Etiket: didem madak

Marıana Çukuru

Bir şiire başlayayım diyorum, aklımda dizeler, en uzununu seçip kırsam ya, ben de kırıldım varsayıyorum. Tanrım, bir şiire böyle mi başlanmalı? Kılıç çeken kılıçla ölür derdin, âşık olan aşkta boğulur, bu bir aşk yazısı değildi aslında sen de nereden çıktın? Bir yazıya da böyle başlanmazdı elbet. Öyleyse sonlandırıyorum.

Çok uzaklardan bilir gibi buralarda olduğunu, yörüngende dolaşır gibi gölgelerim. Sana çimenlerden pastalar yaptım, arasına beyaz çiçekler koydum. Yanımda Rüya gibi bir kız çocuğu, ismiyle müsemma. Evvelden tanıyor gibi, öyle sıcak.  Beş beyaz çiçek tutuşturdu elime. Koparmasak iyi. Elimde kısa dal parçaları, üstümde sönüyor mumlar. Doğum günleri mumları söndürelim diye yapılıyor sanırdım, tuttuğum dilekleri unuttum Tanrım, hatırlatsan iyi. Beni sorarsan, ben işte hep bildiğin gibi anlamsız ve etilensel yazılar yazmakta, sonuçlara sebepler bulmakta ve akışına bırakamamakta hayatı, bir Rüya’ya dalmakta, hafif dalgalı ve buğday rengi saçları, kaç kişi âşık olacak kim bilir? Saçlarını özgür bırak Rapunzel, rüzgâr onları savurmakta.

Sen kendini fark eden hikâyeden bahsediyorsun, ben hasta olduğunu anlayan hastalıklarla uğraşıyorum. Kim bilir kaçıncı gece üstelik sayamıyorum. 206 dersen anlarım, her şeyi tersten anlıyorum. Geriye dönüp bakınca -ki dönülüp de bakılan bir şey miydi geçmiş bilmiyorum- daha çok empati yapmış olmayı dilerdim, biliyorum. Geçmişinden bağımsız bir güzel Rüya’dır şimdi kopardığım çimenler, anlamını aramakta ve hep yeşile çalmakta. Bir soprano kızın sesiyle mühürlü, üstüne arılar konmakta. Gündemle ilgili yazılar bakmakta, fakat gündemi unutmakta. Aklımda tutamıyorum… Yalanlar biliyorsun, sahtecilikten yatmakta. Düşünce suçlarından muzdaribim, odamda duvarlar, F tipi bu besbelli. Bakınıyorum sağa sola, hangi gazetenin hangi sayfası?  Küpür küpür yalanlar Tanrım, okundukça çıldırmakta. Aman kolektif demeyin, polis gazı sıkmakta.

Çok isterdim gündemle ilgili yazmayı, üzülmemeyi, daha çok empati yapıp daha güzel pastalar yapmayı Rüya’lara, hem de çimenlerden. Bu herkesten dilenen özürdür. Etilen’e bir teşekkürdür. İki karbon, dört hidrojen barındırıp, meyvenin olgunlaşmasını, tohumun çimlenmesini sağlar, ismiyle müsemma.

 

Not: Rüya’lar gerçektir.

13.07.2016

Gamzelerinizden utanmayınız

Ah ettim,  ahlar ağacı kadar tuttu dileklerim. Bahçemde nar çiçekleri, için için yanmakta otlar. Sabah oluyor ötmesin kuşlar, kuşluk vakti nedir senin şu dediğin, sabahlara kadar bekliyorum ben. Uf yine başladık kelimesi kadar kırıcı bazı şeyler, vazgeçiyorum bu gece. Sen beni sevmek istedin, ben her şeyden vazgeçtim. Dönüyorum, dönüyorum sessizce. Bir ince ıslık çalıyorum, sesim yok benim, eşim yok benim, üzülüyorum. Dümdüz baharlar yaşadım, biçilen otların kokusunu duydum güneyin kıyılarında, durulmadı ruhum. Bir ses duydum durdu Dünya. Yazmaktan yorulmadım, söyleyen dilime inat ben bu gece. Geceler boyu düşünüyorum. Vazgeçişler başlangıçlarıma eş olsun mu? Olmasın Menalque. Ben terk edişlere bağladım gündüzlerimi. Ayrılıyorum senden. Bana selam verme. Alınmayan selamlara kırılıyor Dünya. Dönüyorum, dönüyorum sessizce. Bir iç çekiştir, kabulleniştir. Bir deli varsayımdır termodinamiğin ısı geçişleri. Hep eksik, hep yarım, hep bir unutuş içinde kalbimin kuzey ışıkları. Renkli olsa ne yazar, ısınamıyorum Menalque. Kalbimin buzdan otelleri, kaç ziyaretinin eksikliği kalbimin boşluğu. Maliyeti nedir bu saçmalamaların? Ben susuyorum, susuyorum Olric. Evet, seninle konuşuyorum aklımın yansımalarında, evet seninle. Sarhoşken yazmıyorum asla. Sarhoşken çalıyorum aklımın tellerini. Bam tellerine vuruyorum, kırıyorum gitarlarını. Ay ne saçma şeyler. Hayat kırmalar üzerine bazıları için ben de kırıyorum bolca. Bencilce çok bencilce, insanca olan kısmına ise hiç değinmiyorum tanrım. Seni öldürdüler haksız yere. Vurmayın Nietzsche’ye, nefsi müdafaadan muzdarip şu sıralar. Kızlarınıza Çilem ismini koymayın, dear past, hatalarımız oldu kabul ediyoruz, dear future, anla halimizden özgür bırak çilelerimizi. Sevgiyle kucaklıyorum, sevgiyle… Başka nasıl kucaklanır ki?

Not: Başucu ışığım Didem Madak, hayatımızın dersi Çilem Doğan ve şimdi sayamadığım diğer tüm güzel kadınlara söylenen şarkımdır bu ahlar. Hep yaşasınlar, hep ağaca dursunlar, bir de gamzelerinden hiç utanmasınlar diye.