Etiket: billboard

makinist, biz de sevelim

sokağa yapılmış, özelliklede reklam alanlarına yapılmış hamlelere her daim saygımız sonsuz. yurtiçinde örneklerine nadiren rastladığımız, yurtdışında pek popüler olan billboard müdahalelerinin bir örneğini kadıköy’de görünce insan ayrıca takdir ediyor. “just do it” çalışmalarının videosunu yukarıda izlediniz, diğer işler için aşağıdaki linkleri takip ediyorsunuz. etilen ellerinize sağlık diyor ve çalışmalarınızın devamını diliyor.

 

robert montgomery

robert montgomery. amerikali aktör ve yönetmen olanı değil iskoçyalı sokak sanatçısı havasında takılanı. işlerini sergilemek için otobüs durakları ve billboardları kullanan abimiz şiirlerini görselleştirmek için bilindik ama sağlam bir yol kullanıyor. bizim kendisini anlatmamız yerine meydan onun. buyrun;

Reklamcılık toplumumuzun kolektif şuursuzluğunun “sürü zihniyeti” olarak tezahürü. Bazen iyi bir şeye dönüşse bile, (John & Yoko’nun Times Square’deki “War is Over/Savaş Bitti” billboard’u örneğindeki gibi) ne yazık ki hedef kitlesi için fazlasıyla aptal bir şey.



yürüyen billboardlar

mindless consumerism

mindless consumerism

minimalizm her ne kadar “her şeyi atmak mı, çok saçma” mantalitesi ile algılansa da aslında insanların saf tüketicilere, alınıp satılan şeylere ve market mekanizmasına dönüşümüne aksi yönde hareket eden şeylerden biri. ve minimalist bir bakış açısı bir çok şeyi değiştirebilir. birazdan okuyacaklarınızın buna iyi bir başlangıç olması dileğiyle.

pazarlamacılar ve reklam endüstrisi tarafından bize sürekli tüketmemiz gerektiği söylenilen ürünlere aslında ihtiyacımız olmadığı basit gerçeğini görme gücümüzü kaybedeli uzun zaman oldu.

aslında çok az şeye ihtiyacımız olduğunu unuttuk, bu sebeple çok fazla tüketiyoruz.

ve biz şirketlerin bizi reklam ve pazarlama aracı olarak kullandığı gerçeğini de unuttuk.

bu gerçekten rahatsız edici. öncelikle böyle kullanıldığımız için rahatsız edici, fakat daha rahatsız edici olan şey ise bunun farkında olmamamız ve gönüllü bir şekilde buna katılmamız.

üzerlerinde logolar ve sloganlar olan kıyafetler giydiğimizde ya da bunu vurgulayan ürünler kullandığımızda onlar için reklam yapıyoruz. yürüyen billboardlar gibiyiz. yeni ürünler hakkında tweet attığımızda ya da bir şeyler paylaştığımızda sadece güzel şeyleri arkadaşlarımızla paylaşmıyoruz, şirketlerin ellerinde oynuyoruz. yeni ürünler hakkında inceleme yazıları yazdığımızda – ya da her gün okuduğumuzda – biz sadece doğru bilgiyi araştırmıyor, pazarlama makinesinin bir parçası oluyoruz.

ben de herhangi biri kadar suçluyum fakat bence artık bu konuda bir şeyler yapmanın zamanı geldi.

artık şirketlerin pazarlama aracı olmayalım, ürünün ne kadar kaliteli olduğunu düşünseniz de. kendimizi neler satın aldığımız ya da kullandığımıza göre tanımlamayalım. neler yarattığımız ve başkalarına nasıl yardım ettiğimize göre tanımlamak varken.

reklamın insanlar arası iletişimin baskın noktası olmasını engelleyelim ve doğru insan iletişimini keşfedelim.

bence bunu sadece haketmiyoruz, buna ihtiyacımız var.