heykel gözüm

Yürüyorum. Ayaklarım beton karoların üzerinde. Yürüdükçe önüme gelen betonu adım adım istemeden de olsa adımlıyorum. Beton kaplı sokağı saran evler, apartmanlar ve onların alt katlarındaki dükkanlar bana benim, bizim, birazda senin geçtiğin yolların bir kopyası gibi görünmeye başlıyor. Gözümle göremediğim insanların adımlarını da düşünüyorum. Belirli bir düzende yerleştirilmiş, birbirlerinin ardını izleyen pencerelerinden kısık gözle beni

Gezegen B Yok

Uzaylılara inanıyor muymuşum? Bir kere sorunun biçimi yanlış. Uzaylıların varlığına inanıyor muyum olmalıydı. Neyse çok önemli değil. Bu konuyu hiç düşünmedim dedim. O da dedi ki ben inanıyorum. Hatta kesin diyebilirim. İnanıyorum yani. “Kesin inanıyorum” kendi içinde hiçbir anlamı olmayan bir ifade. Kesin ile inanmak birbirini götürür çünkü ve elde var sıfır. Benim için hiçbir

distraction

distraction kelimesinin türkçe karşılıkları bana yeterli değil gibi geliyor. “dikkatin dağılması” en yakını olmak ile birlikte “oyalama” bence anlatılmak istenileni ifade edemiyor. fakat bu problemi dil bilimcilere bırakıyorum zira konumuz bu değil. ülkenin gündemi mağlum, son 3-4 yıldır genelde olumsuz haberler gündemi meşgul etmekteyken son 1 yıldır ise olumlu diyebileceğimiz gündem oluşturan konular bir elin parmaklarını geçmiyor.

#BillionPeopleMarch

tarihin akışını biz değiştireceğiz. kanadalı pek sevdiğimiz ve desteklediğimiz dergi “adbusters” dünyanın çeşitli bölgelerinden doğrudan eylem gruplarıyla işbirliği içerisinde 19 Aralık 2015’te #BillionPeopleMarch adında yeni bir sivil itaatsizlik günü çağrısında bulundu. an itibariyle paris’te toplanmış bulunan COP21 zirvesi’nde (birleşmiş milletler iklim değişikliği sözleşmesi taraftar toplantısı) yaşanan iklim krizine bir çözüm bulunamayacağını ve birkez daha dünya

parley for the oceans

okyanuslarda planktonlardan daha fazla plastik, nehirlerde ve göllerde balık yumurtalarından daha fazla plastik parçaları var. okyanuslardaki plastik probleminin çarpıcı bir örneğini geçtiğimiz yıllarda paylamıştık – washed up – ve geçen zaman diliminde durumun kesinlikle daha kötüye gittiğini söyleyebiliriz. parley for the oceans ya da okyanuslar için tartışma yaratıcıların, düşünürlerin ve liderlerin okyanusların kırılganlığı ve güzelliği konusundaki

küresel umursamazlık

içinde bulunduğumuz ve bir alternatifi olmadığı düşünüldüğü için mükemmel olduğuna inandığımız sistem bir durup düşünüldüğünde gerçekten kendi dinamikleri ve değerlendirme kriterleri içerisinde oldukça başarılı bir şekilde var olmaya devam ediyor. sistem o kadar başarılı ki kendi yarattığı krizler üzerinden kendine yeni pazarlama araçları yaratıp krizini dahi satabiliyor. yıllardır bir şekilde özellikle bazı şirketlerin önderliğinde anlatılan