Menü Kapat

Etiket: banksy (sayfa 1 / 2)

çocuk parkında anarşi – dismaland

Gerçek kimliğini sır gibi saklayan ünlü İngiliz sokak sanatçısı Banksy’i tanımayanımız, bir eserine dahi rastlayıp da hayran kalmayanımız yoktur sanıyorum. Böyle konuşuyurom fakat yine de tanımayan azınlık kısma kısaca tanıtmak için nefesimi tüketmeyeceğim. Zaten kendisi – bu şöhret mevzusu her ne kadar hoşuma gitmese de – eserleri sayesinde dünyanın sayılı grafiti sanatçılarından sayılmayı haketmiş bir çok ülkede insanların ilgisini çekmeyi başarmıştır.. Onunla ilgili medyatik bilgiler ve yersiz ilgiler gün geçtikçe artıyor. Bu beni korkutmuyor değil açıkcası. Her neyse konumuza dönelim…

Geçtiğimiz günlerde onca politik mesajlar içeren duvar resimleri, çeşitli dizilerde çizimleri bir yana daha farklı bir eserle çıktı karşımıza. Adı Dismalland. Disneyland’ ın çocukları eğlendirirken( kandırırken) ayak uydurduğu kirli dünyaya protest bir tavır takınan Banksy bu sefer yalnız çalışmamış. Bill Barminski, Caitlin Cherry, Polly Morgan, Mike Ross, Espo gibi  50’nin üzerinde sanatçının ilginç eserleri bu sergi altında toplanmış. Banksy’nin ise yalnız 10 eseri var.

İçeride çocuklara yüzde beş bin faizle ”harçlık kredisi” veren bankalar, aşırı tedbirli havalanları ve AVM lere ithafen güvenlik görevlileri, şatafatlı disney şatosunun yerine yıkık dökük, pek parlak durmasa da daha gerçekçi bir şato, eğlence adına parkın içinde binek oyuncaklar, kazanılması imkansız oyunlar da var. Ayrıca Pussy Riot ve Massive Attack gibi grupların da konser vericekleri konuşuluyor. Her şey son derece itinayla kınanmış. Görevliler sevgi ve ilgiden uzak aksine asık suratlı ve sinirli. Güvenlik adına yapılan ilginç taramalar da sinir bozabiliyor. Gerçekten büyük bir özenle tepkiye sanat şekli verilen Dismalland 22 Ağustos-27 Eylül arasında İngiltere Weston-super-Mare’de ziyaretçilerini bekliyor olucak. Gitme imkanınız varsa güzel bir deniz tatilini heba etmek için gerçekten harika bir sebep olabilir.

etilen not: banksy ile ilgili ilk paylaşımı 8 yıl önce yapmışız. ufak bir arama ile diğer yazılar da görülebilir. fakat kendisinin e-kitaplarını etilen aracılığıyla indirmeyi ihmal etmezseniz bizce iyi edersiniz.

Etilen Sunar: Exit Through The Gift Shop // kargART gösterim

satranç nasıl oynanır bilmiyorum, ama benim için, hayat bir satranç gibi.

Belgesel mi, kurgu mu, kurgusal belgesel mi (!!) yoksa şu mu, bu mu?

Banksy’nin yönetmen olarak isminin verildiği bu yapım ilk çıktığında bu sorular ile bir süre kafaları kurcaladı. Ancak biz işin güzelliğine o kadar daldık ki artık bu tartışmayı paraşütsüz aşağıya atmaya karar verdik.

Thierry Guetta isimli arkadaş sokak sanatı ve özellikle graffiti üzerine bir belgesel yapmak isterken, kameralardan uzak duran Banksy’de enteresan kişilk Thierry’nin bu çabasını görüntülemeye başlar. Ortaya sokağın bir dönemini keyifle belgeleyen bu güzel yapım çıkar. Etilen’de kargART salonunu işgal ederek haydi bunu seyredelim der. Haydi…

Ücretsizdir.
18 yaş sınırı vardır

18 Mart Çarşamba / 21:00
Exit Through The Gift Shop / Banksy / İngiltere / 87 dakika / Türkçe altyazılı

 Etilen Sunar: Exit Through The Gift Shop // kargART gösterim

exit through the gift shop . 2010

exit through the gift shop exit through the gift shop banksy’nin izleyici ile her noktasında dalga geçmeyi başardığı anlatılmaz izlenilir türündeki belgesel şeklinde yorumlayabilen var ise belgeseli. bu noktada jim jarmusch etilene biraz yardımcı olayım dedi. siz de izleyerek kendinize yardımcı oluyorsunuz. dağılın.

hiçbir şey orijinal değildir.
hayalgücünüzü gazlayan, sizi ilhamla titreştiren heryerden çalın.
eski filmlerden, yeni filmlerden, müzikten, kitaplardan, resimlerden, fotoğraflardan, şiirlerden, rüyalardan, rastgele sohbetlerden, mimariden, köprülerden, tabelalardan, ağaçlardan, bulutlardan, sulak havzalardan, ışık ve gölgelerden beslenin.
sadece ve sadece ruhunuza seslenen şeyleri malzeme alın.
bunu yaparsanız işiniz (ve hırsızlığınız) özgün olur.
özgünlük paha biçilmez, orijinallik safsatadır.
bunları yaptıktan sonra da hırsızlığınızı saklamakla uğraşmayın, tam tersine değerini bilin.
jean-luc godard’ın “nerden aldığınız değil, nereye götürdüğünüz önemlidir.” sözünü hep aklınızda tutun.
jim jarmusch

download . exit through the gift shop  (torrent)

banksy’nin e-kitapları

bansky her ne kadar insanlığa tokat atmaya devam etse de, insanlık cevap vermekte gecikmiyor. banksy’nin büyük işleri londra’da 8 pound. 3 tane alırsanız 20 pound’a yapıyorlar. biraz pazarlık ile 18’e inebildiklerini de gördüm. her neyse söylenebilecek bir çok şey bu 3 kitapta zaten söylendi. hala okumadıysanız etilen sosyete aracılığıyla bir tık uzağınızda. yol alın.

banksy . existencilisim
varoluşçuluğu yorumlamış;

“insanın yaşamındaki dört temel ihtiyaç; yiyecek, uyku, seks ve intikamdır.”

download banksy . existencilisim @ mediafire

banksy . wall and peace
“copyright is for losers” diye başlayan en iyi işlerinden seçmeler yani neredeyse kitabın basıldığı tarihe kadar bütün işleri

“televizyon, tiyatroya gitmenin anlamsız gözükmesini sağladı; fotoğraf, resim sanatını bir hayli öldürdü; ama grafiti bu süreçten etkilenmedi ve tüm görkemiyle ortada.”

download banksy . wall and peace @ mediafire

banksy . banging your head against a brick wall
2001 yılında hazırlanmış, bu kitaptaki çalışmaların neredeyse hepsini “wall and peace” altında bulmak mümkün. bristol ve londra’daki çalışmaları mevcut.

“sabahları erken kalkan insanlar savaşa, ölüme ve kıtlığa neden oldular.”

download banksy . banging your head against a brick wall @ mediafire

shopdropping

shopdropping

shopdropping ülke topraklarında henüz örneklerini görmediğimiz, duymadığımız ya da yapılıyorsa bile pek haberimiz olmayan bir eylem şekli, culture jamming. yani kültür yayınına parazit yapmak denebilir ayrıca adından da anlaşıldığı gibi shop lifting olayının tam tersi. shop lifting yani kısaca hırsızlık yerine bu olayda mağazaya kendi ürününü koyuyorsun. o ne lan öyle saçmalık mı olur dediğinizi biliyorum ama biraz düşündüğünüz takdirde yaratıcılık ile birlikte güzel sonuçlar alınabilir.

bu noktada varolan bir tasarım altında ürünün içeriğini değiştirebileceğiniz gibi – örneğin banksy’nin paris hilton cd’si yerine kendi hazırladığı cd’yi virgin store’lara yerleştirmesi – tamamiyle kendi tasarımınız olan bir ürünü de ekleyebilirsiniz – örneğin mussolini oyuncağının raflara koyulması -. ayrıca ürünün mevcut logosunu kullanarak tasarımında değişiklik yapabilirsiniz. örneğin kendi coca-cola kutunuzu tasarlayıp bir süpermarkette diğer ürünlerin yanına koyun. kutunuzun üzerine anti-propoganda metnini yerleştirin. ürünün dizaynı ve görüntüsü kusursuz olmadığı için tüketici bundan rahatsız olacak ve ürünü merak edecektir. bu sebeple muhakkak kutuyu eline alıp inceleyecektir. tamamiyle farklı bir açıdan yaklaşıp ürünün ambalajlarını yapıbozuma da uğratabilirsiniz – yoğurt kabı üzerine konser afişi, cipslerin üzerine kocaman bir gülen domuz fotoğrafı ile ürünlerimizde domuz yağı kullanılmıştır ibaresi gibi. her şey sizin hayal gücünüze kalmış.

shopdropping olayının yüce bir amacı yoktur. hedefi halkı doğrudan bilinçlendirmek değildir. tüketici ile ürün arasındaki büyülü bağı kopartabilecek araçlardan bir tanesidir sadece. ürünü tüketiciye yabancılaştırabilir, bir kültür şoku yaşatabilir. bununla birlikte tüketicinin bilinçlenmesine yol açabilir. öte yandan da sanatsal bir eylemdir.

kendisini anlatmaktan ziyade örneklerini incelemek daha keyifli ve öğretici olacaktır;

the beginners guide to shopdropping

banksy – the punking of paris hilton

mixed messages: a shopdropping intervention

anarchist action figure shopdropping

shopdropping a lego set

gerçekçi ol.

bir zamanlar büyük ve ihtişamlı bir ülkeyi yöneten bir kral varmış. kralın ilgilendiği konuların başında da çok gurur duyduğu kraliyet ressamı bulunmaktaymış. herkes bu yaşlı ihtiyar ressamın ülkedeki en iyi resimleri yaptığını kabul eder ve kral saatlerce onun eserlerine bakmaktan kendini alamazmış.

fakat bir gün kirli ve pasaklı bir yabancı kraliyet karşısına çıkıp aslında ülkedeki en iyi ressam olduğunu iddaa etmiş. sinirlenen kral bu iki ressam arasında bir yarışma yapılmasına karar vermiş ve pek tabii ki bu serseriye utandırıcı bir ders vereceğinden eminmiş. bir ay içerisinde ikisi de bir şaheser yaratmak üzere görevlendirilmiş.

otuz gün, gece gündüz devam eden hararetli bir çalışmanın ardından iki ressam da hazırlıklarını tamamlamış. ikisinin çalışmaları da bir resim sehpasının üzerinde örtüyle kapatılmış vaziyette kalenin içerisine yerleştirilmiş. büyük bir kalabalığın toplanmasının ardından kral ilk başta kraliyet ressamının çalışmasının gösterilmesini emretmiş. herkes nefeslerini tutmuş, bu harika yağlı boya tablonun ziyafetini çekmek için beklemeye başlamış. tablonun ortasında süslü gümüş bir kasenin içinde şafak vakti sulu sulu parıldayan egzotik meyveler varmış. kalabalık hayran kalmış bir şekilde bakarken çatıda tüneyen bir serçe aniden tabloya doğru uçmaya başlayıp tablonun içindeki üzümlerden birini almaya çalışmış; fakat sert bir şekilde çerçeveye çarpıp ölü bir vaziyette kralın ayaklarının önüne düşmüş.

gördünüz mü! diye bağırmış kral. “benim sanatçım o kadar harika bir resim yaptı ki doğanın kendisini bile kandırdı; artık sizin de kabul edeceğinize eminim ki o gelmiş geçmiş en iyi ressamdır!” fakat berduş ressam bu esnada bir şey söylemeyip ciddi bir şekilde ayaklarına bakıyormuş. “şimdi senin resminin örtüsünü kaldıralım ve bizim için ne hazırladın görelim” diye bağırmış kral. fakat berduş yine hareketsiz kalmış ve bir şey söylememiş. artan sabırsızlıkla kral tabloya doğru yürümeye başlamış ve örtüyü çekmeye çalıştığında korkudan dona kalmış.

“gördünüz mü” demiş berduş sessizce; “resimi örten herhangi bir örtü yok. bu aslında sadece resimi örten bir örtünün resmi. ve sizin ressamınızın içeriği doğayı kandırmakken, ben bütün ülkenin kralını ümitsiz küçük bir dangalağa çevirdim.

banksy / wall and peace

etilen sosyete . 2003 - 2019 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.