Dostoyevski ve Tarkovski

Dostoyevski’yi Tarkovski’ye bağlayan bağ, üzerinden onca tank, bombardıman, acı, hayal kırıklığı, devrim ve karşı devrim, hatta varoluş üstünde tepinen onca olumlu şey –bilim, sanat, ahkâm ve şeriat– geçtiği halde nasıl yaşadı? Acaba neden Dostoyevski edebiyatın en yüksek noktasında yer alıyor? Ve bir asır sonra Tarkovski başka bir alanda sinemada, en yüksek filmleri yapabiliyor? Rusların edebiyatlarını

genç serseriye öğütler

bütün ırmaklar yükselecek ama korkmayın her şey yerli yerinde okullarda ellerinize cetveller vurulacak ve kurtlar mısırları kemirecek mitralyözler üç ayaklara monte ediliyor ve karınlar beyaz ve karınlar siyah ve karınlar karın insanlar sırf dövülmek adına dövülüyorlar mahkeme salonlarında karar baştan bellidir gerisi tiyatrodur sorgulama sonrası ya yarım-insansın ya da artık değilsin devrim yanlısı olanlarınız var

genel beğeniye tokat.

rus futurist manifesto – 1912 ilk yeni beklenmeyenin okuyucularına. biz, çağımızın yüzüyüz. çağımızın av borusu, sözcükler sanatında bizimle ses veriyor. geçmiş daracıktır. akademi ve puşkin, hiyerogliflerden daha anlaşılmazdır. puşkin’i, dostoyevski’yi, tolstoy’u, vb.’ni, çağdaşlık gemisinin bordasından fırlatıp atmak gerekir. ilk aşkı unutmayan, sonuncusunu da yaşayamaz. kim, son aşkını, güven içinde, balmont’un ıtırlı baştan çıkarıcılıklarına götürür? acaba