Etiket: bira

bira – rick kempen

pub: halka açık, alkol tüketilen yer anlamına gelen publichouse kelimesinin kısaltılmışıdır: kadınlar para kazanabileceklerini düşünüp evlerinin bir odasını halka açık içkili mekanlara dönüştürdü.

normal şartlar altında bu tarz ürünleri tanıtmaya yönelik kitaplara oldukça mesafeliyimdir, zira genelde reklam amaçlı kalitesiz içeriklerden ibaret oluyorlar fakat konu tüketimini ciddiye aldığım ve pek tabii sevdiğim bira olunca bir şans vermek istedim. tek seferde okumaya yönlendiren kitaplardan olması sebebiyle de özel kitaplar bölümünde kendine güzel bir yer buldu. rick kempen isimli kendisinin otuz yılını bu içkiye adamış “bira militanının” eseri ve dört dörtlük bir rehber. biranın tarihteki yerinden, bira türlerine, tadımından, saklanmasına, bardağından, hangi yemeklerle daha iyi gideceğine, bira festivallerinden, sağlıkla ilişkisine ihtiyacınız olan her şeyi kapsıyor. özellikle sarhoş olmak için değil, keyif almak için içenlerin yanlarına mümkünse kraft biralarını alarak okumamaları kendi adlarına ciddi bir kayıp olacaktır. afiyet olsun. ayrıca bu değerli eseri yayınlayan kolektif kitaba da teşekkürler.

bira
rick kempen
çeviren: mustafa özen
kolektif kitap
2018, 286 sayfa

laila ile la ilahe illallah

bülent uygun bu aralar kampüs kampüs dolanıyor, bizim okula da geldi. 10 dakika kadar dayanabildim. öncelikle arkada slayt olarak gösterdiği ve 3 fotoğraftan birinde asker selamı çaktığı bir fotoğraf albümü vardı. boyunda altın zincir, elinde altın saat, gözde güneş gözlüğü ile cep telefonuyla konuşurken çekilmiş fotoğraf bile gördüm. mantıklandırma ya da yorum yapamıyorum. bunun dışında salondakilere kaç istanbullu kaç sivaslı var sorusundan sonra istanbullulara sorduğu istanbulda ne var sorusuna kendisinin verdiği yanıt laila idi, sonra sivaslılara sordu ona da la ilahe illallah dedi. sivas spor bundan başarılıymış öğrendik. ayrıca bütün büfecilerde telefonu varmış, topçusu bira aldığında hemen ararmış esnaf. o da topçuyu arayıp 5 bir almışın, 1ini iç 4ünü birlikte içeriz dermiş, topçu da sabah idmanda camış gibi oynarmış. salonda bu laftan sonra alkış koparan bir tayfa vardı. gerisi hayal gücünüze kalmış.

Eskiden “neşe” vardı, şimdi “€œkeyifle”€ idare ediyoruz.

Küçük şeylerden mutlu olmak diye bir şey çıkmış. İlk duyduğumda sanmıştım ki bu küçük şeyler baharın gelmesi, köpekle güreşmek, muhabbetin uzayıp güneşin doğduğunu farketmen falan. Ama o değilmiş. Küçük şeyler ayakkabı, çanta falanmış. Büyük şeyler de araba, lcd televizyon vs.

Eskiden neşe vardı. Nereye gitti bilmiyorum. Varolduğunu biliyorum, bir şarkı bestelediğinde, ya da tam senin yazacağın bir şarkıyı başkası bestelediğinde ve onu tam anladığında, karşındaki arkadaşınla tamı tamına aynı fikirde olduğunda, birlikte aynı şeyi hissettiğinde, anlamlı bir şey yaptığında hissedilen bir şey. Neşe çok yorulduğundan senede belki 2-3 gün kendini gösteriyor. Onun yerine ise yedek oyuncumuz “keyif”€i koyduk. Keyif daha kolay, daha nazsız bir oyuncu. soğuk bira keyfi var, sigara keyfi, kahve keyfi, televizyon keyfi var.

Bir tane “€œhayatın tadını çıkaran adam”€ figürü var. “€œTatilimizi 5 haftaya mı çıkarsak kuzum?”€ diyor. “İşta hayatın tadı” diyor. Bu adamın mutfağı tamamen sacdan yapılmış ankastre, ona emin olabilirsiniz. Ama mutfağından da, lcd televizyonunun karşısından da çok sevdiği yer arabası. Biz gidip kamburumuzu çıkarıp sigara dumanından gözlerimiz yanarak bira içiyoruz. Ancak o adam gibi içebildiğimizde “€œbira keyfi”€ oluyor. Bunun için en ideal ortam “veranda.”€ Verandayı bildin mi? Bilemedin.

Gitmişsin ölüdenize, yine bira keyfini bi türlü becerememişsin, ağzın yüzün kaymış. Sevgilinin bacağına bi atıyosun elini; O NE LAN? Ulan bi tatil keyfimiz olcaktı. Onu da beceremedik. Kalk hanım kalk gidiyoruz, biz adam olamadık. O adamla o kadın olamadık. Ankara dönüp bir alışverişe çıkalım; sana Braun’€™dan bacak keyfi, bana philipsten traş keyfi alalım, baştan deneyelim. İnanıyorum başarabiliriz.

Nasıl bir dandik şey koydunuz neşemin yerine? Bu nasıl yedek oyuncu? Neyse kusura bakmasınlar, onların “bira keyfi”ne karşı imanlı bir budist olarak dengeyi sağlayabilmek adına yine zırdeliliği savunacağım. Ne demiş şair:

€œMari ye kafanı
Mari ye beynini
Mari ye kendini
KUDUR!