Pulculuk Üzerine

Yüksek Kaldırım bilindiği gibi karışık, kozmopolit, yani belalı bir yerdir. Karaköy’den yukarıya, ya da Tünel’den aşağıya bu sokak üzerinden saptığınızda, elbette tatmin edeceğiniz arzularınıza ve ihtiyaçlarınıza göre kayıt düşerek, sağa ya da sola sapmanın tehlikeli sayılabileceği bir güzergâhı seçmişsiniz demektir. Karaköy’den Tünel’e çıkarken sağdaki sokakların birkaçı genelevleri, soldakilerin birkaçı ise pulcuların dükkânlarını barındırır. İleride ele

Dediğin Gibi

Bu sefer ben de seni çok seviyorum. Bazen sadece yorgun oluyor insan, ne kadar sürebilir? Bir gün bir yerde hayatta kalmaya çalışıyor. Ve bilmenizi istiyorum ki aynı zamanda kalmak gelir içinden. Ve bilmeni istiyorum ki ona göre hareket eden bir şey yok. Hayal kurmak bedava falan değil. Yani onlarca sorun yok. Ve bilemezsin ki bu

Keman Sesi, Elektronik Müziği Rahatsız Etti

Aşırı farkında bir birey olmadım, olmak isterdim ama artık istiyor muyum bilmiyorum. Böyle olacağını hiç bilmiyordum, bilseydim bir vatandaşın olması gerektiği gibi yapardım ve hiçbir şey yokmuş gibi devam ederdim: Arkadaşların dünyada bulunabilecek en kolay ve yakın sevgi kaynağı olduğunu düşünürdüm ve arkadaşlarıma bolca zaman ayırırdım. Sevginin ve gülümsemenin her şeyi değiştirebileceğini düşünürdüm. Önünde oturduğum

kriz hali ve devlet

baskın bir devletin kullandığı şiddet daha sonra televizyonun ve diğer kitle medyasının hipnotik gücü sayesinde bireyin düşüncesinin koşullanmasıyla – gene baskın olmakla birlikte- yer değiştirdi; bu araçların yukarıdan aşağıya -birinden pek çoğuna, tek bir yönde otoriter ve ısrarlı- işleyen iletişim formu bilincin kitleselleşmesini ve geçerliliğinin onaylanmasını daha etkileyici biçimde destekledi. theodor w. adorno, frankfurt okulu’nun

Archisexture

bu “beyaz teknoloji” adamları döner sandalyelerinde bizim neler paylaşabileceğimiz ve platformlarımızı nasıl yönetebileceğimizi dikte ediyor. dışarıdan açık ve kişiselleştirilebilir görünen sistemler aracılıyla bizi sömürüp, bizden aldığı veri ve içerik ile kar elde ediyorlar. biz korunmuyoruz çünkü sosyal-medya özelleştirilmiş durumda. sosyal medya şirketleri devletlerin ajanlarına hizmet ediyorlar… bizim devletimizin doğasında cinsiyet ayrımcılığı var… sosyal medya toplumunda

Ece Ayhan – “İktidarı Sevmezdi”

Müslüm Batuk: Sayın Ece Ayhan, istiyorum ki bu konuşma bir röportajdan çok bir sohbet gibi olsun. Siz, ben ve okuyucular arasında. “Görmemek ve şiir”, “duymamak ve şiir”, “konuşmamak ve şi­ir”… Bu kavramlar bir arada size ne çağrıştırıyor, neyi ifade ediyor? Ece Ayhan: Bakın aklıma ne geldi. Uzun zaman önce, ben Sultantepe’de otururken Üsküdar’da gözleri görmeyen