Menü Kapat

Etiket: belgesel (sayfa 1 / 6)

kreanima – inthebox

kolektif çalışmalara ayrı bir açıdan baktığımız gerçeğini biliyorsunuz. robonima bu güzel hareketlerden biri daha önce bahsettiğimiz ve sizin de bildiğiniz gibi. yanlarına bir de kreatifkadraj’ı almışlar. kreanima olmuşlar. isimlerinin ne olduğu önemli değil ne yaptıkları ya da ne yapmaya çalıştıkları bizce önemli. güçleri birleştirip ürettikleri projeye de inthebox demişler “evrene dair ürettiğiniz tüm sesleri, toprağı ve ateşi yirmidört kareden daha fazlası ile kaydediyor ve tanıklık edemeyenlere, bilmeyenlere, kör kulaklara ve sahipsiz gözlere sunmaya hazırlanıyoruz.” diye de eklemişler. bize de destek olup, omuz omuza durmak düşer. kolay gelsin!

Bize katılın. Sizin için videolar, kısa fimler, belgeseller, teaserlar hazırlayalım. Biliyoruz ki sistemin artığı paradan değil, ürettiklerinizden besleniyorsunuz. Biz de öyle. Biz de filmlerimizle besleniyoruz. Ve acıkınca zenginleri yiyoruz.

kreanima – inthebox

 

Voyeur ya da Röntgenci

Netflix’in yeni yayınladığı bu belgesel, bir gazetecinin öngörüsünü, yanılmasını bir kariyerin çöpe gitmesini ya da huzurla ve başarıyla ölüp ölemeyeceğini göstermekle beraber belgeselin konusu olan Gerald Foos’un da meraklı bir adam mı yoksa bir sosyopat mı olup olmadığını anlatıyor bizlere.

Gay Talese 7.Şubat.1932 doğumlu Amerika’lı yazar ve gazetecidir.  The Neighbor’s Wife(1980) kitabıyla o vakitlerde ilgiyi haliyle üstüne çekse de The Voyeur’s Motel(2016) kitabıyla Amerika’da okları üstüne çekmiş ve kitabı büyük sükse yapmıştır. Belgesel ise; bu süreci bize her iki taraftan da göstererek konuyu anlamamızı ve empati kurmamızı sağlıyor. Kim bilir belki de iyi bir gazeteci olarak istediğinizi yapmayı seçeceksiniz ya da gizli meraklarınız aklınıza gelecek ve birilerini izlemenize, gözlemci diye bir kılıf uyduracaksınız.

Gay Talese Gerald Foos ile 30 yıl boyunca mektuplaştı.  Bu mektupların içeriği ise; Gerald Foos’un belki toplumun çoğunluğuna göre cinsel bir sapkınlık olarak adlandıracağı durumuydu: sevişen, mastürbasyon yapan insanları izlemesiydi.

1966 yılında satın olduğu Motel (sonra bulunan kayıtlarda 1969 olarak geçse de) onun gizli bir fare kapanıydı bir nevi. İnsanları odalarında izlemek istiyor, onların cinsel deneyimlerine tanık olmak istiyordu; ancak böyle bir bina için başkasına güvenemezdi – bu yüzden kendisi inşa etmeye başladı ve kendi motelinde kalan bu insanları görebilmek için de her odanın tavanına yatağı görebilecek bir şekilde ufak bir havalandırma yaptı.

Gay Talese belgeselde:’’tek bir kaynağınızın olması iyi bir şey değildir.’’ Diyor.  Seksenine gelmiş usta bir gazeteci için zor bir karar olsa da bu hikayeyi tüm gerçekliğiyle yayınlamak istiyor ve kitabın yazım sürecine başlıyor; fakat her ne kadar karmaşık olsa da tarihler, olaylar tüm bunların uydurma olamayacağına ikna oluyor ki her ayrıntıyı uydurabilmek bazen imkansızdır.

Düşünsenize bir havalandırma boşluğundan birilerinin mahremini izliyorsunuz. Sevişmeleri, tüm gizli fantezileri, sokaktaki kimliklerinden ayrı oldukları kişiler, bir kadının ya da adamın kendisini tek başına tatmin edişi ya da onlara küçük deneyler yapıyorsunuz. Odaya bir bavul koyuyor ve lobideyken onların duyabileceği bir şekilde bir müşterinin odaların birinde para dolu bir bavul unuttuğunu söylüyorsunuz ve sonra gizli bölmenizden onların bavulu alıp kaçtığını ya da her ne yapıyorlarsa onu izlemeye devam ediyorsunuz, yani bir nevi tanrıcılık oynuyorsunuz; fakat bu her zaman istediğiniz şeylere tanık olabileceğiniz anlamına gelmemektedir.

Gerald Foos bir gün yine rutinini gerçekleştirirken bu havalandırma boşluğunda bir adamın kadını dövdüğüne ve kadının yerde hareketsiz yattığına tanık olur, nefes aldığına yemin etse de odayı kontrol etmeyi veyahut yetkililere bildirme ihtiyacı hissetmez ve kadın sabah hizmetçi tarafından ölü bulunur.

Belgesel devam ettikçe Gerald Foos’un hikayesinde tarih yanlışlıkları, gizlediği bazı şeyler ortaya çıkar. Oteli sattığı tarih, karısıyla beraber işletmesi ve aslında başka bir ortağın olması gibi çarpıklıklar Gay Talese için iyi olmayacaktır; çünkü kitap ve hikaye tamamen gerçeklikten uzak bir hal alacak sıradan bir adamın onu kandırmasıyla tüm hikaye skandala dönüşecek, Gay Talese bir yalancı olarak anılacaktır.

Hepimizin gizli sırları, merakları ve kendimizle kaldığımızda ya da herhangi bir yerde düşünürken saklamak istediklerimiz vardır.

Bazılarımız ise; yıllarca o kadar çok ustalaşmıştır ki işinde, her şeyin doğrusunu bildiğini ve yanılmayacağını düşünür ve hırsına yenik düşer. Bu belgeselde hepimiz gizliden gizliye varız aslında – peki sence bu hikaye gerçek mi? Yalan mı?

Ve sen kimsin?

Belgeseli izlemenizi tavsiye eder ve her daim birkaç kere düşünmenizi tavsiye ederim.

İstanbul & Yılmaz Güney – 1980

Yabancının göremediğini yerli filmler gösteriyor.
Aralarında en iyileri bu ülkeyi ve insanlarını tanımaya fırsat veriyor.
Sokaktaki insanlara sorduğumuzda, hemen herkes en sevdikleri filmcinin Yılmaz Güney olduğunu söylüyor.

aşağıdaki linkte vimeo üzerinden izleyebileceğiniz enteresan bir video. sanıyorum bir belgesel’den alıntı ama tam olarak ne olduğuna dair araştırmalarım sonuç vermedi. çok önemli olmamak ile birlikte 80’lerde bir alman arkadaşın gözünden istanbul ve yılmaz güney algısının harika bir özeti olmuş. muhakkak izleyiniz.

ISTANBUL ABLUKA & YILMAZ GUNEY (1980)

Etilen Sunar: Nanook Of The North // kargART gösterim

Bazılarımızın eskimo olarak bildiği İnuit’lerden bir aile. Belgesel bu ailenin bir yıllık yaşamına odaklanıyor. Zor, sert bir yaşam sessizce filmden akıp gidiyor.

“Nanook Of The North” sinema tarihinin ilk profesyonel ve antropolojik belgeseli sayılır. İlk çekimlerden sonra yönetmen eve dönüşte tüm materyali kaybedip tekrar herşeye en baştan başlar. Yapım ile ilgili ise çokça söylenti vardır. Öncelikle yapıma sponsor olan güçlü şirketin bir kürk markası olduğuna dair söylemlerin yanında bir de batılı gözü ile yabanı küçük gören bir bakış açısı ile çekildiği düşünülür. Bunlara izleyip karar verelim bakalım ama nerdeyse 100 sene öncesinden üzerinde hiç oynanmamış görüntüler ile bizlere çok uzak bir hayata gözlerimizi daldıracağımız kesin.

11.11.2015 Çarşamba 20:00 // kargart
Nanook Of The North // Robert J. Flaherty // A.B.D. // 1922 // Sessizdir
Gösterim ücretsizdir.

Etilen Sunar: Nanook Of The North // kargART gösterim

atterwasch – scroll belgesel

scroll yerine kaydırma ya da kaydırma çubuğu kullanmak bu durumda uygun olmaz gibi geldi. fakat konumuz bu değil. atterwasch, tamamiyle bir web sayfası üzerinde izleyebileceğiniz interaktif bir belgesel. attewasch kasabanın ismi. almanya’nın ünlü enerji akışını örnekleyen bir kasaba olmasına rağmen, açık-döküm bir kahverengi kömür madeninin açılışına doğru olan yolda kasaba sakinlerinin yaşadıklarını aktarıyor. belgesel özellikle insanların 1 yıllık süreçte (2013-2014) karşılaştıkları belirsizliğe odaklanmış durumda. belgeselin akışının hızını belirlemekte özgürsünüz.

oldukça güçlü bir anlatım. umuyorum ülke sınırları içerisinde yaşanan daha büyük acıları da yansıtmak için belirli çalışmalar yapılır. en azından incelemeden geçmeyeniz.

atterwasch.

Etilen ve In The Void Sunar: Step Across The Border // kargART gösterim

Etilen gösterimlerine pek bir güzel topluluk In the Void ile birlikte devam ediyor. Step Across The Border; İngiliz gitarist, besteci Fred Frith’in ve dostlarının müziğini anlatan 1990 yılında yayınlanmış kült bir müzik belgeseli. Nicolas Humbert ve Werner Penzel’in yönettiği filmde, Fred Frith ile doğaçlama müzik üzerine sohbetler, konser görüntüleri ve dönemin avant-garde müzik akımı içinde kalan yüzleri görülebilir.

  • Gösterim ücretsizdir.
  • 18 yaş sınırı vardır.
  • Türkçe altyazılıdır.
  • Etilen ve In the Void size bir takım süprizler yapabilir.

Etilen ve In The Void Sunar: Step Across The Border // kargART gösterim

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.