Etiket: çin

MONGOL

1266 yılında Cengiz Han’ın oğlu Tulu’nun oğlu Kubilay tüm Moğol dünyasının başına geçti ve Büyük Han oldu. Ülke öylesine büyümüştü ki dünyanın 4 te 3’ü Moğol kontrolü altındaydı. Ortadoğu ve batı Asya toprakları Kubilay Han’ın abisi Hulagü Han’ın kontrolünde, Rusya toprakları Altın Ordu ismiyle Cengiz’in büyük oğlu Çuçi’nin oğlu Batu Han’ın elindeydi. Kubilay Han ise Yuan Hanedanlığı ile Tibet’ten Kore’ye kadar olan muazzam büyüklükteki topraklarda hükmünü sürüyordu. Yıllarca göçebe olarak yaşamaya alışkın Moğol halkı artık şehirleşmeye başlamıştı.

Kubilay Han kendine bir başkent yapma girişimlerine başlamıştı. Müslüman mimarları ve Orta Asyalı ustaları şehri yeni bir tarzda inşa etmeleri için görevlendirmişti. Kubilay’ın başkenti kuzey-güney ekseninde uzanan geniş, düz caddelere ve onlara dikey olarak uzanan doğu-batı caddelerine sahipti. Geniş caddeler inşa edilmesinin sebebi, Çinli işçilerin tekerlekli el arabalarından çok Moğolların askeri manevralarıydı. Bu caddeler ata binmiş dokuz süvarinin yan yana dizilerek şehrin içerisine doğru dörtnala ilerlemelerine yetecek kadar genişti. Şehir İtalya, Hindistan ve Kuzey Afrika kadar uzak yerlerden gelen tüccarlara ev sahipliği yapıyordu. Alimler ve doktorlar kendi alanlarında çalışmak için Ortadoğu’dan gelmişlerdi. Uluslararası ilkelerin çoğuna sahip olan şehir gerçek bir dünya başkentiydi ve bu role uygundu. Bu şehrin adı Han Kenti anlamına gelen Hanbalık’tı. Daha sonra bu isim Çin’in şehri Pekin oldu.

Kubilay tıpkı büyük babası Cengiz gibi bir yasa adamıydı. Yönetim toprak sahiplerinin mülkiyet hakları, düşürülmüş vergiler, gelişmiş yollar ve ulaşım konusunda güvence veriyordu. Büyük Han Tibetliler, Ermeniler, Kitan aşireti, Araplar, Tacikler, Uygurlar, Tangutlar, Türkler, İranlılar ve Avrupalıların dahil olduğu farklı yönetim gruplarındaki yabancıları sürekli olarak kaynaştırmaya çalıştı.

İpek yolu gibi en büyük ticareti elinde bulunduran Kubilay bu ticaretin hızını ve güvenliğini arttırmak için kağıt para kullanımını yaygınlaştırdı. Parayı dut ağacı kabuğundan yapılan ve Avrupa’da yaygın şekilde bilinmeyen kağıt olarak tarif etmişti. 1269’da Moğol Dil Okulu’nu daha sonra 1271’de Moğol Ulusal Üniversitesini kurdu. Güncel olayları kaydetmek, eski metinleri düzenlemek, yayımlamak ve arşivlerden yararlanmak için özel uzmanlar görevlendirdi. Tiyatro oyunlarına büyük bir istekle destek verilmişti. Moğol saray mensupları akrobatik hareketler, duygusal müzik, parlak makyaj ve renkli kıyafetlerden oluşan oyunları izlemekten büyük keyif alıyorlardı. Ortaya çıkan oyunlar Çin edebiyatında halen de adından söz ettiren oyunlardı.

Çin ve Paris’in sanatçıları, Büyük Han’ın hizmetinde birbirleriyle yarışıyorlardı.

Edward Gibbon, Decline and Fall of the Roman Empire

Moğollar tüm dinlerin özgürlüğüne Cengiz Han döneminden beri büyük önem veriyorlardı. O zamanın dünyasında dini bu kadar özgür yaşayan başka bir devlet olmadı. Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist, Şaman, Konfüçyüsçü tüm dinler birbirleriyle yaşamayı öğrenmişler ve bunu sevmişlerdi. Moğollar fethettikleri dünyada oldukça ölçülü ve tedbirli hareket etmişlerdi. Fethettikleri bölgelerde özel bir mimari tarz uygulanmasını zorunlu kılmamışlardı. Dillerini ve dinlerini bu ülkedeki insanlara zorla kabul ettirmeye çalışmamışlardı, vatandaşların yaşam tarzında köklü değişiklikler yapılmasını talep etmemişlerdi.

Dünyadaki ilk posta sistemi Cengiz Han zamanında kurulmuş ve Kubilay Han zamanında geliştirilmişti. Posta istasyonları aracılığıyla mesajlar, insanlar, mallar, at ya da deve kervanıyla Moğolistan’dan Vietnam’a, Kore’den İran’a gönderilebiliyordu. Moğol ticaretinin yükselmesi birçok kumaş türünü dünya pazarıyla tanıştırdı. Batı’da saten olarak bilinen pürüzsüz ve parlak ipek türü ismini Moğollara ait Zaytun Liman’ndan almıştır. İtalyan yazarlar Dante il Boccaccio ve İngiliz yazar Chaucer dünyadaki en zarif kumaşa “Tatar Sateni” ifadelerini kullanmışlardı. İngiltere Kralı II. Edward şövalyelerin kıyafetlerinde kullanılmak üzere 150 adet dizbağı nişanı sipariş vermiş ve hepsinin Tatar mavisi olmasını özellikle belirtmiştir.

Bu yazıda Moğollara birazda farklı bir şekilde bakalım istedim. Tüm dünyanın barbar olarak tanıdığı veya öyle tanımak istediği Moğollar dünya kültürünü, sanatını, ticaretini büyük bir ölçüde etkilemişlerdir. Matbaayı ilk defa onlar kullanmışlar, ilk kağıt para ticaretini onlar başlatmışlar, posta sistemini ilk onlar dünyaya duyurmuşlardı.

Ama biz onlara barbar demeye ve hala Cengiz Han’ın Türk olup olmadığını tartışmaya devam edelim.

Son olarakta Moğol ezgileri isteyenlere buraya bir müzik bırakayım

Batzorig Vaanching – The Beautiful Steppe

Kaynaklar:
Marco Polo, The Travels of Marco Polo
Jack Weatherford, Cengiz Han (çev. Sermin Karakale

Taipei – National Palace Museum

online kütüphane paylaşımlarımızda çin’e uzanıyoruz. karşımızda taipei national palace museum ve 70.000’den fazla yüksek çözünürlüklü indirebileceğiniz eser var. her ne kadar ingilizce versiyonu biraz daha geriden gelse de kaybolmanız ve hayranlık duymanız için yeterli malzeme var; zira 800 yıllık bir dönemi kapsıyor.

胃口大開

national palace museum – open data

öcü gibi korkuyorlar mao zedong yoldaşımdan

Balıkesir Ülkü Ocakları ve Kamu -Sen’e bağlı memur sendikaları üyeleri, Uygur Türklerine yapılan uygulamaları, Ali Hikmet Paşa Meydanı’nda gerçekleştirdikleri eylemle protesto etti. Grup, Mao Zedong’un maketini astı, vatandaşları Çin mallarını boykota çağırdı. Gençler, ellerinde Türk ve Doğu Türkistan bayraklarıyla, tekbir getirerek Ali Hikmet Paşa Meydanı’na yürüdü. Burada toplanan gurup, ‘Kahrolsun Kızıl Çin’, ‘Türkistan’a özgürlük’, ‘Ya Turan ya ölüm, başka yolu yok’, ‘Kanımız aksa da zafer İslamın’ sloganları attı. Gençler, Çin Komünist Partisi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedong’un maketini meydanda kurulan sehpada astı. Balıkesir Ülkü Ocakları Başkanı Kürşat Can Ateş, Doğu Türkistan’ın kan ağladığını belirterek, “Kızıl komünist Çin’in insanlık dışı muamelelerine maruz kalan soydaşlarımız acı çekerken, hür dünya her zamanki gibi üç maymunu oynamaktadır” dedi.

ozan rençber’in şarkısını bugünleri düşünerek hazırladığını bilseydik belki tepkimiz bu çok olmaz. kendisi öcü gibi korkuyorlar mao zedong yoldaşımdan derken haklıymış. hatta balıkesir halkı üşenmemiş kendisi için mao zedong’u öcü gibi yapmış.

en son taksimde çin restoranı basıp türkistanlı çocuğu çinli zannedip döven kitle, koreli turistlere saldırdıktan sonra yaptığı bu hamlesi ile en yaratıcı modern sanatçıları bile geride bırakan gerçekliğe sahip olmaya devam ediyor. ülkemizde sırada ne olabiliri sizin tahminlerinize bırakıyoruz.

ayrıca muhtemelen eylemlerini yaparken kullandıkları ürünlerin %70-80’inin çinden geldiği gerçeğinin yanında çin mallarını boykota çağırmalarına da ayrı kalp yapıyor, üstüne layk diyoruz.

şaibeli yurdum, cinnet vatanım.

huang qingjun, kendisi çin memleketinden bir fotoğrafcımız. “jiadan” ya da “family stuff” ya da “ev eşyaları” adlı fotoğraf serisi ile kendisini tanıyoruz. arkadaş son 10 yılda çin’in kırsal bölgelerini gezi ailelerin sahip olduklarını kapılarının önüne serip fotoğraflamış. insan ihtiyaçlarının aslında oldukça basit olduğunu ve temel ihtiyaçların bütün ailelerde benzer olduğunu gözler önüne sererken, çin’de yaşanan ekonomik büyüme ve modernizasyonu da gözler önüne sermeyi başarmış. göz atmanızda ve göz atarken kendi eşyalarınızı sorgulamanızda fayda var.

 huang qingjun

jiu jitsu öğreniyoruz

jiu-jitsu

Japonca dilinde “ince sanat” anlamına gelmektedir. Çok eski bir Uzakdoğu Dövüş Sanatıdır. İlk olarak Çin’de tatbik edilmiş, fakat Japonya’da geliştirilmiştir. Bazı araştırmacılar Jiu-Jitsu’nun bu ilkel metodları sayılabilecek hareketlerin, 1600-1645 yılları arasında, Ghen-Phin adlı bir Çinli tarafından tatbik edildiğini ileri sürerler. Bu iddiaya göre Ghen, Jiu-Jitsu’nun bu ilkel metotlarını hasımlarını öldürmek için kullanırdı. Ghen-Phin bir ara Tokyo’ya gider ve orada bazı savaşçılarla tanışır. Bu savaşçılar, silah kullanmayı yasaklayan bir tarikata mensuptur. Ghen-Phin; öldürücü Jiu-Jitsu hünerlerini savaşçılara, para karşılığında öğretir ve bu sayede tarikat mensupları, tekniklere vakıf olurlar. Bununla yetinmeyip, geliştirirler de. Bu Dövüş sanatı, böylece gelişme ve yayılma imkanı bulur.

bazen bir polisi tutuklamak gerekebilir ve bu durumda tek yapmanız gereken dikkatli bir biçimde adımları uygulamak.

hafif arkadan biraz soluna geçin (1) çünkü sol tarafında belinde asılı duran jopunu tutup en altından biraz sola ve yukarı doğru kaldırıyoruz ki dirseğinin hemen üstüne çıkartalım; sağ elinizle bu işi yaparken sol eliniz boş durmasın ve kendisinin sol bileğini kavrayın, arkadan jop ile sıkıştırın ve elini düz tutun, resimde görebileceğiniz gibi pelvis kemiğinin azıcık önünden. bu iki noktada çok pis acıtır, evvela elinin ortası sonrada jopun dürttüğü yan. ikinci noktaya dikkat edin. jiu-jitsu’nun knock-out’larından biridir ve yere çökertmeye birebirdir.

yazar bunu denemek için New York’ta bir polis ile deneme yapmıştır. yere yığılan polise bunu yapsalar sana ne yaparsın diye sorduğunda ya kolumu kırarım, ya kendimi öldürürüm demiştir.

japon kardeşlerimiz aynısının tıpkısını belinde kılıç taşıyanlara yapıyordu. ders alın. jiu jitsu öğrenin. sokaklar palalı insanlar ile dolu.

kowloon walled city

kowloon walled city çin ingiltere’nin yönetimi altındayken hong kong’un hemen yanında kurulmuş ve duvarlarla çevrilmiş – çeşitli yerlerde anarşi şehri diye anılsa da anarşi kelimesinin anlamı hassasiyetimizden biz kullanmıyoruz. ne çin ne de ingiltere sorumluluğu altına almayınca bağımsız ve kanunsuz bir kent haline gelmiş. nüfus yıllar geçtikçe artmaya devam etmiş (1980 yılında 50 bin kişi yaşıyormuş) ve bölgede oturanlar çöplerle tıkanan sokakların üstünde yükselen labirent koridorlar inşa etmiş. binalar abartı bir şekilde yükselince aşağıdaki katlar güneş ışığı alamaz olmuş ve 7/24 aydınlatma kullanılmaya başlanmış. genelev, kumarhane, uyuşturucu imalathaneleri ve dükkanları, köpek eti satan restoranlar ve kanun dışı üretim dışı üretim yapan tesisler ile dolmaya başlayınca 1993 yılında ingiliz ve çin hükümetlerinin kararıyla boşaltılmış, yıkılmış ve yerine park yapılmış. her ne kadar sefalet içerisinde, alt alta üst üste bir yaşam gibi gözükse de yaşayanlar halinden memnunmuş.

görüntüler anlamlı gelmiyorsa rakamlarla konuşalım nüfus yoğunluğu km2 başına 1.920.000 – bu rakam kalabalık kelimesinin gerçek anlamıyla kullanıldığı mong kok için 130.000 – hong kok için 6.700. popüler kültür verisi de sağlayıp, yine arkadaşlarınız arasında ön planda olmanızı sağlıyoruz – blade runner – filminin sokak sahneleri buradan ilham alınmış. aşağıdaki infografik ile olayın detayını inceleyip hey gidi dedikten sonra gezi direnişi üzerine paylaşımlarınıza devam edebilirsiniz.