Sonnet 107

Uzun zamanlar öncesinde, batının medeniyet’e kestiği biletlerle çıktığımız yolculuğa devam etmekteyiz. Üstünlüğünü, kalıp yargıları ve varsayımları realize ederek, ilkel davranış tarzlarını kendi menfaati yönünde yorumlayarak, zulmedici eylemlerini legal hale getirip, prensiplerini, Darwin’in doğal seçilimi açıklayan “yaşam mücadelesinde uygun ırkların korunması” ifadesine monteleyen, sosyal darwinizm adı altında; çatışmayı, yok etmeyi savunup, hayatta kalan insan topluluğunun daha yüksek düzeylere

andrey tarkovski – şiirsel sinema

Batı’da bir başyapıtı başyapıt kılan nedir? Bu konuda ne söyleyebiliriz? Daha Rönesans zamanında? Bu hep, insan ruhunun binlerce arzuyu dile getiren çığlığı olmuştur: bakın ne kadar mutluyum, bakın ne kadar mutsuzum, bakın nasıl acı çekiyorum, bakın nasıl seviyorum, bakın ne belalarla çevrelenmişim, bakın kötülüğe karşı nasıl mücadele ediyorum, bakın kötülüğün ağırlığı altında nasıl mahvoluyorum, bakın nasıl galip çıkıyorum. Başka bir deyişle, ben,

ferit edgü – giden bir kedinin ardından

burada zaman olmadığı için geçen bir şey yok. geçmeyen bir şey de yok. pazartesi yok. cuma yok. yok bile yok. gençliğinde varoluşçulukla ilgilenmiştin. buraya geldiğinde yokoluşçulukla ilgilenebilirsin. şimdiden hazırlan. bizler için öte dünya, orası, sizlerin yaşadıkları dünya. orada yiyip içip, okuyup yazıp, sevişip mevişip, yaşayıp gidiyorsunuz. bizlerse buradan sizleri seyrediyoruz, sessiz kahkahalar atarak. gene yaşadın: