Menü Kapat

Etiket: bayrak

rüzgar

Rüzgârın şiddeti çeşitlilik gösterir ve şiddeti değiştikçe sesi de değişir. Yüksek ya da alçak sesle inleyebilir ya da sızlanabilir; çıkaramayacağı çok az ses vardır. Böylece, diğer doğal fenomenler hayatiyetlerini kaybettikten çok sonra bile, canlı bir şey olarak insanları etkiler. Sesinden başka, rüzgârın en çarpıcı özelliği yönüdür; rüzgâra adını verebilmek için hangi yönden estiğini bilmek gerekir. İnsan bütünüyle havayla çevrili olduğundan, rüzgârdan aldığı darbeler kendine özgü bir biçimde fiziksel bir şey olarak hissedilir. İnsan kendini bütünüyle rüzgârın içinde hisseder; rüzgâr her şeyi kendine toplar ve fırtınada ele geçirdiği her şeyi beraberinde sürükler.

Rüzgâr gözle görülemez; ama bulutlarda, dalgalarda, yapraklarda çimenlerde neden olduğu hareket, çoğulluğunu görünür kılar. Vedalar’ın ilahilerinde fırtına tanrıları ya da Marutlar her zaman çoğul olarak görünürler.

Sayılan üç kere yedi ya da üç kere altı olarak ifade edilir… Yaşlan aynı olan erkek kardeşlerdir, doğum yerleri ve evleri aynıdır… Marutlann çıkardığı ses gök gürültüsü ve rüzgârlann kükremesidir. Dağların sarsılmasına, ağaçların sallanmasına neden olurlar ve vahşi filler gibi ormanları yiyip yutarlar. Sıklıkla ‘şarkıcı’ olarak adlandırılırlar; rüzgârın şarkı söylemesi. Aslanlar gibi kudretli, saldırgan ve korkunçturlar; ama aynı zamanda çocuklar ya da danalar gibi oyuncudurlar da.

Rüzgârla nefesin çok eskilere dayanan özdeşliği rüzgârın ne denli yoğun hissedildiğinin kanıtıdır; rüzgârda nefesin yoğunluğu vardır. Öte yandan gözle görülemez oluşu görünmez kitleleri ve elbette ruhları temsil etmesini sağlar. Görünmez kitleler fırtına gibi, vahşi bir kalabalık gibi kükreyerek gelir; ya da Eskimo Şamanı’nın aktardığı düşündeki gibi kaçış halinde ruhlardır.

Bayraklar görünür kılınmış rüzgârdır. Bayraklar bulutlardan kesilmiş, onlardan daha yakın, renkleri daha çeşitli, göndere çekilmiş ve sabit bir şekil verilmiş parçalar gibidir. Sallanırlarken gerçekten alımlıdırlar. Uluslar bayrakları, sanki rüzgâr parçalara ayrılabilirmiş gibi, üstlerindeki havanın kendilerine ait olduğunu işaretlemek için kullanırlar.

elias canetti

neden kara bayrak?

Neden bayrağımız kara? Kara yadsımanın gölgesidir. Kara bayrak bütün bayrakların yadsımasıdır. O, insan ırkını kendi kendisiyle karşı karşıya getiren ve insanoğlunun tekbirliğini engelleyen ulusallığın yadsımasıdır. Kara, şu veya bu devlet için, sadakat [ing. allegiance, vatan] adına insanlığa karşı işlenen tüm suçlara karşı [oluşan] kızgınlık ve hakaret halinin [rengidir]. O, hükümetlerin hilekarlıklarında, ikiyüzlülüklerinde ve entrikalarında ifade edilen insan zekasına karşı aşağılamanın karşısındaki kızgınlık ve hakaretin [rengidir]. Kara yine matemin rengidir; ulusu geçersiz hale getiren kara bayrak, onun kurbanlarının matemini tutar –daha büyük zaferler ve kanlı devletlerin istikrarı için, iç ve dış savaşlarda sayısız milyonlar katledildi. Emeği çalınarak (vergilendirilerek), insanların boğazlanmasında ve zulüm altına alınmasında kullanılanların matemini tutar. Sadece bedenin ölümünün değil, aynı zamanda otoriter ve hiyerarşik sistemler altında kötürümleştirilen ruhun matemini tutar; dünyayı aydınlatmak için asla bir şans bulamayan sansürlenmiş milyonlarca beyin hücresinin matemini tutar. Tesellisi imkansız bir kederin rengidir …

Ama kara güzeldir de. Azmin, kararlığın ve gücün rengidir; diğer herşeyin açığa çıktığı ve tanımlandığı bir renktir. Kara filizlenmenin, doğurganlığın gizemli çevresinin; karanlıkta kendini daima değiştiren, yenileyen, hayat veren ve yeniden üreten yeni bir yaşamın yetişme zeminidir. Dünya’da saklı tohum, spermin garip yolculuğu, embriyonun rahimdeki gizemli büyümesi, tüm bunların hepsinde, karanlık çevreler ve korur …

Yani kara yadsımadır, kızgınlıktır, matemdir, güzelliktir, umuttur; insan yaşamının yeni biçimlerinin, [ve bu biçimlerin] dünya ile beraber ve onun üstündeki ilişkilerinin beslenmesi ve korunmasıdır. Kara bayrak tüm bunları anlatır. Onu taşımaktan gurur duyuyoruz; [ama] taşımak zorunda olduğumuz için üzgünüz de ve bu gibi sembollerin bir daha gerekli olmayacağı günü şevkle bekliyoruz.

reinventing anarchy

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.