Menü Kapat

Etiket: çocuk (sayfa 1 / 2)

QR KOD OLMAK

Sanallık üremektedir. Dünyada kırk yaşına gelmiş sanal bir insan yoktur. Sanal çocuklarımız vardır. Sanal çocuk olmak: Dünya’da, daha kendini var etmeden kendi ikincini yaratıp onunla zaman geçirmektir. Sanalını yaratmak için önce kendine ait olan şeyleri tüketmelisin ve tüketirken zevk almalısın. Hedonist olgun bir insan gibi zevk alarak yapılmalı. Bir diğer anlamda sosyal kişiliğini, davranışlarını ve isteklerini filtreden geçirmelisin. Bu arınma işlemi varlık olarak seni var eden gerçekliği azaltır ve parçalara ayırır. Sanal yuvan için kullanacağın kişiliğin baştan yetiştireceğin bir çocuğun içine aktarılacaktır. Sanal yuvadaki sen daha çocuksundur çünkü. Filtrelenmiş sanal kişiliğin,kendisini cihazın içinde bambaşka mesafelerin içine sokar. Kendi zamanına, kendine ait kişiselliği ve mahremiyete sahiptir. Sanal bir şehre ve şehirlerde yaratılan geleneklere sahiptir. Beslenmeye ve giyinmeye ihtiyacı vardır. Gerçek zaman ile paralel doğrultuda ilerleyen sanal zaman çelişki yaratır. Günlük olarak sınırsız sayıda çelişkiler ve bilgiler akışı, gerçekleştiği hem sanal ve hem gerçek Dünya’da bölünmüşlük yaratır.

Camdan duvarların yarattığı sessizlik yanılsaması otoritesini sürdürür sanal alemde, her yer yansımadır, her yer hareket halindedir. Bu sefer insanların ve arabaların yolculuğu değil; fikirlerin, düşünceler hareket halindedir. Fikirleri taşıyan sanal çocuklar birbirlerini ezme yarışı içinde hızlı hızlı sanal dünya ile gerçek dünyayı ayıran dijital duvarın önüne koşarlar. Bütün alışveriş burada gerçekleşir. Gerçekliği teslim alan sanallık tekrar gerçek olur. Şimdi ise gerçek insan – sanal çocuğun annesi – sanal çocuğuna kaynak olarak kullanığı özelliklerini gerçek hayatında kullanacaktır.

İletişim dönüştükçe bilgi de dönüşür, yerin, zamanın ve mekanın önemi kalmaz. Sürekli dolanan bilgi akışı : Üst üste yığılmış insanlara, sıkış tıkış giden otobüslere ve dolmuşlara benzer, sabahtan akşama kadar damarlarınızı sıkıştırır. Gerçek sen, sanal çocuğunu sürdürmek için sanal dünyanın içinde filtrelemeye devam eder. Bir süre sonra, filtreden geriye dijital ahlakın kalır geriye. O da neyin nesi ise artık. Davranışın elektronik tepkilere dönüşür. Elektronik tepkiler yaşamsal tepkilere dönüşür. Kaçınılmaz bir çelişki olur insan.

QR: Quick reaction.

Ece Ayhan – Yalınayak Şiirdir

1. Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim

Emrazı Zühreviye Hastanesi’ne kapatıldı anamız
Adıyla çalışan ermiş Sirkeci kadınlarındandır

Şeker atar hâlâ mazgallardan Cankurtaran’da
Acı Bacı’nın acı bilmez uçurtma çocuklarına

Yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz?

2. Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim

Babamız dövüldü güllabici odunlarla tımarhanede
Acaba halk nedir diye düşünür arada işittiği

Dudullu’dan tâ Salacak’a koşarak alkışlayalım
Fazla babalarıyla dondurma yiyen çocukları

Hangi çocukların neye imrenmesi yalınayak şiirdir?

“çocuk kurtuluş cephesi” boyama kitabı

IFL ya da Infant Liberation Front ya da Çocuk Kurtuluş Cephesi, 1972 yılında 10 yaşın altındaki çocuklar için kurulmuş bir terörist organizasyon. fakat bu anarşist grup sahip oldukları genç üyelerin grup manifestosunu anlayacak okuma becerelerini geliştirmedikleri için ciddi bir etki yaratmakta geri kalmış.

ILF01-www-scarfolk-blogspot-com

buna rağmen 1973 yılında bir dönüm noktası yaşanmış ve ILF daha erişilebilir-anlaşılabilir bir boyama kitabı yayınlamış. bu boyama kitabı grubun amaçlarını yansıtan ve üyelerin yatmadan önce kolaylıkla yapılabilecekleri terör aktivitelerini içeren bir çalışma olmuş. kısa sürede çok ciddi ses getiren bu kitap, çevredeki bütün çocuk parklarında dağıtılmış.

ILF02-www-scarfolk-blogspot-com

ILF’in temel amacı dünyanın çocuklar tarafında yönetilmesini sağlamaktı fakat aynı zamanda “(onların izinlerini almaya gerek kalmadan) bütün yetişkinleri ortadan kaldırmak” istediler. bunu başarmak için grup bütün sınırları zorladı. çocukların orduları (ödevlerini yaptıktan sonra) sokakları kolaçan etmeye ve yetişkinleri avlamaya başladı, sadece 1976 yılında 250 yetişkin kaderine mahkum oldu ve ortadan kayboldu.

ILF03-www-scarfolk-blogspot-com

1978 yılında 50 yaşındaki araştırmacı gazateci Arthur Grubbe’nin 3 yaşındaki bir kız gibi grubun içine sızması sonrasında grup dağıldı. Grubbe ILF’in hükümet tarafından yetişkin yaşa geldiklerinde sivil destek hizmetlerine yerleştirebilecek sosyopatlar yetiştirmek için gizlice desteklenen bir organizasyon olduğunu ortaya çıkardı.

Grubbe bir ünlü haline geldi ve Arthur ismi 1979 yılında en popüler kız ismi oldu.

polis şiddeti boyama kitabınız kitaplığınızda değil mi?

naif yerimizden vurdular bizi

Sabi bir kan aktı
Lekesi çıkmaz artık beyazların.
Ağır metal kokan niyetimiz oksitlendi.
Kirli paslı,
Allı güllü büyüdük.
Büyümek denilen soysuz bir zaman kaybı işte.
Kaybımız bize ziyan…
Aklın ehlileşir
Ruhun törpülenir.
Kendinden geriye sen kalırsın.
Ve …
Traş ettiğin kılların arasına saklanmış bitlerin katilisin artık.
Köşe başından gülümsediğin hayatın pezevenki.
Bir çocuk doğdu kanlar içinde
Bir çocuk öldü kanı senin zihninde.

siz çocuklar

Eminim kendi kafanda sen de delisindir. Her yerde anlam aramak zihinsel bir intihardır.

Eminim bir annen, bir baban vardır. Eminim annen her gece babanı vuruyordur pompalı tüfeğiyle.

Eminim bir duvar vardır, bir sen vardır bir de aşk; sen hep ötesindesindir.  Emin olmak artık bir varsayımdan ibarettir.

çünkü hep seçenekler sunar hayat: yürüyorsundur-yürümüyorsundur, keyiflisindir-*haniyadaöyledeğildirdahaçokşeygibidir*, gecedir bir sabah-ya da karanlıktır…

Bisiklettesindir-bisikletten düşersin.

Bir de reddedilemez şeyler vardır. Eminsindir.

Erkekler: kadınlar için yaşar.

kadınlar: daha kadınlar için yaşar.

daha kadınlar: yaşamaz.

Her şey sıradan ise

biri mutlaka ölmüştür.

fakat eğer atladıysan bisikletten

herkes ölmüştür.

hayatın tragedyası acıdır. ve de garip

yere tükürmek kadarda zarif ve nayif

ve lütfen dikkat edin hiçbir “yaşayan”

bahsetmemiş devrimden

*

karanlıkta, yalnız dans ediyorum

*

karanlıkta, yalnız dans ediyoruz

*

*

.

 

children underground . 2001

children underground. izledikten sonra bir kaç dakika sizi yerinizden kıpırdatmayan ve tokat gibi çarpan belgesellerden biri. 2001 yılında çekilmiş. romanya’nın tarihinin kaybolmuş evsiz çocuklarını anlatıyor. komünist lider çavuşesku’nun ülkenin iş gücünü arttırmak amaçlı doğum kontrolünü ve kürtajı yasaklamasından sonra binlerce istenmeyen çocuk çok kötü koşullar altında yetimhanelere yerleştiriliyor. komünizmin yıkılması ile birlikte de bu çocuklar sokaklarda yaşamaya başlıyor. çocukların bir kısmı bu yetimhanelerden, bir kısmı ise yoksul ailelerinden kaçıyor. filmin çekildiği dönemde sokakta bu şekilde 20.000 çocuk olduğu söyleniyor – güncel rakamı bilmiyorum. bu belgesel ise 20.000 çocuktan 5 tanesinin hikayesini anlatıyor bükreş’te bir metro istasyonunda yaşayan.

ülkemiz için de farklı hikayeler olmadığını biliyoruz her gün sokakta gördüğümüz ve uzaklaştığımız çocuklardan. izledikten sonra belki daha dikkatli bakarsınız.

“… ve yine… bu hayar zor. oldukça zor. çok zor.”

izle . children underground @ youtube

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.