Yanılsama

Yanılsama hayatımın her yanında bir ayna görevi görerek bağışladığım tüm anlamların bana geri dönmesine neden oldu. Herhangi bir anlam yükleme denemesinin anlamın kendi içinde hiçlenmesi ile boşa düşmem beraberinde geldi. Aşkın bu yazılarımın belli dönemlerinde farklı farklı tanımını yaptım, uzun zamandır üstünde kendimle mütabık kalıp kullandığımız tek bir tanımı var: Karşıdakini kendi eksikleriyle bir mükemmel

sözcükler bizi kör eder

Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. Oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır. Sözcükleri kullanmakla, sessiz dünyaya kendi düzenimizi zorla kabul ettirmiş oluruz. Kendimizi güvende hissederiz. Sözcük kullanmamız, etrafı

bukowski, yürüyen merdivendeki kız

bukowski’nin en çok dikkat eden şiirlerinden yürüyen merdivendeki kız’ın (girl on the escalator) yönetmen kayhan lannes Öözmen tarafından kısa filme uyarlanmış hali. gayet başarılı bir yorum olmuş. aşka bir de bu açıdan bakın… Yürüyen merdivene biniyorum, Genç bir adamla çok hoş bir kız Var önümde. Kızın pantolonu ve bluzu tenine yapışmış. Yukarı çıkarken Kız bir ayağını

köylüler sevişemez

sosyal toplumları daha doğrusu “sosyalleştirilmiş” toplumları yönlendirmenin türlü yolları vardır. hepimiz tam ortasında olduğumuz için bu geminin, söyleyeceklerimi az çok tahmin ediyorsunuz: din, edebiyat, siyaset… insanları ortak bir düşüncede birleştirip hareket ettirecek her şey. şimdi bütün bunların özütüne, kökenine, freudvari (çok afedersiniz) olacak şekilde dalalım. herkesin beyninin ücra taraflarında bir “aşk” algısı vardır. cinsellik meyvesinden

the tribe – 2014

herhangi bir diyaloğa ihtiyacımız yoktu, yüzlerimiz vardı. daha önce benzerini izlemediğinize emin olduğumuz bir film the tribe. miroslav slaboshpitsky çekmiş. altyazı yok, seslendirme yok. sadece işaret dili var. aşk ve nefreti anlatmak için sese ihtiyaç var mı sorusunu sormanız da mümkün. ukrayna’dasınız, sağır ve dilsiz okulunda yatılı okuyan bir arkadaşın hikayesini izliyor ve 2 saat

andre breton – nadja

güzellik ya sarsıcı olacak, ya da hiç olmayacak. download . andre breton – nadja (.pdf) Sürrealizmin yazın ve sanat alanında etkisinin görünmediği ender ülkelerden biridir Türkiye. Bir Türk gerçeküstücülüğü hiçbir zaman olmamıştır. Sürrealizmi, sanat alanında, biraz başkaldırı, biraz aykırılık, biraz değişiklik, biraz gerçeküstücülük olarak görenler (aslında onun felsefesinden hiç mi hiç haberi olmayanlar), örneğin Garip şiirini, Sait Faik’in son