Etiket: anayasa

hükümet sözcüsüne sorular

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, “Suikastlar, canlı bombalar devam edebilir. Arkasındaki güçlerle Türkiye’nin güçlü bir şekilde yoluna devam etmesini engellemek istiyorlar” dedi. Kurtulmuş, “Her türlü tedbirlerimizi alıyoruz, referandumda evet oyundan sonra bu terör örgütlerinin hiçbir sesi çıkmayacak hale gelirler. Çok titiz çalışmalar yürütülüyor. Bu terör örgütlerinin referandumdan sonra sesleri solukları iyice kısılacaktır” diye konuştu.

bütün bu gündemden uzak duralım çabalarımıza rağmen, üstte yer alan alıntı gibi yapılan inanılmaz açıklamalar sormak istediğimiz belirli sorular oluşuyor. malum anayasa değişikliğine evet söylemi kapsamında yapılan propagandaya göre; terör bitecek, istikrar sağlanacak ve ekonomi düzelip her şey normale dönecek. peki;

  • An itibariyle hatta son 15 yıldır yasama-yürütme-yargı AKP’nin elinde değil mi?
  • Bütün kamu kurumlarında AKP’nin atadığı yöneticiler bulunmuyor mu?
  • AKP’nin elinde ekonomiyi düzeltme imkanı var ise neden şimdi bunu yapmıyor?
  • AKP’nin terörü bitirme gücü var ise neden şimdi bitirmiyor?
  • Başkanlık gelince devlet yönetimi açısından ne değişecek? Şu an yapılamayan ama sonrasında yapılabilecek olan şey nedir?
  • Terör örgütleri başkanlık sisteminin mi gelmesini istiyor? O yüzden mi sesleri solukları kısılacak?
  • Tek adam (mağlum adam) geldiğinde problemler çözülecekse, bütün problemlerin kaynağı mevcut başbakan değil mi?
  • 2019’da uygulamaya geçecek bir sistem için değişikliğin aceleye getirilerek 3 ay içerisinde yapılmaya çalışılmasının sebebi ne?

Aktroller dahil, kendilerinin savunucuları bu sorulara ya da seçtikleri herhangi birine cevap verebilir mi? Zira dadaistler bile bu kadar çarpıcı olamamıştı.

ecevit yazıları

Bu çevrimiçi veri tabanı, Bülent Ecevit tarafından 1950 ile 1961 yılları arasında, başta Ulus olmak üzere çeşitli gazeteler için Türkçe ve İngilizce dillerinde kaleme alınmış yaklaşık 1500 yazıdan oluşmaktadır. Ecevit’in 1961’de Çalışma Bakanlığı ile başlayan ve 2000’lerin başına kadar süren siyasal yaşamına kıyasla bu erken dönem az bilinir. Oysa, söz konusu dönemde olağanüstü bir üretkenlik ve bağlılıkla yazdığı kültür yazıları, sanat eleştirileri, siyasi analizleri ve gezi yorumları, sivil yaşam ve demokrasi üzerine korunması gereken bir literatür oluşturur, ilerleyen yıllarda geliştireceği fikirlerin ilk nüvelerini taşır ve entelektüel hayatta sanatın önemini irdeler.

Bu proje için orijinal kaynak araştırması, SALT Araştırma ile Rahşan Ecevit-Bülent Ecevit Bilim Kültür ve Sanat Vakfı’nın (Ankara) iş birliğinde, sanat tarihçisi ve projenin araştırma direktörü Sarah-Neel Smith tarafından yürütüldü. Dört yıllık süreçte SALT Araştırma’da tüm gazete kupürleri tarandı; yazılar orijinaline sadık kalınarak kontrol edildi ve erişime hazırlandı. Vakfın kurucu üyesi Emrehan Halıcı, Rahşan Ecevit ve kardeşi Asude Aral, Ankara ziyaretlerinde büyük bir iyi niyetle araştırmayı kolaylaştırıp eksik belgeleri tamamladı.

SALT güzel işler yapmaya devam ediyor. Ecevit Yazıları‘nın ne olduğunu üstte kendileri özetlemiş. Ecevit’in günümüz siyasetçileriyle farkının tartışılamayacak boyutta olduğunun en net örneği. Her birine kim bakacak diyenlere biz 3 yazıyı öne de çıkartıyoruz.

weimar anayasası’nın birinci maddesi

1.

Devlet gücü halktan gelir:
-Nereye gider ama?
Evet, nereye gider?
Bir yer var elbet gittiği.
Polis evden gelir.
-Nereye gidiyor ama?
Vesaire…

2.

Bakın, yürür bir kalabalık.
Nereye doğru ama?
Evet, nereye doğru?
Bir yer var elbet gidilen.
Döner şimdi bu kalabalık evin köşesini.
-Ama nereye doğru?
Vesaire…

3.

Devlet gücü zınk der durur.
Oralarda bir şey var.
-Ne görür oralarda?
Ve birden haykırır devlet gücü,
Dağılın, hey, oradakiler!
-Neden dağılacakmışız?
Haykırır: Dağılın!

4.

Kümelenmiş bir şey durur oralarda.
Bu bir şey sorar: Neden?
Neden sorar neden diye?
Sen şu sorana bak hele!
Elbet ateş açar devlet gücü
ve oralarda bir şey düşer yere.
Nedir oralarda böyle düşen?
Neden yere düşer ki hemen?

5.

Devlet gücü bir şey görür: bok içinde.
Bir şey yatar bok içinde.
Fare leşi mi yoksa bu yatan?
Halk bu, halk ama!
Gerçekten halk mı bu?
Gerçekten halk ya!

Bertolt Brecht

diktatörlük. reçete.

işte, günümüzde her türden otokratın başarısını sağlayan reçete.

içindekiler:
– çok yoksul milyonlarca yurttaş.
– derin eşitsizlikler.
– müstehcen bir zenginlikle birlikte görülen hayal edilemez bir yoksulluk.
– adaletsizlik, dışlama ve ırk ayrımcılığı.
– her yerde mevcut bir çürüme ve yozlaşma.
– “biz durumu kontrol ediyoruz, burada hiçbir şey olamaz” diyen, ikna olmuş, küstah bir politik ve ekonomik seçkin grubu.
gözden düşmüş politik partiler.
– demokrasiden, politikadan ve politika yapanlardan hayal kırıklığına uğramış, duyarsız bir orta sınıf.
– uyuşukluk, israf ve yozlaşma temelli bir salamura içinde uzun süre marine edildiği için yumuşamış bir parlamento, adalet ve silahlı kuvvetler. bir yargıç, senatör ya da general satın almak kolay olmalı.
– sahiplerince, kendi ekonomik ya da politik çıkarlarını güçlendirmek için kullanılan medya.
– etkisizleştirilmiş, başka önceliklerle oyalanan ya da askeri maceralara fazlasıyla batmış yabancı bir süper-güç.
– uyanık olmakta zorlanan ve diğer ülkelerin nasıl yönetildiğiyle gerçekten ilgilenmeyen uluslararası kamuoyu.
– parmakla gösterilebilecek bir dış güç. CIA ideal örnektir. ama komşu bir ülke de olabilir. ya da deri rengi farklı olan göçmenler. eğer hiçbiri işe yaramıyorsa, yahudileri ve mossad’ı deneyin.
– iyi silahlı, iyi hazırlanmış ve rejime karşı koyanları parçalamaya hazır “halk milisleri.” bu milislerin çok kalabalık olması şart değil. onları oluşturan kaba sapa tiplerin, dayak atarak, öldürerek, kaçırarak ya da diğer şiddet biçimlerini uygulayarak halkı yıldırması yeterli.

hazırlık:

  1. bazı kesimleri diğerleriyle karşı karşıya getiren bir kampanya sayesinde en yoksul nüfusu iyice sarsın. kin, seçim hıncı ve ekonomik popülizm serpin. toplumsal tencereyi kaynatarak bütün uyumu buhar edip uçurun.
  2. demokratik seçimler sırasında iktidarı ele geçirin. rakipleriniz yozlaşmış ve gözden düşmüşse ve oy satın almayı biliyorsanız bunu kolayca başarırsınız. kampanya sırasında yozlaşmaya karşı mücadele ve yoksullardan çaldıklarını zenginlerden alma iradenizi ilan edin.
  3. seçimleri kazandıktan sonra başka seçimler örgütleyin ama sakın onları kaybetmeyin. seçimler demokrasiyi savunmaya değil, tabağınızı süslemeye yarar.
  4. başkana sadık subaylar atayarak üst düzey askeri komutayı tazeleyin. onlara her türden hediye vererek ödüllendirin, coşkusunu yitirmiş olanları cezalandırın. onları sürekli ispiyonlayın.
  5. yargıçlara karşı da aynı şekilde davranın.
  6. referandum yoluyla anayasa değişikliği elde etmeyi hedefleyen bir kampanya başlatın. kamu hizmetinde çalışanları oy kullanmaya mecbur edin ve bazı muhalefet üyelerinin bu inisiyatife karşı olduğundan emin olun. muhalefetin geri kalanını, oylarının hiçbir ağırlığı olmadığı konusunda ikna edin.
  7. yeni anayasa yurttaşların bütün haklarını garanti etmelidir, özellikle de en yoksulların. aynı zamanda da onların görev ve yükümlülüklerini asgariye indirgemelidir. yoksulluğu azaltacağınıza ve eşitsizlikleri ortadan kaldıracağınıza dair söz verin. anayasa metnine geçici maddeler ekleyin. bunlar sokaktaki insan için anlaşılamaz bir dilde kaleme alınmış olsun, güçler ayrılığını zayıflatsın ya da ortadan kaldırsın, otoriyeti başkanın ellerinde toplasın ve onun kendini sonsuzca temsil etmesini sağlasın.
  8. muhalefeti gözden düşürün, alçaltın, içlerinden adam seçin, satın alın ve ezin.
  9. medyayı kontrol edin. kimsenin dinlemediği birkaç eleştirel sese hoşgörü gösterin. bu sizi basını susturmakla suçlayanları susturmanızı sağlayacaktır.
  10. üçüncü maddeyi sonsuza dek tekrarlayın.

afiyet olsun!

kan yasası bu insanın:
üzümden şarap yapacaksın
çakmak taşından ateş
ve öpücüklerden insan!

can yasası bu insanın:
savaşlara yoksulluklara
ve binbir belaya karşın
ille de yaşayacaksın!

us yasası bu insanın:
suyu şavka döndürüp
düşü gerçeğe çevirip
düşmanı dost kılacaksın!

anayasası bu insanın
emekleyen çocuktan
uzayda koşana dek
yürürlükte her zaman

can yücel