Menü Kapat

Etiket: çevre (sayfa 1 / 3)

distraction

distraction kelimesinin türkçe karşılıkları bana yeterli değil gibi geliyor. “dikkatin dağılması” en yakını olmak ile birlikte “oyalama” bence anlatılmak istenileni ifade edemiyor. fakat bu problemi dil bilimcilere bırakıyorum zira konumuz bu değil.

ülkenin gündemi mağlum, son 3-4 yıldır genelde olumsuz haberler gündemi meşgul etmekteyken son 1 yıldır ise olumlu diyebileceğimiz gündem oluşturan konular bir elin parmaklarını geçmiyor. havuz medyasının buradaki rolünü tartışmaya gerek yok, sosyal medyada ise aktrollerin yarattığı suni gündemlerin, yalan haberlerin varlığını ise herkes benimsemiş vaziyette. bu noktada benim gördüğüm temel sorun ise bunlara verilen yanıtlar ve ülke gündeminin kısır döngü içerisinde karanlık çukurlarda yuvarlanması. sıklıkla “akit” denilen saçmalığın haberleri paylaşılıyor. erdem şener gibi karakter ülke gündemini meşgul edebiliyor. orwell’in hayal gücüne meydan okuyan ve neredeyse 7/24 ekranlarda olan malum partili siyasilerin saçmalamaları tartışılmaya devam ediyor. detayları ve diğer örneklere muhtemelen benden daha çok hakimsinizdir.

bu konu sadece bu talihsiz coğrafyaya da özel değil bu arada. çin gibi bir örnek var mesela yanımızda. harvard araştırmacılarının yayınladıkları bir makaleye göre çin hükümeti yılda 448 milyon ısmarlama haber ve yorum salıyor sosyal medya kanallarına. bizde de izlenilen model bilinçli ya da bilinçsiz çin modeli. hükümete potansiyel ve kitlesel tepki oluşturabilecek bütün olaylarda bu ekip devreye girip insanların zamanlarını ve mental enerjilerini tüketip organize olabilme isteklerini öldürüyor. devamlı bir hayal kırıklığı ve bıkkınlık yaratıyor. ardından bu ülkeden gitme çağrıları sosyal medya hesaplarında yayılmaya devam ediyor ve hikayaye kaldığımız yerden devam edip sokağa çıktığımızda neşeli 1-2 insan gördüğümüzde şaşırıyor hale geliyoruz.

bu problemin çözümsüz olduğuna ya da bu durumun değiştirilemeyeceğine inanmıyorum. aldırmamak gibi bir eylememiz var elimizde ya da görmemezlikten gelmek. bu durum kayıtsızlık ya da yapılanlara sessiz kalmak değil kesinlikle. aksine ulaşmak istediklerine karşı en etkili eylem olabilir. dolayısıyla filtrelerinizi açık tutun, gerçek olan haberlere odaklanın ve saçmalıklara yanıt vermek için enerjinizi harcamayın. siyasetin saçmalıklarının hayatınızın içerisinde bu kadar ciddi bir yer edinmesine izin vermeyin. kendi gündeminizi yaratın, zira kötülük ve karanlık kendi dahil her şeyi yutarak yok etme eğilimindeyken. cesaretin ve bütün güzel şeylerin bulaşıcı etkisi vardır. ve bu hafta sonu biraz daha sanata, müziğe, kitaplara, doğaya, çevrenize ve sevdiklerinize vakit ayırın. dinlenmeyi de ihmal etmeyin.

kurtulmak ve arınmak için belki de bilmemiz gereken tek şey yaşıyor olduğumuzun farkına varmak.

#BillionPeopleMarch

tarihin akışını biz değiştireceğiz.

kanadalı pek sevdiğimiz ve desteklediğimiz dergi “adbusters” dünyanın çeşitli bölgelerinden doğrudan eylem gruplarıyla işbirliği içerisinde 19 Aralık 2015’te #BillionPeopleMarch adında yeni bir sivil itaatsizlik günü çağrısında bulundu. an itibariyle paris’te toplanmış bulunan COP21 zirvesi’nde (birleşmiş milletler iklim değişikliği sözleşmesi taraftar toplantısı) yaşanan iklim krizine bir çözüm bulunamayacağını ve birkez daha dünya liderlerinin ve korudukları sistemin bizi felakete sürükleyeceğini biliyoruz. dolayısıyla online olarak bir araya gelecek aktivistler mevcut küresel ekonomik düzeni sona erdirmek için sokaklara çıkıp çeşitli global eylemlerde bulunacaklar; 19 aralık günü başlayacak hamle ile birlikte statükoyu mümkün mertebe bozup global dünya düzenini yeniden şekillendirme gayretiyle.

basit bir eylem çağrısı olarak yorumlayabilirsiniz, fakat “occupy wall street” hareketi arkasında da aynı grubun olduğunu belirtmekte fayda var. ayrıca aşağıda izleyeceğiniz video’da gezi parkından görüntüleri sevindirici iken diktatörler arasında pek tabii tanıdık yüzler göreceksiniz. ülkemiz sınırları içerisinden de destek bulması dileğiyle.

billion people march – world revolution?

parley for the oceans

okyanuslarda planktonlardan daha fazla plastik, nehirlerde ve göllerde balık yumurtalarından daha fazla plastik parçaları var.

okyanuslardaki plastik probleminin çarpıcı bir örneğini geçtiğimiz yıllarda paylamıştık – washed up – ve geçen zaman diliminde durumun kesinlikle daha kötüye gittiğini söyleyebiliriz. parley for the oceans ya da okyanuslar için tartışma yaratıcıların, düşünürlerin ve liderlerin okyanusların kırılganlığı ve güzelliği konusundaki farkındalığı arttırmak için bir araya geldiği bir oluşum. okyanuslarda yaşanan yıkımı engellemek için çeşitli projeler geliştiriyorlar ki güzel hamleler.

okyanuslarda yaşayan canlılara, arılara, doğaya insanoğlunun ihtiyacı var – o canlıların insanoğluna değil. ve kesin olan bir gerçek ise okyanuslar yokolduğunda, insanlığında yok olacağı. bilgilerinize.

parley for the oceans

 

küresel umursamazlık

içinde bulunduğumuz ve bir alternatifi olmadığı düşünüldüğü için mükemmel olduğuna inandığımız sistem bir durup düşünüldüğünde gerçekten kendi dinamikleri ve değerlendirme kriterleri içerisinde oldukça başarılı bir şekilde var olmaya devam ediyor. sistem o kadar başarılı ki kendi yarattığı krizler üzerinden kendine yeni pazarlama araçları yaratıp krizini dahi satabiliyor. yıllardır bir şekilde özellikle bazı şirketlerin önderliğinde anlatılan küresel ısınma masalı sonrasında oluşturulan ortamda “yeşil” olduğu için satılan ürünleri daha pahalıya satıp daha çok kar elde eden şirketlerin sesi de artık kesilir oldu – en azından eskisi kadar “yeşil” ürünleri satamadıkları için pazarlama faaliyeti yapmıyorlar.

hal böyle olunca da her şeyin aslında yolunda gittiği düşüncesi ile birlikte “kocaman” dünyanın sanki sınırsız olduğu ve kaynakların hiçbir zaman tükenmeyeceği illüzyonu ile yaşamaya devam ediyoruz. ara sıra gelen sıcak hava dalgaları ya da ani su baskınları ve seller, twitter’da 10-15 dakika trending topic olmak ve popüler instagram fotoğrafları içerisine girmekten başka bir etki yaratmıyor. üstteki grafik ise bu durum için sadece bir hatırlatma. 1880 yılından bugüne 20. yüzyıl ortalama sıcaklarına göre son yıllardaki sıcaklık farkını ortaya koyuyor. koyu kırmızı olanlar ise 20. yüzyılın en sıcak 10 yılı. bu sıcak havaların etkilerini, buzulların erimesinin sonuçlarını daha önce defalarca paylaşmıştık ki umrunuzda olmadığını da biliyoruz.

bu tarz çevre problemleri için çözüm artık bir kaç watt elektrik tasarrufu yapmak, daha az plastik kullanmak ya da petrol boru hatlarını engellemekten geçmiyor; bunların bütün altyapıyı dondurma çağrılarından bir farkı yok. bugün modası geçmiş olan şey bizim endüstriyelleşmiş olan yaşam tarzımız. endüstriyel sistemin bütün yapısına bozacak bir kültürel devrim yaşamadığımız sürece bu dünya üzerinde işimizin bittiğinin farkına varmamız gerekiyor. problem insanlığın araçları değil, insanlığın ruhu – ve bu ruh değişmediği sürece kendi sonumuzu hazırlamaya devam ediyor olacağız.

yıkımın mevcut hızıyla devam ettiğimizde, önümüzdeki birkaç yüzyıl içerisinde yaşayan türlerin yaklaşık dörtte üçü yok olmuş olacak. şimdi pek çok markanın avantajlı kampanya ve indirimleriyle size alışverişlerinizde ayrıcalıklar sunacak festivallerde alışveriş zevkinizi taçlandırmaya devam edebilirsiniz. alternatifiniz ise 19 aralıkta gerçekleşecek “the billion people march”.

ben tolman

ben tolman, detaycılığı, sabrı ve yeteneği ile kendisine çok net eyvallah dedirten arkadaşlardan. 180×121 cm. boyutunda günde 10 saatten fazla harcayıp 6 ayda bir işini çıkartabiliyor. insanlar ve inşa edilmiş çevrenin birbiriyle ilişkisi – sosyal, ekonomik ve toplumsal çizgiler maksimum detayda incelediği çalışmalarını bakıp geçmek ile bırakmayın. unutmayın biz de çizdiklerinin bir parçasıyız.

ben tolman

chico mendes

İlk başta kauçuk ağaçlarını kurtarmak için savaştığımı düşünüyordum, sonra Amazon ormanları için savaştığımı anladım. Şimdi farkında vardım ki aslında insanlık için savaşıyorum.

francisco alves mendes filho ya da bilindiği gibi chico mendes (1944-1988) brezilyalı kauçuk toplayıcısı, işçi sendikası lideri ve çevreci. hatta amazonların gandhi’si diyen bile var. “suçu” amazonlar’daki kauçuk ağaçlarını keserek doğal hayatı mahveden toprak ağalarına karşı sürdürülebilirliği savunması ve yerlileri örgütlemesi. 70 bin kauçuk toplayıcısını temsil eden mendes, kendisini korumak üzere atanmış polisler mutfakta domino oynarken tek kurşunla öldürüldü. kendisini öldüren çiftlik sahibi darcy alves, “bir jaguar’ı vurmak gibiydi” dedi. mendes’in ölümünün ardından yerlilerin mücadeleleri  ve brezilya ormalarıyla tropik yağmur ormanlarının hızlı yok edilişi dünya kamuoyunda önemli bir yer edindi ve mendes dünya çevreci hareketlerinin bir sembolü haline geldi. kendisi adına onlarca kitap yazıldı, belgeseller-filmler  çekildi. ayrıntılı bilgi isteyenler öldürülmesinden 3 hafta önce yapılan röportajı da içeren voice of the amazon belgeselini izleyebilir.

mendes sadece bir örnek. o içten gülüşüyle toplumların tarih boyunca kazandığı bütün hakların ya da savunduğu değerlerin belirli mücadeleler sonrasında kazanılmış olduğunun bir örneği.

ve insan ırkı jaguarlar’ı öldürerek soylarını tüketebilir ya da yağmur ormanlarını yokedebilir. fakat emin olduğumuz tek şey, doğanın kaybettiği şeyleri geri alma konusunda insanoğlundan daha güçlü olduğu ve fikirlerin asla öldürülemeyeceği.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.