çocuk parkında anarşi – dismaland

Gerçek kimliğini sır gibi saklayan ünlü İngiliz sokak sanatçısı Banksy’i tanımayanımız, bir eserine dahi rastlayıp da hayran kalmayanımız yoktur sanıyorum. Böyle konuşuyurom fakat yine de tanımayan azınlık kısma kısaca tanıtmak için nefesimi tüketmeyeceğim. Zaten kendisi – bu şöhret mevzusu her ne kadar hoşuma gitmese de – eserleri sayesinde dünyanın sayılı grafiti sanatçılarından sayılmayı haketmiş bir çok ülkede insanların

Etilen Sunar: Exit Through The Gift Shop // kargART gösterim

satranç nasıl oynanır bilmiyorum, ama benim için, hayat bir satranç gibi. Belgesel mi, kurgu mu, kurgusal belgesel mi (!!) yoksa şu mu, bu mu? Banksy’nin yönetmen olarak isminin verildiği bu yapım ilk çıktığında bu sorular ile bir süre kafaları kurcaladı. Ancak biz işin güzelliğine o kadar daldık ki artık bu tartışmayı paraşütsüz aşağıya atmaya karar

exit through the gift shop . 2010

exit through the gift shop banksy’nin izleyici ile her noktasında dalga geçmeyi başardığı anlatılmaz izlenilir türündeki belgesel şeklinde yorumlayabilen var ise belgeseli. bu noktada jim jarmusch etilene biraz yardımcı olayım dedi. siz de izleyerek kendinize yardımcı oluyorsunuz. dağılın. hiçbir şey orijinal değildir. hayalgücünüzü gazlayan, sizi ilhamla titreştiren heryerden çalın. eski filmlerden, yeni filmlerden, müzikten, kitaplardan,

banksy’nin e-kitapları

bansky her ne kadar insanlığa tokat atmaya devam etse de, insanlık cevap vermekte gecikmiyor. banksy’nin büyük işleri londra’da 8 pound. 3 tane alırsanız 20 pound’a yapıyorlar. biraz pazarlık ile 18’e inebildiklerini de gördüm. her neyse söylenebilecek bir çok şey bu 3 kitapta zaten söylendi. hala okumadıysanız etilen sosyete aracılığıyla bir tık uzağınızda. yol alın. banksy

shopdropping

shopdropping ülke topraklarında henüz örneklerini görmediğimiz, duymadığımız ya da yapılıyorsa bile pek haberimiz olmayan bir eylem şekli, culture jamming. yani kültür yayınına parazit yapmak denebilir ayrıca adından da anlaşıldığı gibi shop lifting olayının tam tersi. shop lifting yani kısaca hırsızlık yerine bu olayda mağazaya kendi ürününü koyuyorsun. o ne lan öyle saçmalık mı olur dediğinizi biliyorum

gerçekçi ol.

bir zamanlar büyük ve ihtişamlı bir ülkeyi yöneten bir kral varmış. kralın ilgilendiği konuların başında da çok gurur duyduğu kraliyet ressamı bulunmaktaymış. herkes bu yaşlı ihtiyar ressamın ülkedeki en iyi resimleri yaptığını kabul eder ve kral saatlerce onun eserlerine bakmaktan kendini alamazmış.

fakat bir gün kirli ve pasaklı bir yabancı kraliyet karşısına çıkıp aslında ülkedeki en iyi ressam olduğunu iddaa etmiş. sinirlenen kral bu iki ressam arasında bir yarışma yapılmasına karar vermiş ve pek tabii ki bu serseriye utandırıcı bir ders vereceğinden eminmiş. bir ay içerisinde ikisi de bir şaheser yaratmak üzere görevlendirilmiş.

otuz gün, gece gündüz devam eden hararetli bir çalışmanın ardından iki ressam da hazırlıklarını tamamlamış. ikisinin çalışmaları da bir resim sehpasının üzerinde örtüyle kapatılmış vaziyette kalenin içerisine yerleştirilmiş. büyük bir kalabalığın toplanmasının ardından kral ilk başta kraliyet ressamının çalışmasının gösterilmesini emretmiş. herkes nefeslerini tutmuş, bu harika yağlı boya tablonun ziyafetini çekmek için beklemeye başlamış. tablonun ortasında süslü gümüş bir kasenin içinde şafak vakti sulu sulu parıldayan egzotik meyveler varmış. kalabalık hayran kalmış bir şekilde bakarken çatıda tüneyen bir serçe aniden tabloya doğru uçmaya başlayıp tablonun içindeki üzümlerden birini almaya çalışmış; fakat sert bir şekilde çerçeveye çarpıp ölü bir vaziyette kralın ayaklarının önüne düşmüş.

gördünüz mü! diye bağırmış kral. “benim sanatçım o kadar harika bir resim yaptı ki doğanın kendisini bile kandırdı; artık sizin de kabul edeceğinize eminim ki o gelmiş geçmiş en iyi ressamdır!” fakat berduş ressam bu esnada bir şey söylemeyip ciddi bir şekilde ayaklarına bakıyormuş. “şimdi senin resminin örtüsünü kaldıralım ve bizim için ne hazırladın görelim” diye bağırmış kral. fakat berduş yine hareketsiz kalmış ve bir şey söylememiş. artan sabırsızlıkla kral tabloya doğru yürümeye başlamış ve örtüyü çekmeye çalıştığında korkudan dona kalmış.

“gördünüz mü” demiş berduş sessizce; “resimi örten herhangi bir örtü yok. bu aslında sadece resimi örten bir örtünün resmi. ve sizin ressamınızın içeriği doğayı kandırmakken, ben bütün ülkenin kralını ümitsiz küçük bir dangalağa çevirdim.

banksy / wall and peace