Z E L

Nefesin içinde sarhoş. Köpek olmak isteyenler. Kuş olmak isteyenler. Nefesin içinde sarhoş. Güvercin ayaklarının özel bir adı olmalı. Martıların ani geri dönüşlerinin. Karınca sayıklamasının. Ağlamaya ramak kalınan halin. Avlanmış balık çırpışının özel bir adı olmalı. Beklenen ve gelmeyen terenlerin. Avuçta taş gizlemenin. Avuçta tohum gizlemenin. Avuçta aşk gizlemenin özel bir adı olmalı. Kuşların göç etmediği

Kanarak Ormanın Gözleri Kapanıyor

… .. . k a n a ra kbu hep eksik bir sürgün. paçasız ve yakasız. ağaçların arasından dalgaların kalbine ; bir suskuyu oluşturamıyorsun. bir suskuyu konuşturamıyorsun. güneşin dediğinden yoksun. güneşin deliliğinden yeksin. bayrakların yoksul şarkısı içinde varlık kemiren gölge kahraman gece açıyor. gördün. direklerini boyamayacaktın ve mahalleleri boğmayacaktın. denizle konuşmayacaktın ve saçların hiç uçuşmayacaktı.

FOS

Emir veremiyor, emir alamıyor. Kekemeler ilgisini çekiyor, topallar, körler, dilsizler. En ağır işlerde işçiler, seyyar satıcılar, kusanlar, açlığı ve uykusuzluğu göğüsleyenler. Gece vakti mesaiden dönenler, sabahın köründe işe gidenler ilgisini çekiyor. Kuşlar mutlu ediyor, sokak çiçekleri, ağaçlardan sarkan türlü böcekler. Simsiyah boş lekeler, sürekli renk yer değiştiren bulutlar, ağır ağır ilerleyen trenler ilgisini çekiyor. Silik

SOYOS

Kafataslarında bir kuş sesini duyuramıyor. Koyu bir dervişin beyninin içinde, saatler, günler, belki yıllar geçirebilirim. Hiçbir kapıyı açamıyorum. Sarhoş değilim. Hiç ayık olmadım. Bir seyyahın ayakları altında ezilmek isterdim. Bir insanın kasıkları arasında sıkışıp boğulmak. Soluğum yok ne yaşamaya ne ölmeye. Unutmak isterdim, hatırladığım bir şey yok. Uzak ya da yakın yok. Ayaklarım var, adım

okumaya devam

Anahtar

Anahtarlarını bana verir misin, benimkileri sana verebilirim? Denize fırlatırız batık hayaletler gibi dururlar. Kuyuya atsak? Seslerini mi özleriz, renklerini mi,yüklerini mi? Kimse muhtaç değil anahtara. İhtiyaç var anahtarları unutmaya. Anahtarlarınızı son kez koklayın, kıvrımlarını ezber edin. Hatırlayamayacağınız yerlerde düşürün. Çoğalamazlar ve eksilmeyecekler. Yer değiştirecekler. Olsa olsa birleşirler. Herkes başkasının anahtarını görebilecek, taşıyabilecek ya da taşımayacak.

Tarak

Ahîr zaman dışında, kambur göğüs ile sıkıntıda, develer dertlerini anlatmak adına “Boynumuz Aslında Neden Eğri?” başlığıyla düzenledikleri sempozyum için, kirâsını peşin ödedikleri salona nasıl gireceklerini ölçüp biçer iken… Ben size başımdan geçen taraklardan bahsetmek istiyorum. Bir zamanlar evden sabah çıkıp, başlarda tanımadığın ama sonrasında en sıkı fıkı arkadaşlarının olduğu hatta erkeksen diye bahsediyorum; o yaşa

okumaya devam