Etiket: antonin artaud

mesele şu ki…

Bize ağır gelen
biliyor olmak
bu dünyanın düzeninden sonra
bir başkasının olduğunu.

Ne düzeni?

Bundan haberimiz yok.

Bu alandaki olası varsayımların sayısı ve basamağı tam olarak
sonsuz!

Sonsuz nedir peki?

İşin doğrusu bundan da haberimiz yok!

Bilincimizin
ölçüsüz,
durak bilmez ve ölçüsüz
olasılığa
açılımını
belirtmek için
kullandığımız
bir sözcük bu.

Bilinç tam olarak nedir peki?

İşin doğrusu bunu bilmiyoruz.

Boşluk.

Bilmediğimiz bir şey olduğunda
neresini bilemediğimizi
belirtmek için
kullandığımız
bir boşluk,
bu durumda
bilinçten söz ediyoruz işte,
bilinçtir bu da
daha yüz binlerce farklı yüzü var ama.

Eee n’olmuş yani?

Görünen o ki bilinç
içimizde
cinsel arzuya
ve açlığa
bağlanıyor;
ama bunlarla
ilgisi olmayabilirdi
pekala.

Öyle deniyor
denebilir,
bilinç
bir iştahtır
diyenler var;

ve birdenbire
yaşama iştahının yanında
beslenme iştahı
geliyor akla
birdenbire;

iştaha benzer hiç birşey duymadan yemiş;
ve aç kalmış
insanlar olmamış sanki,

Çünkü bu da
var
iştahsızken
aç kalmak;
ee nedir mesele?

Şöyle ki

günün birinde bana da verildi
olasılığın uzamından,
salacağım
koca bir osuruk gibi arkamdan;
ama ne uzamdan
ne de olasılıktan
haberim vardı tam,

ve düşünme gereği duymuyordum bunları,

varolan
yada olmayan
şeyleri tanımlamak için uydurulmuş
sözcüklerdi her biri,
fikri ortadan kaldırma ihtiyacı vardı
sıkboğaz eden ivediliği vardı bunun
fikri ve onun efsanesini yok etmek vardı,
ve onun yerine oturmak
gürleyen çıkışını
patlamaya hazır şu zorunluluğun:
iç gecemin bedenini büyütmek,
iç boşluğın
ben’imin

gece o,
boşluk,
eblehlik,

patlamaya hazır bir kesinleme üstelik,
yer verilecek
birşey var:
Bedenim.

Gerçekten de
şu kokuşmuş gazamı
indirgemeli onu, bedenimi?
bir bedenim olduğunu
çünkü
kendi içimde oluşan
kokuşmuş bir gazım olduğunumu söylemeli?

Ne bileyim
ama
biliyorum ki
uzam,
zaman,
boyut,
oluş,
gelecek,
ilerisi,
varlık,
varolmayış,
ben,
ben olmayan,
hiçbir şey ifade etmiyorlar bana;

ama bir şey var
birşey ifade eden,
tek bir şey
bir şey olan
ve hangi kapıya
ÇIKACAĞINI
hisettiğim:
Bedenimdeki
ıstırabın
varlığı,
kendi
bedenimin
tedhikar
hiç yıldırmayan
varlığı;

sorularla sıkboğaz edildikçe
ve görmezden geldikçe tüm soruları,
hayır demeye
mecbur kaldığım
bir an geliyor,

HAYIR

diyorum ben de,
görmezden gelmek yok diyorum;

ve dedim ya,
sıkboğaz edildiğimde geliyor o an,
suyumu çıkardıklarında
içimdeki
besleyici madde
beni besleyen madde
ve onun özü,
yok olana dek
sağdıklarında beni,

ne mi kalıyor geri?

soluğum kesilmiş oluyor;
bir eylem midirbu bilmem
ama öyle
soru boşluğa düşene
yokluğa karışana dek
sıkboğaz edilince sorularla
beden ve
bir beden olma fikri
boğulana dek
içimde
sıkboğaz ettiler beni,

işte o vakit fark ettim müstehceni
ve osurdum
şapşallıktan
ve aşırılıktan
ve boğulmanın
isyanından.

Çünkü sıkboğaz ediyorlardı beni
bedenime inene dek
bedene varana dek

ve o an işte
bıraktım her şey patlasın
çünkü benim bedenime
asla istemem birileri bulaşsın….

Antonin Artaud’un “Tanrı Yargısının işini Becermek İçin” adlı kitabından

antonin artaud – van gogh, toplumun intihar ettirdiği

download . antonin artaud – van gogh, toplumun intihar ettirdiği (.pdf)


VAN GOGH (GİRİŞ)-ANTONİN ARTAUD

Van Gogh’un akıl sağlığından söz edilebilir, o ki, hayatı boyunca sadece bir elini pişirmiş ve bundan başka da bir kez sol kulağını kesmekten öteye gitmemiştir,her gün, yeşil salçada pişirilmiş vajina ya da ana rahminden çıktığında toplanmış kırbaçlanıp azdırılan yeni doğmuş bebek organı yenilen bir dünyada.

Ve bu bir imge değildir ama bütün yeryüzü boyunca sık sık ve güncel olarak tekrarlanan ve desteklenen bir olgudur.

Böylelikle, bu açıklama ne kadar çılgınca görünürse görünsün, şimdiki hayat eski adilik, anarşi, düzensizlik, sayıklama, bozukluk, kronik delilik, burjuva durgunluk, ruhsal çarpıklık (çünkü insan değil de dünya bir anormal olmuştur), istenmiş namussuzluk ve çarpıcı yalancı sofuluk, soylu her şeyin pis aşağılanması, bütünüyle, ilkel bir haksızlığın gerçekleşmesi üstüne kurulu bir düzenin talebi, sonunda örgütlü cinayet atmosferi içinde kendini korumaktadır.

Her şey kötüye gitmektedir çünkü hasta bilincin şu saatte hastalığından çıkmamakta büyük yararı vardır.

Ve böylece, çürümüş toplum, kahinlik yeteneklerinden rahatsız olduğu kimi üstün açıkgörürlüklerin araştırmalarından kendini sakınmak için psikiyatriyi keşfetmiştir.

Gérard de Nerval deli değildi ama öyle olmakla suçlandı, yapmaya hazırlandığı kimi önemli açıklamaları değersiz kılmak için,

ve suçlanmaktan başka, bir de kafasına vuruldu, bir gece kafasına fiziksel olarak vuruldu, açıklayacağı korkunç olayların belleğini kaybetmesi için, ve onlar, bu darbenin etkisiyle, onda doğaüstü düzleme geçtiler, çünkü onun bilincine karşı gizlice birleşmiş bütün toplum, o anda onların gerçekliğini unutturacak kadar güçlü oldu.

Hayır, van Gogh deli değildi, ama resimleri suda yanan ateşlerdi, atom bombalarıydı, ki görüş açıları, o çağda ortalığı kasıp kavuran diğer resimlerin yanında, ikinci imparatorluk burjuvazisinin ve III. Napoléon’unkilerin olduğu kadar Thiers’in, Gambetta’nın, Felix Faure’un polislerinin kurtçuk konformizmini ağır biçimde rahatsız edebilecek nitelikteydi.

Çünkü van Gogh’un resmi, törelerin belirli bir konformizmine değil, kurumlarınkine saldırır. Ve dış doğa bile, mevsimleriyle, gel gitleriyle ve gün tün eşitliği fırtınalarıyla, van Gogh’un yeryüzünden geçişinden sonra, aynı evrensel çekimi koruyamaz.

Dahası, toplumsal düzlemde, kurumlar parçalanmaktadırlar ve tıp da işe yaramaz ve havayla bozulmuş ceset şekline bürünür, o ki van Gogh’un deli olduğunu açıklamıştır.

Çalışan van Gogh’un açıkgörürlüğü karşısında, psikiyatri artık sadece kendilerinin de takıntıları olan ve kendileri de eziyet gören goriller sığınağıdır, onlar ki insan korkusunun ve boğulmasının en feci durumlarını dindirmek için sadece gülünç bir terminolojiye sahiptirler,
bozuk beyinlerinin layık ürünü olan.

Gerçekten, bit tek psikiyatr bile yoktur ki tanınmış bir sapkın olmasın.

Ve psikiyatrların kökleşmiş sapkınlığı kuralının hiçbir istisnayı kabul edebileceğini sanmıyorum.

Ben bir tanesini tanıyorum, isyan etmişti birkaç yıl önce, içinde bulunduğu yüce reziller ve patentli düzenbazlar grubunun bütününü toplu halde böyle suçladığımı görmek düşüncesine.

Ben, bay Artaud, dedi bana, bir sapkın değilim, ve hadi bakalım size meydan okuyorum, suçlamanızı yöneltmek için dayandığınız unsurlardan bir tekini bana gösterin, görelim.

(daha&helliip;)

patafizikçi doktor faustroll’un davranış ve görüşleri

Doktor Faustroll, 1898 yılında (yirminci yüzyıl [-2] yaşındaydı) Circassie’de ve altmış üç yaşında doğdu.

Ömrü boyunca hep o yaşta kalan Doktor Faustroll orta boylu bir adamdı, yani, tamı tamına ifade edersek, (8 x 1010 + 109 + 4 x 108 + 5 x 106) atom çapındaydı; Kral Saleh’in portreleri gibi teni altın sarısı, deniz yeşili bir bıyık hariç yüzü tüysüzdü; saçlar, güneş saatine göre değişen maun rengi müphemlikte, tek tek her bir teli, bir küllü kumral bir simsiyahtı; gözler, Dantzick likörü gibi hazırlanmış sıradan yazı mürekkebinden iki kapsül, içinde altın rengi spermatozoidler.

Kellik mikrobu yüzünden, bıyıklarını saymazsak, tüysüzdü. Mikroplar kasıklarından göz kapaklarına kadar olan tüm bölgeyi temizlemişlerdi. Doktor Faustroll, mikropların yalnızca genç saçlara musallat olduğunu bildiğinden, saçlarının ya da kirpiklerinin döküleceğinden endişe etmemişti. Kasıklardan ayaklara doğru olan bölge ise, kontrast halinde, satirlere özgü siyah kıllarla kaplıydı, çünkü Faustroll, görgü kurallarına dikkat etse de, bir erkekti.

alfred jarry, gerçeküstü tiyatronun atası, “olanaksız çözümler bilimi” olarak adlandırdığı patafizik ilminin öncüsü, dadacılık ile artaud’un vahşet tiyatrosunu etkilemiş bir isim. raymond queneau, boris vian ve georges perec gibi modern edebiyatın birçok ustasını da izinden süreklemiş. patafizikçi doktor faustroll’un davranış ve görüşleri de kendisini en iyi anlatan kült eserlerinden biri. ölümünden sonra yayınlanan bu roman jarry’nin bol bol sembolizm, sürrealizm ve absürt edebiyat içeren hayal dünyasında kaybolacağınız bir yolculuğa davet ediyor sizi. ayaküstü değil ama kendinizi vererek okumanız gereken kitaplardan. çünkü pek keyif alacağınızı biliyoruz. çünkü ışık ergüden çevirmiş.

Patafizikçi Doktor Faustroll’un Davranış ve Görüşleri
Alfred Jarry
Çeviri: Işık Ergüden
Sel Yayıncılık
2015, 136 sayfa
ISBN: 978-975-570-743-3

 

sürrealist araştırmalar bürosu bildirisi

Girişimimize ilişkin kamuoyunda aptalca yayılmış olan yanlış bir yorum üzerine,

Edebiyat, drama, felsefe, tefsir ve hatta ilahiyat alanında anırmakta olan tüm çağdaş eleştirmen kitlesine duyururuz ki:

1. Edebiyatla hiçbir alakamız yoktur;

Ama herkes gibi biz de gerektiğinde edebiyattan istifade etmeyi gayet iyi biliriz.

2. Sürrealizm, yeni ya da daha kolay bir anlatım aracı değildir, bir şiir metafiziği de değildir.

Zihnin ve zihne benzer her şeyin bütünüyle özgürleşmesinin yordamıdır.

3. Devrim yapmaya kararlıyız.

4. Sürrealizm sözcüğünü devrim sözcüğüne iliştirmemizin tek amacı, bu devrimin çıkarsız, tarafsız, hatta bütünüyle umutsuz niteliğini göstermektir.

5. İnsanoğlunun âdetlerini değiştirme iddiamız yok; ama düşüncenin ne kadar kırılgan olduğunu, titreyen evlerimizi nasıl da oynak temeller ve mağaralar üzerine inşa etmiş olduğumuzu göstermek istiyoruz.

6. Toplum’a şu resmi uyarıyı haykırıyoruz: Sapmalarınıza ve yanlış adımlarınıza dikkat edin, bir tanesi bile bizden kaçmayacaktır.

7. Düşüncesinin her dönemecinde Toplum bizi tetikte bulacaktır.

8. Biz İsyan uzmanlarıyız.

Zorunlu olduğunda başvuramayacağımız hiçbir eylem biçimi yoktur.

9. Özellikle Batı dünyasına söylüyoruz: Sürrealizm vardır. Peki bize takılan bu yeni –izm de nedir? Sürrealizm bir şiirsel biçim değildir. Kendine geri dönen zihnin çığlığıdır. Ve prangalarını kırmaya kararlıdır, bunun için gerçek çekiçler gerekse bile.

27 Ocak 1925

sean hart

yes future

sean hart. 1981 yılının baharında doğdu. tumblr’da gördüğüm bir çalışmanın tokatı vurmasının ardından sahibine ulaşmaya çalışırken ulaştım kendisine. ve ondan sonra bütün işlerine hayranlık duymak kaldı bize. takibe aldık. bu güzel insandan anlamsız cevap beklemek zaten absürd olurdu. olmadı. lütfen vakit ayırın. gelecek onun gibilerle mümkün. teşekkürler sean.

p.s: kimdir sorusuna verdiği cevap fransızca yazının görebileceğiniz google translate çevirisi üzerine yapılan yorum ile oluşmuştur. fransızca bilen bir kul varsa ve saçmaladıysak belirtebilirseniz sevinirim

kimdir?

zaman çizelgesine göre savaşta doğdum, ben yaşlandıkça da isyan ve devrim büyüdü. ama hala ayakları yere basan ve alçak dünyayı gezen sıradan bir insanım. ama aynı zamanda yıldızlarla birlikte güzellikleri de görüyorum. ufuk çizgisi hiç bir zaman açık değil; mesafe tanımaksızın yapılan yolculuk, gözlerimi açık tutmamı sağlayan kompleks ve meraklı zihin ya da araştırmalarda denildiği gibi kelimenin tam anlamıyla “uyandım”.

kelimelerin ve konseptlerin arkasında yaşamak için bir yol olduğunu biliyorum. ödün vermeden, kendi kendimi sansürlemeden, icat ederek, kendi dilimi bile yeniden icat ederek yaşıyorum. benim şiirim – benim “mesajlarım”,  yazdıklarım benim için günlük tutmak gibi.

neden?
can sıkıntısını öldürmek için

düşlerde ne var?
barış – aşk – özgürlük ve daha azı değil

ilham verenler?
bir çok sıradan ve ünlü olmayan insan. ünlüler arasından: muhammed ali, malcolm x, la rumeur, coluche, jean luc godard, huey p. newton, tupac shakur, john cassavetes, angela davis, dead prez, chris marker, noam chomsky, takeshi kitano, wu tang, jim morrison, jerry rubin, fela anikulapo kuti, antonin artaud, jim jarmush, william s. burroughs (…)

ne yapmalı?
ne yapmak istiyorsun?

ne okuyalım?
1984 (Nineteen Eighty-Four) – George Orwell – 1949

ne dinleyelim?
bu aralar top 10;

  1. Love Is The Blues – Dj Mehdi – Album : Megalopolis
  2. Visions – Outlines – EP : I cannot think
  3.  I Get Out – Lauryn Hill – Album : MTV Unplugged No. 2.0
  4. Me And The Devil – Gil Scott Heron  – Album : I’m New Here
  5. People get up & drive your funky soul – James Brown – Album : There it is
  6. Natural Mystic – Bob Marley – Album : Exodus
  7. Pas l’ temps pour les regrets – Lunatic- Album : Mauvais œil
  8. In the city – Chromatics – Album : Night Drive
  9. Day ‘n’ Nite – Kid Cudi –  Album :  Man On The Moon: The End Of Day
  10. Running Away – Nneka- Album : No Longer At Ease

ne izleyelim?
Dead Man – Jim Jarmusch – 1995.

bize ne sorarsın?
mutlu musun?
<etilen>mutlu olmak için yaşıyorken mutsuz olmak için henüz bir sebep yok</etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
ne yapmak istersin?
hareket etmeye, ve seyahate devam


no dream no hope

sean hart. born in spring 1981. when i saw a picture that slaps me hard in tumblr, i try to reach the owner of it and met with sean. after that all i have to do is admiring his works. i started to follow him. waiting for a meaningless answers from this smart guy would be foolish. this didn’t happen. please take your time. future is possible with the people  like him. thanks sean.

who?

( sorry i write this text in french – i don’t have the time to translate )

A l’ échelle du temps je suis né en guerre, j’ai grandi en révolte et je vieillis en révolution et en même temps je suis un être ordinaire, qui parcours le monde, les pieds sur terre, dans le sordide, dans la beauté également, et la tête bien plus haut, avec les étoiles.
La ligne d’horizon n’ est jamais nette et le voyage quel que soit la distance parcourue, a sa logique complexe et curieuse qui permet de stimuler mon regard de me tenir en mouvement, en recherche, avec la nervosité des sens en “réveil”.
Sachant que derrière les mots, derrière les concepts il y en une façon de vivre sa vie.
Vivre sa vie – sans concession, sans autocensure, en inventant, re-inventant sans cesse un langage bien à soi. Ma poésie – Mes “messages”, textes sont pour moi une façon de tenir journal intime, un carnet de route.

google translate

At the time scale I was born in war, I grew up in revolt and revolution in I get older and yet I am an ordinary being, who travel the world, down to earth, in the sordid, the beauty too, and head much higher, with the stars. The horizon line is never clear, the trip regardless of distance, a complex and curious logic that can stimulate my eyes keep me in movement, in research, with the nervousness of meaning “awakening.” Knowing that behind the words, behind the concepts there a way to live his life. Live life – without compromise, without self-censorship, inventing, re-inventing ever language on your own. My Poetry – My “messages”, text are for me a way to keep diary, a log book.

why?
To Kill the boredom…

what do you have in your daydreams?
Peace – Love – Freedom and nothing less

what should we do?
What do you want to do ?

Those who inspire you?

A lot of ordinary / infamous people, and for the famous :
Mohamed Ali – Malcom X – Nina Simone – La Rumeur – Coluche – Jean Luc Godard – Huey P. Newton – Tupac Shakur – John Cassavetes – Angela Davis – Dead Prez – Chris Marker – Noam Chomsky – Takeshi Kitano – Wu Tang – Jim Morrison – Jerry Rubin – Fela Anikulapo Kuti – Antonin Artaud – Jim Jarmusch – William S.Burroughs ( … )

what should we read?

1984 (Nineteen Eighty-Four) – George Orwell – 1949

what should we listen?
Top 10 of the moment:

  1. Love Is The Blues – Dj Mehdi – Album : Megalopolis
  2. Visions – Outlines – EP : I cannot think
  3.  I Get Out – Lauryn Hill – Album : MTV Unplugged No. 2.0
  4. Me And The Devil – Gil Scott Heron  – Album : I’m New Here
  5. People get up & drive your funky soul – James Brown – Album : There it is
  6. Natural Mystic – Bob Marley – Album : Exodus
  7. Pas l’ temps pour les regrets – Lunatic- Album : Mauvais œil
  8. In the city – Chromatics – Album : Night Drive
  9. Day ‘n’ Nite – Kid Cudi –  Album :  Man On The Moon: The End Of Day
  10. Running Away – Nneka- Album : No Longer At Ease

what should we watch?
Dead Man – Jim Jarmusch – 1995.

what do you ask to us?

Are you happy?
<etilen>there is no reason to be unhappy since we live in order to be happy</etilen>

<etilen>can you please ask yourself a question and answer it?</etilen>
What do you want to do?
Keep moving – always travelling …

support your local dreamer