalarda, sonradan yazdıklarımdakinden daha çok gerçek aşk bulunduğunu söylemek istiyor. Haksız da değil. Bu sayfaların yazıldığı zamandan beri yaşlandım, çok şeyler görüp geçirdim. Sınırlarımı,

pier paolo pasolini – gramsci’nin külleri

seçim yapmıyorum çünkü. Savaş ertesinin yıkımında, bir şey istemeden yaşıyorum: loş utancında bilincimin -tepeden bakan, umarsız bayağılığından tiksindiğim- bu dünyayı severek… Pier Paolo Pasolini’nin en önemli şiiri sayılan, dinle ideolojiyi, destansı bir lirizmle bağdaştırmayı başardığı ve Viareggo Ödülü’nü kazanmış, Gramsci’nin Külleri (1957); faşizmin yıllarca zindanlarda çürüttüğü, büyük düşünür Antonio Gramsci’ye adanmıştır. Bir başka marksist manifesto