Etiket: ay

lunar maria

ciddi anlamda sitcom edasında bir ülkede yaşıyoruz. kutuplaşmanın zirve yaptığı, yalanın ve cahilliğin ön plana çıktığı fazlasıyla çirkin bir ortam içindeyiz. diğer bir deyiş ile kitleleri hükmü altına alan bir zorbalık çağının en karanlık günlerini yaşıyoruz.

bütün bu saçmalıklardan uzak durmak isteyenleri alıp başka gezegenlere götürelim istedik. karşınızda lunar maria var kendisi erken dönem astronotların deniz olarak yorumladığı karanlık ay ovalarına odaklanmış deneysel ambient parçaların bir döngüsü. gökyüzüne bakarak, mümkünse kulaklık ile, ayışığının kıymetini bilerek çıkınız bu yolculuğa. nerden baksan bir nevi ücretsiz astral seyahat;

Werckmeister Harmóniák

Sen Güneş’sin. Güneş hareket etmez. Yaptığı budur. Sen de Dünya’sın. Dünya başlangıç için burada, sonra Güneş etrafında hareket eder. Şimdi de bizim gibi basit insanlar için bir açıklamamız olacak. Ölümsüzlüğü dahi anlayabileceğiz. Sizden tek isteğim; benimle sabitliğin, sessizliğin, barışın ve sonsuz boşluğun egemen olduğu uçsuzluğa adım atmanız. Hayal edin, bu sınırsız gürültülü sessizliği, her yer zifiri karanlık. Burada sadece genel devinimi yaşayacağız. İlk olarak; şahidi olduğumuz olayları önemsemeyeceğiz. Güneşin en parlak ışınları, Dünya’nın hep bu tarafını ısıtır ve aydınlatır ki az önce de tam bu tarafa döndü. Biz de parlaklığında dururuz, burada. Bu da Ay. Ay, Dünya’nın etrafında döner. Ne oluyor? Aniden Ay’ın yörüngesinin, Ay’ın yörüngesinin, Güneş’in yanan topunun üstüne girinti yaptığını görürüz. Bu girinti, karanlık gölge giderek büyür, büyür. Daha da örtüyor, daha da, yavaşça sadece Güneş’in ufak hilal parçası kalıyor, göz kamaştıran hilal. Bir sonraki esnada, bir sonraki esnada; öğleden sonra bir civarında diyelim, en dramatik oluşum meydana geliyor. O anda hava aniden soğuyor. Hissedebiliyor musunuz? Gök kararıyor, sonra her şey karanlığa batıyor. Köpekler uluyor, tavşanlar çömeliyor, geyikler telaş içinde kaçıyor, kaçıyor, dehşet içinde koşuyor. Bu akıl sır ermez tozda, kuşların bile, evet kuşların bile kafası karışıyor ve tünüyorlar. Sonra…ve sonra derin sessizlik. Her şeyin içinde hâlâ yaşam var. Tepeler çökecek mi? Cennet üzerimize mi düşecek? Dünya altımızdan açılacak mı? Bilmiyoruz. Bilmiyoruz, bize hücum eden tam tutulmayı. Ama yersizdir korkmak. Bitmedi. Güneş’in yanan kütlesinde Ay yavaşça süzülüp geçer. Ve Güneş tekrardan, Dünya’ya doğru patlar ve parıltı tekrar ulaşır. Sellere karşı Dünya’yı ısıtarak kurtarır. Derin duygu herkesin içine işler. Karanlığın ağırlığından kaçtılar.

Béla Tarr – Werckmeister Harmóniák (açılış sahnesi)

bu adamlara inanmayın

… neil armstrong ve buzz aldrin ay’a ayak basmadan önceki aylarda abd’nin batısında ıssız bir çölde eğitim gördüler. bu alan pek çok kızılderili topluluğuna ev sahipliği yapıyordu; bir yerliyle astronotlar arasında geçen diyaloğa dair şöyle bir hikaye mevcut:

bir gün eğitim sırasında astronotlar yaşlı bir kızılderiliyle karşılaşır. adam orada ne yaptıklarını sorar. astronotlar kısa süre içinde ay’a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır, sonra astronotlardan kendisine bir iyilik yapmalarını ister.

astronotlar “ne istiyorsunuz?” diye sorarlar.

yaşlı adam, “kabilemdeki insanlar ay’da kutsal ruhların yaşadığına inanır. onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim.”

astronotlar “mesaj nedir?” diye sorar.

adam kendi dilinde bir şeyler mırıldanır, sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler.

astronotlar “bu ne demek?” diye sorar.

“bunu size söyleyemem. sadece bizim kabilemizle ay ruhlarının bilebileceği bir sır,” der.

üsse geri döndüklerinde astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulurlar ve ondan mesajı tercüme etmelerini isterler. ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalarla gülmeye başlar. nihayet sakinleşince, astronotların o kadar dikkatle ezberlediği sözlerin “bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. topraklarınızı çalmaya geldiler,” olduğunu söyler.

sapiens / yuval noah harari