Etiket: alain resnais

alain resnais

Bir yönetmen olarak izleyiciyi şaşırtmaktan keyif alıyorum, tıpkı bir izleyici olarak şaşırtılmaktan hoşlandığım gibi. Ve malum bir yönetmen kendi filminin ilk izleyicisidir.

Alain Resnais son nefesine kadar sinema için çalışmış, sinema için yaşamış bir yönetmen. Her filmiyle hem sinemanın dilini, hem de izleyenin gerçeklik algısını zorladı.

Her bir filmi sinema tarihine geçmti. Filmografisinde en ilginin yoğunlaştığı kısım “Hiroşima Sevgilim” ve sonrası olsa da, asıl ilgi çekici kısım daha önceki belgeseller dönemi. Alain Resnais’in sinemasını ve dilini daha iyi kavrayabilmek için bu dönem çok kıymetli.

Resnais’in belgesellerinin büyük bir kısmı ısmarlama belgesellerdi. Kurumlar tarafından görevlendirilen Resnais, beklenenin aksine kendi politik duruşunu da belgesellerin içine yerleştirmeyi ihmal etmedi. Sırf bu yüzden sansüre maruz kaldı. Bu politik tutumu kendisini Rive Gauche (sol kıyı) grubuna yakın kıldı.

İlk belgesellerinde sinema – resim ilişkisine değindi. Dönemin ressamlarının atölyelerine ziyaretler yaparak belgesellerini oluşturdu. Bu dönemde ilk ses getiren belgeseli “Van Gogh”du. Bu belgeselde Van Gogh’un iç dünyasını, onun resimleri üzerinden giderek, imgeleme yöntemiyle anlatmaya çalıştı. Van Gogh belgeselinde yönetmenin sinema dilinin oluşumunun ve dinamik kurgu anlayışının ilk izleri görülebilir.

Van Gogh’ tan sonra gelen Gauguin, Resnais’ in etkili anlatımını sunabilmesi açısından eksi olan bir belgeseldi. Ancak aynı yıl gelen bir diğer belgesel Guernica, Resnais’ in film dilinin olgunlaşması açısından önemlidir. Onun peşinden gelen sinema tarihinin en izlemesi zor belgesellerinden biri olan “Gece ve Sis ” Resnais’ in sinemasının olgunlaştığının göstergesidir.

Gece ve Sis’ te sadece insanlık tarihinin en acı olaylarından birisini ortaya koymanın dışında izleyiciyi de bu acıya ve bu acının sorumluluğuna ortak etti. Bir nevi sorumluluk çağrısıydı Gece ve Sis. Resnais’ in verdiği şey sadece bir ağıt değildi. Aynı zamanda olayların nedenine inmeye çalışıyor, sorguluyor ve izleyiciye de sorgulatıyordu. Çünkü bir diğer belgeseli ” Heykeller de Ölür” de değindiği gibi tarih her şeyi  içine çeker, hafıza ise olup biteni unutur.

İZLEYİN:

  • Van Gogh
  • Guernica
  • Gece ve Sis
  • Heykeller de Ölür
  • Tüm Dünyanın Anıları
  • Straforun Şarkısı

je t’aime, je t’aime – 1968

Catherine. Catherine… Seni seviyorum. Beni duyuyor musun? Seni seviyorum. Bu tek nedendi. Sen ölmeden çok önce. Şimdi ben de ölüyüm. Üşüyorum. Kelimelerimi duyabiliyorum. O uyuşturucu… Hayatta kalma olasılığım ne? Bir fare olsaydım %100 olacaktı. O zaman ben bir fareyim, çünkü hayattayım. Görüyor musun… neyse hala dört dakika beklemek zorundayım. ve fare? fare nerde?

2014’te hayata gözlerini yuman Alain Resnais’ in 1968 yılında çektiği film. Filmde sevgilisi tarafından terk edilmiş, akıl hastanesinde yatan, intihara meyilli Claude’u izliyoruz. Claude bilim adamları tarafından bir deneyde kobay olarak kullanılmak üzere seçilir ki bu deney zaman yolculuğunu da içeren ilginç bir deneydir. Film ilk bakışta bilimkurgu gibi görünse de tam tersine merkezine aşk, kayıp, hafıza gibi kavramları yerleştirir. Sembolik alt metni, aşka, kaybetmeye ve hafıza üzerine getirdiği yorumlar ile ilginizi çekebilir. Ayrıca zıtlıklardan ve bunun etkilerinden hoşlanan birisiyseniz izlemelisiniz.

je t’aime, je t’aime – mubi
je t’aime, je t’aime – torrent