afternoon hours

bu hafta yine ambient dünyalara dönüyoruz, ned milligan’ın harika eseriyle. afternoon hours yani öğleden sonraki saatler. bir şeylerin bitişine yaklaşımı ifade edercesine. günün yorgunluğunun başlangıcı, güzel şeylerin yakında sona ereceği ve belki yeniden başlayacağı umudu. zamanın fazlasıyla hızlı akışı, bu akış içerisinde sona eren yaşamlar ile birlikte gelen şoklar. hayatın anlamsızlaşması. sonra yeniden anlam bulma

danny clay – archive

arşivcilik bu topraklarda sanki “saklama” gibi bir şey, yayımlama yok, paylaşmak yok ya da sadece paylaşmış olmak için paylaşmak yok. daha ziyade neden paylaşıldığına dair sorularla bile karşılaşabiliyorsunuz, yaptıklarınızı sorgulatır bir biçimde. görece okuma potansiyeli olan bir konser kitlesine ücretsiz fanzin dağıtmaya çalıştığımda insanların tepkileri belki de saklama kültürünün gerekçesini de yansıtıyor olabilir tabii. bu

Bir tepenin üzerinde ayakta duran bir nesne görüyorum, önümde. İyice seçemiyorum başını; ama çizgilerinin gerçek boyutlarını çıkartamama karşın, bunun olağan bir biçim olmadığını seziyorum artık. Yaklaşmayı göze alamıyorum bu kımıltısız sütuna; ama, bununla birlikte, önemsizliği kendisinden kaynaklanan bir olay, bendlerini zorlayan merakımdan haraç almamış olsaydı, üç binden fazla yengecin değişken ayaklarına (yakalama ve besinleri çiğneme

lunar maria

ciddi anlamda sitcom edasında bir ülkede yaşıyoruz. kutuplaşmanın zirve yaptığı, yalanın ve cahilliğin ön plana çıktığı fazlasıyla çirkin bir ortam içindeyiz. diğer bir deyiş ile kitleleri hükmü altına alan bir zorbalık çağının en karanlık günlerini yaşıyoruz. bütün bu saçmalıklardan uzak durmak isteyenleri alıp başka gezegenlere götürelim istedik. karşınızda lunar maria var kendisi erken dönem astronotların

Í Gær

Dün. Sigur Rós size bir şekilde tanıdık gelebilir. Muhtemelen Black Mirror’dan ya da Radyo Etilen’den tanıyorsunuz. Tanımıyorsanız da tanışmanız gerekiyor. Spotify, Youtube, Drive -imkanınız varsa indirmemeniz tavsiye edilir-. Şarkının sözleri internette bulunmuyor ancak ismi, şarkıda bayağı geçiyor. Kafa sallamak istediğinizde, sanat yapmak istediğinizde, Ay’ı izlemek istediğinizde, Ay’ı izlemek istemediğinizde, yalnız hissettiğinizde, aşık olduğunuzda, varoluşsal krizlerinizde

norihito suda – light snowfall

sonbaharın gelişini yavaş yavaş hissediyoruz. kendi tecrübelerime istinaden, yazdan ziyade kışı tercih eden insanlar hep daha güzelleri oldu. biraz daha uyanık, biraz daha canlı ve biraz daha fazla hisseden. bir de bunların hissettirenler var. norihito suda gibi. light snowfall albümünün ismi, illa türkçe olsun desek “hafif kar yağışı” derdik. bir o kadar yavaş, bir o