The Topologies of Blue

geçmişe dönen bir albüm var karşınızda. belki yıkık dökük bir evde, karanlığa yakın düzlemlerden gelen sesler ile. fakat dinlemenize engel değil bir durum zira bu müzik hem doktor hem de hasta için. zihninizin derinliklerine akacak notaların beyninizin tarafından bir meditasyon olarak yorumlanma ihtimali yüksek. zihinsel sağlığın en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğu ama bu

Unburdened Light

unburdened light, yükünden kurtarılmış ışık da diyebiliriz aslında. günümüz toplumunda ve özellikle bu anlamsız büyük şehirlerde en büyük ihtiyaç. biraz huzur, biraz sessizlik ve pek tabii biraz hoşgörü. toplumun bütünün buraya ulaşması ise maalesef bizim neslimizde muhtemelen mümkün olmayacak ama siz yine de kendinizi ve çevrenizi mümkün mertebe güzelleştirmeye ve örnek olmaya çalışın. kendi yaşam

afternoon hours

bu hafta yine ambient dünyalara dönüyoruz, ned milligan’ın harika eseriyle. afternoon hours yani öğleden sonraki saatler. bir şeylerin bitişine yaklaşımı ifade edercesine. günün yorgunluğunun başlangıcı, güzel şeylerin yakında sona ereceği ve belki yeniden başlayacağı umudu. zamanın fazlasıyla hızlı akışı, bu akış içerisinde sona eren yaşamlar ile birlikte gelen şoklar. hayatın anlamsızlaşması. sonra yeniden anlam bulma

danny clay – archive

arşivcilik bu topraklarda sanki “saklama” gibi bir şey, yayımlama yok, paylaşmak yok ya da sadece paylaşmış olmak için paylaşmak yok. daha ziyade neden paylaşıldığına dair sorularla bile karşılaşabiliyorsunuz, yaptıklarınızı sorgulatır bir biçimde. görece okuma potansiyeli olan bir konser kitlesine ücretsiz fanzin dağıtmaya çalıştığımda insanların tepkileri belki de saklama kültürünün gerekçesini de yansıtıyor olabilir tabii. bu

Bir tepenin üzerinde ayakta duran bir nesne görüyorum, önümde. İyice seçemiyorum başını; ama çizgilerinin gerçek boyutlarını çıkartamama karşın, bunun olağan bir biçim olmadığını seziyorum artık. Yaklaşmayı göze alamıyorum bu kımıltısız sütuna; ama, bununla birlikte, önemsizliği kendisinden kaynaklanan bir olay, bendlerini zorlayan merakımdan haraç almamış olsaydı, üç binden fazla yengecin değişken ayaklarına (yakalama ve besinleri çiğneme

lunar maria

ciddi anlamda sitcom edasında bir ülkede yaşıyoruz. kutuplaşmanın zirve yaptığı, yalanın ve cahilliğin ön plana çıktığı fazlasıyla çirkin bir ortam içindeyiz. diğer bir deyiş ile kitleleri hükmü altına alan bir zorbalık çağının en karanlık günlerini yaşıyoruz. bütün bu saçmalıklardan uzak durmak isteyenleri alıp başka gezegenlere götürelim istedik. karşınızda lunar maria var kendisi erken dönem astronotların