vaziyet-i umumi

benim halim memleketin hali üç gündür kabızım; dışarı çıkamıyorum ne geğiriyor, ne osurabiliyorum içim gırtlağıma kadar bok! her zamanki gündelikçi kadın iki kız yollamış yerine, acemi şeyler etrafımda dolanıp duruyorlar zaten başım dönüyor, yemekten içmekten kesildim boyuna lağman yaptırıyorum, götüme fitil sokuyorum bunlar yetmezmiş gibi dışarıda sokak inşaatı yeniden başladı, matkaplar gırla… kendimi intihar edeceğim

türkiyat vapuru

Yanaşmadan önce dağıldı iskeleye Önce karinesi, sonra sintinesi Derken alt-vasat-ve üst güvertesi Baş üst-vasat-alt Ardından kıç üst-vasat-alt yolcuları Dağıldılar bir meçhul semte Kırlangıçlarleyin ellerinde filileri, çantaları Kimisi dargın eski çifteciler Dağıldılar kırlangıçlarleyin bir meçhule Deniz su döküyor arkalarından Haydan gelip huya giden cümlelere Kaptan köskü yüzüyor dalgaların üstünde Sakuli bir bok gibi Kaptanı tayfasıyla can

okumaya devam

arkamdan konuşmasınlar diye

Her donkişotun bir yeldeğirmeni vardır
Benim ki Heybeli’de
Yarı yarıya yıkık
Üstünde
Kırmızı üstüne beyaz beyaz harflerle
Kocaman
TÜRKIYE HALK BANKASI
Yazılı
Vallahi billahi de
Beş kuruş almadım o reklam için

can yücel

rahat uyu can baba.

değişik

başka türlü bir şey benim istediğim,
ne ağaca benzer, ne buluta benzer;
burası gidi değil gideceğim memleket,
denizi ayrı deniz, havası ayrı hava;
nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız!
rengi başka, tadı başka.

can yücel

eşber yağmurdereli

gözleri görmeyen eşber, dünyayla barışık gözleri açıklar dünyaya kapalı, yağmurdereli’yle birlikte savaş için, rusça niyet yani hayır, yağmurdereli’yle birlikte barış için döğüşelim, dereler gibi akacak güzelim yağmur rahmet gelecek dünyaya kör gözlerimizden akan barış gelecek dünyaya barış için döğüşelim can yücel  muhalif olduğu için beşiktaşlı olmayan, beşiktaşlı olduğu için muhalif olan abimiz.

okumaya devam