Etiket: charles bukowksi

bukowski, yürüyen merdivendeki kız

bukowski’nin en çok dikkat eden şiirlerinden yürüyen merdivendeki kız’ın (girl on the escalator) yönetmen kayhan lannes Öözmen tarafından kısa filme uyarlanmış hali. gayet başarılı bir yorum olmuş. aşka bir de bu açıdan bakın…


Yürüyen merdivene biniyorum,
Genç bir adamla çok hoş bir kız
Var önümde.
Kızın pantolonu ve bluzu tenine yapışmış.
Yukarı çıkarken
Kız bir ayağını
Bir basamak yukarı yerleştiriyor
Ve kıçı büyüleyici bir biçim alıyor.
Genç adam etrafına bakınıyor.
Endişeli bir hali var.
Bana bakıyor.
Başımı çeviriyorum.
Hayır, genç adam, bakmıyorum,
Sevgilinin kıçına bakmıyorum.
Kaygılanma, ona da sana da saygı duyuyorum.
Hatta, her şeye saygı duyuyorum: büyüyen çiçeklere,
Genç kadınlara, çocuklara, bütün hayvanlara, değerli
Ve karmaşık evreninize, her şeye ve herkese.
Genç adamın biraz rahatlamış
Olduğunu hissediyor ve seviniyorum
Onun adına.
Sorununu biliyorum: kızın bir
Annesi var, babası var, belki de bir kız kardeşi
Ya da ağabeyi, ve kuşkusuz bir sürü sevimsiz
Akrabası ve dans adip flört etmeyi seviyor ve sinemaya
Gitmeyi seviyor ve bazen aynı anda sakız çiğneyip
Konuşuyor ve aptal televizyon dizilerine bayılıyor ve
Gelişmekte olan bir aktris olduğunu düşünüyor ve
Her zaman çok güzel görünmüyor ve ürkütücü
Bir öfkesi var ve arada sırada çıldırdığı oluyor ve
Telefonda saatlerce konuşabiliyor ve yakında bir yazını
Avrupa’da geçirmek istiyor ve ona neredeyse yeni
Bir Mercedes almanı istiyor ve
Mel Gibson’a âşık ve annesi ayyaş ve babası ırkçı
Ve bazen çok fazla içtiğinde horluyor ve yatakta genellikle
Soğuk ve bir gurusu var, 1978 yılında çölde İsa’yla karşılaşmış
Bir tip, ve dansçı olmak istiyor
Ve şu anda işsiz ve ne zaman şeker ya da peynir yese
Migreni tutuyor.
Kızı yürüyen merdivende
Yukarı çıkarışını izliyorum, kolunu
Korumak ister gibi beline
Dolamış, talihli
Olduğunu düşünüyor,
Kendini çok özel
Buluyor, dünyada hiç kimsenin
Sahip olmadığı bir şeye sahip olduğunu düşünüyor.
Ve haklı, çok
Haklı, kolunu
O bağırsak,
Mesane,
Böbrek,
Akciğer,
Tuz,
Sülfür,
Karbon dioksit
Ve
Balgam
Yığınına dolarken.
Şans
Dilerim.

“güvenli” internet

bildiğiniz gibi “seçmek özgürlük” sloganı altında sunulan güvenli internet hizmeti iddaa edildiği üzere “muhtemel zararlı içeriklerden koruyan” bir sistem. çocuk ve aile profili olarak iki seçenek mevcut. bunlardan ilki çocuk olanı “Pedagoji, sosyoloji ve psikoloji alanlarında uzman akademisyenlerin bulunduğu bir komisyon tarafından belirlenen kriterlere uygun kategorilerdeki sitelere erişilebilen profildir.” şeklinde geçiyor. bu kriterlerin ne olduğu net olarak belli olmadığı için sistemin saçmalayacağı apaçık ortadaydı ve özgürlük diye bağırılan ortamlarda neyin özgürlüğü olduğu tartışılmaya başlandı. karşımızda aşağıdaki haber mevcut;

“Güvenli İnternet” kapsamında Darwin’in Evrim Teorisi de sansüre takıldı. Evrim Teorisi’ni anlatan siteye Çocuk Profili altında yasak gelirken, bu teoriye karşı olan siteye ise erişim sağlanabiliyor. Evrim Teorisi’ini ziyaretçileriyle paylaşan “evrimianlamak.org” sitesi Çocuk Profili altında yasaklı görünürken, bu teoriye karşı duran “evrimaldatmacasi.com” ise filtereye takılmış değil ve bu profil altında görüntülenebiliyor.

biraz daha derinlemesine araştılsa yüzlerce benzer örneğin çıkabileceğine eminim. ay bu çok yanlış bıdı bıdı deyip sayfalarca konuşacak da değilim ki mahkeme kararıyla sitelerin kapatıldığı bir ülkede, herhangi bir mantık çerçevesine oturtulamayan bir uygulamayı tartışmak bile mantıksız. ve olayın özeti bence aşağıda;

Demokrasiyle diktatörlük arasındaki fark: Demokraside oy verip sonra emirlere itaat edersiniz, diktatörlükte ise zamanınızı oy vermekle harcamazsınız. – c.b


çocuklar maket savaş uçakları yapmıyorlar artık,
hayali pirinç tarlalarında dövüşmüyorlar,
savaşın yararsız, yerleri süpürmek ya da çöp toplamak
kadar sıradan bir iş olduğunu biliyorlar,
kovboy filmine gitmeyi ya da alış veriş
merkezlerine takılmayı ya da hayvanat bahçesine
veya futbol maçına gitmeyi yeğliyorlar,
kolej, otomobil, kadın, ev ve barbekü hayalleri kurmaya
başlamışlar bile, bir başka düşün tuzağına
yakalanmışlar, onları savaş kadar
çabuk öldürmeyecek bir düşün, en azından
bedensel olarak.

charles bukowski

… bir keresinde adamın birinden shakespeare sevmediğim için yazmaya hakkım olmadığını anlatan uzun ve öfke dolu bir mektup almıştım. gençler bana kanıp shakespeare okuma zahmetine bile girmeyeceklerdi. böyle bir konum almaya hakkım yoktu. sayfalarca bunu söyleyip durmuştu. cevaplamadım. ama burada cevaplayacağım.

siktir git lan. hem ben tolstoy’u da sevmem.

charles bukowski

no title

Birkaç seneden beri bir şeyler karalarım. Şiir, öykü, roman vs. Ve iki ayda bir yeni birini severim; yazar olarak. Şimdiye kadar çok kişi beğenmişimdir ama en rahatı gerçekten de Bukowski. Şiirlerine şiir demiyorum ben, onlar daha çok ‘kafama esti’ tarzında şeyler ve bu durum çok doğal. İnsana inanılmaz bir huzur veriyor; en azından bana veriyor. Kasmıyorum okurken, hemen anlıyorum ve bu durum iyi bir durum çünkü eminim benim gibi yazdığı halde okumayı pek sevmeyen çok insan vardır. İşte o insanlar için C.B. bir numara. Bir de Yasemin Mori ne tatlı hatun ya, hem iyi müzik yapıyor hem de popüler oldu. İnanılmaz. Bu arada o herifin de hiçbir kitabı elimde yok he! Öyle netten bulduklarımı okuyorum ama yine de çok iyi. Hem internetten  okunurken zevk veriyorsan çok iyisin demektir. -Of yanlış bir şeye bastım, sayfa gitti, hemen geri aldım; yazı duruyor. Bu da rahatlatıcı ve huzur verici. Elin her zaman ctrl+c de olsun.