Menü Kapat

Etiket: darbe

1982

1982 yılında, sıkıyönetim devam ederken, bir kahvede oturanlar gizlice porno film izlemektedir. Devriye gezen iki asker kahveye girer ve gördükleri karşısında şaşkına döner. Yaşanan hiç de göründüğü gibi değildir.

her ne kadar 2-3 dakikası olmasa daha iyi olacakmış dedirtse de verdiği mesaj ile alkışı hakeden yapımlardan. izleyiniz.

yusuf?

12 eylül’ü halk desteklemiştir. Yüzde 92 oy bunun kanıtıdır. halka sorsunlar. eğer halk “evet” der, geçici 15. maddeyi kaldırırsa, o zaman hiç yargılamaya da gerek yok, ben intihar ederim.

kenan paşa referandum istemiş 15. madde konusunda. darbe yaparken referandum yaptın mı diye sorarlar adama. ha bir de olaya duygusal yaklaşmış. kıyamam mı diyelim? ne de olsa zararsız resim yapıyor kendisi.

12 eylül

  • 650 bin kişi gözaltına alındı.
  • 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
  • Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
  • 7 bin kişi için idam cezası istendi.
  • 517 kişiye idam cezası verildi.
  • Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı).
  • İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’€™e gönderildi.
  • 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
  • 98 bin 404 kişi “€örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.
  • 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
  • 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
  • 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
  • 30 bin kişi “€™siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.
  • 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
  • 171 kişinin “€işkenceden öldüğü” belgelendi.
  • 937 film “€™sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.
  • 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
  • 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hekimin işine son verildi.
  • 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
  • Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
  • 31 gazeteci cezaevine girdi.
  • 300 gazeteci saldırıya uğradı.
  • 3 gazeteci silahla öldürüldü.
  • Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
  • 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
  • 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
  • Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
  • 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
  • 14 kişi açlık grevinde öldü.
  • 16 kişi “açarken” vuruldu.
  • 95 kişi “€çatışmada” öldü.
  • 73 kişiye “€doğal ölüm raporu” verildi.
  • 43 kişinin “€intihar ettiği” bildirildi.

sorumlularından biri “cici cici” resim yapıyor.

mustafa balbay tutuklandı

balbay’ı tutuklamışlar, telefonunu dinlemişler. ART’de ankara rüzgarı denilen programda çölaşanla bunları konuşuyorlar. konuşulanların hepsi aklımda değil. ama genel olarak birkaç tavır aklıma takıldı.

birincisi; balbay darbe girişimi şüphesiyle sorgulanıyor. emekli generallerle, bitakım yazar çizer üniversite hocası takımıyla yaptığı konuşmaları darbecilikle suçlamışlar. böyle bir sorgulamadan bekleneceği gibi savcının soruları oldukça abukmuş. fakat esas abuk olan çölaşan’la balbay’ın süper birşey bulmuş gibi sürekli “sanki biz emekli generallerle üniverste hocalarıyla darbe yapacakmışız, hahhay, üniverste hocası, gazete yazarı darbe mi yaparmış ki!!!” diye sözde savcının tutarsızlığını, soruşturmanın anlamsızlığını ortaya döküp dalga geçiyorlardı. darbeyi general tek başına mı yapıyor? gazetede her gün “ordu izin vermez” “ordu olaya el koyar” bilmemne demek darbeye çağrı olmuyor mu? üniverste hocaları darbeyi destekleyen bir kitle oluşmasını sağlayamazlar mı? emekli generaller, emekli oldukları anda emekli olmamış generallere bütün ilişkilerini kesiyorlar mı? sözleri geçmiyor mu?

darbe üçbeş generalin kaprisiyle yapılmaz. ortamı hazırlamak da, orduyu darbe yapmaya teşvik etmek de bu entel kuntelin elindedir. tayyip’e “ordu hazır işte, ırağa girme kararını niye hemen almıyosunuz?” diye bağrınmak da darbeyi çağırmaktır. aba altından sopa göstermektir, babam seni döverciliktir.

ikincisi; çölaşanla telefon konuşmaları dinlenmiş. bunlar da o sırada “bu haftaki programda şu dinlenme işlerinin üzerine iyice gidelim” demişler. savcı “ne yani bi sorun mu varmış bizim dinlemelerimizde?” demiş. balbay da diyor ki: “yok savcı bey, sizinkiler yasal dinleme.. yani yasal değil de.. ee gerekli tabii..” kıvıra kıvıra düğüm oldu. savcının karşısında yerlere kadar eğiliyor ama evinden geceyarısı alındığı için, arada da giderken polise espri yaptığı için kahraman oldu. bazılarının dinlenmesi onun için sorun değil. hatta kendi dinlenmesi bile… bir yandan da demokratik, ama sadece demokratik yol arıyormuş.

Bu ikilinin en çok tekrarladığı nakarat “muhalefet yok.” Türkiye’nin en çok tanınan gazetecileri muhalefet yokluğundan şikayet ediyor. üniversitede bizim bölüm başkanı da “eğitim kötü” diyip dururdu. Bölüm başkanlarının eğitimde etkileri yok… Gazetecilerin muhalefette etkisi yok… birileri bişeyler yapmalı. ama kim? İlkokul çocukları eğitimi düzeltsinler, iktidar partisi de muhalefet yapsın! Nasıl?

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.