Menü Kapat

Etiket: andrei tarkovsky (sayfa 1 / 2)

mouchette – 1967

Umut! Artık umut yok!

robert bresson’un en başarılı filmi diyenlerin sayısı az değil mouchette için. ingmar bergman filmin etkilediği sayısız yönetmen olduğu gerçeği de belki bunun kanıtı. tarkovsky’nin bu filmin final sahnesi için sinemanın zirvesidir denildiği de unutulmamlı. film bu arada georges bernanos’un ktaibından uyarlama. yalan, toplumun değer yargıları, sefalet, inkar, hastalık, şiddet gibi bir çok konuyu bir çocuğun gözlerinden oldukça vurucu bir biçimde yansıtıyor. bütün etkisinin yanında en çok acı vereni ise eleştirdiği bütün konuların hala günümüzde geçerliliğini koruması diyebiliriz. izleyiniz.

mouchette . imdb
download . mouchette . torrent

tarkovsky – sanat üzerine

daha önce sanat ve hayatın anlamı bölümünü çevirip paylaştığımız, tarkovsky’den yine ufuk açıcı sorular ve düşünceler. derinlerde bakış açınızı kaybetmeyiniz.

sanatı – ya da herhangi bir konsepti – tanımlamadan önce, daha geniş bir soruya cevap bulmalıyız: insanın dünya üzerinde yaşamının anlamı ne? belki de kendimizi manevi olarak geliştirebilmek için burdayız. eğer bizim yaşamımız bu manevi zenginleştirmeye yönelik ise … sanat oraya ulaşmak için bir araçtır. bu, tabii ki, benim hayatı nasıl tanımladığım ile alakalı. sanat, insana bu süreçte yardımcı olmalı.

bazıları sanatın diğer bütün entelektüel aktiviteler gibi dünyayı anlamaya yardımcı olduğunu söylüyor. ben bilme ihtimali olduğumuza inanmıyorum, neredeyse agnostik sayılırım. bilgi bizi hayatın temel amacından uzaklaştırıyor. ne kadar çok bilirsek, o kadar az biliyoruz: daha derinlere daldıkça, ufkumuzu daraltıyoruz. sanat insanın kendi manevi yeteneklerini zenginleştiriyor ve böylece insan kendisinin sınırlarını aşıp “özgür irade” diye adlandırdığımız şeyi kullanabilmesini sağlıyor.

 

tarkovsky: sanat ve hayatın anlamı

Rublev üzerinden Tarkovsky’e göre sanat ve hayatın anlamı nedir. Hak vereceğinizi biliyoruz:

Rublev’in altıda çalıştığı koşullar bir istisna değil. Bir sanatçı asla ideal koşullar altında çalış(a)maz. Zaten dünyada da böylesi ideal koşullar var olsaydı, o zaman sanatçıya gerek duyulmayacaktı. Sanatçı bir vakum ortamında yaşamamalıdır ve onun üzerindeki baskıların bir bölümü yaratıcılığını kışkırtma adına faydalıdır. Sonuçta, dünya mükemmel bir yer olmadığı için sanatçı diye bir insan türü doğmuştur. Eğer dünya mükemmel bir yer olsaydı, sanatçı da sesini hiç çıkarmadan o uyumun bir parçası olarak yaşayıp gidecekti. Sanat eseri dediğimiz şey, hastalıklı olarak tasarlanmış bir dünyada doğup dışarı taşmaktadır. Bu Rublev’deki sorun: insanlar arasındaki uyumlu ilişkilerin bir arayışı – sanat ve hayat arasındaki, zaman ve tarih arasındaki. Filmimin konusu bu.

Diğer önemli bir konu ise insanlığın tecrübesi. Bu filmimde vermek istediğim mesaj bir tecrübeyi bir başkasına aktarmanın veya diğerlerinden bir şey öğrenmenin imkansız olduğu. Kendi tecrübelerimizi yaşamalıyız; tecrübe başkalarından miras kalmaz. İnsanlar genellikle atalarının tecrübelerini kullan diyor. Bu çok kolay ama herkes kendi tecrübesini yaratmalı. Öte yandan biz bu tecrübeye sahip olduğumuzda, kullanmaya vaktimiz olmuyor ve yeni nesiller haklı olarak bunu dinlemeyi reddediyor. Tecrübeyi yaşamak istiyorlar fakat ardından onlar da ölüyor. Hayatın kanunu bu, hayatın gerçek anlamı: tecrübelerimizi başka insanlar üzerine zorla aktaramayız ya da insanların toplum tarafından hissedilmesi gerektiği düşünülen şeyleri hissetmelerini sağlayamayız. Sadece kişisel tecrübe ile hayatı anlarız. Rahip Rublev, karmaşık bir hayat yaşadı: usta Radonevsky ile birlikte Kutsal Üçlü’de çalıştı ama bu öğretisiyle uyumsuz bir yaşamdı. Dünyayı ustasının gözlerinden görmek zorundaydı. Sadece hayatının sonunda kendisi gibi yaşayabildi.

neden sinemaya gidiyoruz

İnsanlar neden sinemaya gider? Hangi güç onlara karanlık bir odada iki saat boyunca gölgelerin oyununu seyrettirebilir? Eğlence arayışı mı? Bir tür uyuşturucu ihtiyacı mı? Tüm dünyada gerçekten de sinema ve televizyonu sömüren eğlence firmaları ve çeşitli organizasyonlar var. Fakat bizim başlangıç noktamız onlar olmamalı, bizim çıkış noktamız insanoğlunun evrene hükmetme ve onu öğrenme gayesiyle oluşan sinemanın başlıca ilkeleri olmalıdır. Bence bir insanın sinemaya gitme sebebi vakittir; vakit öldürmek ya da vaktini bir şekilde harcamak istiyordur. Oraya deneyimleri yaşamaya gider çünkü sinema, diğer sanat dallarının aksine, bir insanın yaşamsal deneyimlerini genişletir, yoğunlaştırır ve arttırır. Üstelik sadece arttırmakla kalmaz, aynı zamanda ciddi derecede uzatır. İşte bu sinemanın gücüdür; film yıldızları, senaryoya düşmüş alengirli cümleler ya da gösteri ziyafeti bunu değiştiremez.

Andrei Tarkovsky

andréi tarkovski – genç yönetmenlere mesaj

andrei
– bazı genç yönetmenlere seslenmek istesen, temel tavsiyelerin neler olurdu?
– herkes film yapabileceğini düşünüyor, görüyor musun?
bir filmi yapıştırmayı, kamera kullanmayı öğrenmek o kadar da zor değil.
ama yeni başlayanlar için tavsiye edebileceğim şey, yaptıkları işleri, filmlerini yaşadıkları hayattan ayırmamaları. film ve kendi hayatları arasında bir fark yaratmamaları.
çünkü … yönetmen herhangi bir sanatçı gibidir: bir ressam, bir şair, bir müzisyen … yönetmenlerin yaptıkları işleri özel bir şekilde görmeleri, kaderin bir oyunu olarak, yani, bir şekilde hayatlarını sürdürürken başka bir şey hakkında film yapıyor olmalarını görmek, kendi özlerine katkı yapmaları kendileri için gerekli olduğundan oldukça garip.
ikinci olarak, kendilerini sinemanın çok zor ve ciddi bir sanat olduğu düşüncesine hazırlamaları gerekiyor. sen ona ait olmalısın, o sana değil. sinema senin hayatını kullanıyor, tam tersi değil.
bu yüzden, bence bu en önemli şey… bunlar benim mesleğim hakkında son dönemde düşündüğüm şeyler.

stalker – vot i leto proshlo

Andrei Tarkovsky’nin “Stalker” filminden dikkati çeken, “vot i leto proshlo” adlı şiirden zihinde daireler çizen dizeler.
Şunu bir dinleyin…

İşte yaz geçip gitti
Hiç bir iz bırakmadan
Güneş hala ısıtıyor
Ama artık yetmiyor

Avucumun içine yerleşen…
…yumuşacık beş parmak gibi
her şey gerçek olabilir
Ama artık yetmiyor

Geriye güzellikler kaldı
Kötülük zayıfladı
Dünya şenlikle aydınlandı
Ama artık yetmiyor

Hayat her zaman katmanlı
Endişeli, ve eğlenceli
Ve ben gerçekten şanslıydım
Ama artık yetmiyor

Yapraklar daha sararmadı
Dallar fırtınayla kırılmadı
Gün, cam gibi, her şeyi yıkadı
Ama artık yetmiyor.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.