İyinin ve Kötünün Ötesinde

Kötünün altında yatan asıl soru şu: İyi nedir? Benim felsefem tamamen bu soruya cevap verme çabasının sonucu. Ben iyiyi, (çoğul halde) “hakikatler” olarak adlandırıyorum; bunun karmaşık sebepleri var. Bir hakikat, somut bir süreçtir: bir karşılaşma sonucunda, genel bir isyan veya şaşırtıcı bir buluş sonucunda yaşanan büyük bir altüst oluşla başlayıp, bu şekilde tecrübe edilen değişime

alain badiou – beckett

beckett’in eserleriyle 50’li yılların ortalarında tanıştım. gerçek bir karşılaşma, derin izler bırakan bir tür kişisel çarpılma hali. öyle ki 40 yıl sonra bile hala ve hep aynı noktada olduğum söylenebilir. işte gençliğin birincil vazifesi: beklenmedik olanla karşılaşmak ve böylece, tüm o uyanıklara rağmen, “hayatın anlamsızlığı, işe yaramazlığı” tezinin sıkıcı ve yanlış olduğuna kendini inandırmak. alain

alain badiou – gerçek yaşam

görüyorsunuz: başlangıçta, yaşamı yıkıp kül etme tutkusu, sabırsız kahramanlık, şiir ve şölen. sonda ise, neşideler bitti artık, yani: şiir yok! sağlam temellerle inşa edilmiş yaşamın ve görevin kaba zorunluluğundan yana inanç değişikliği yaşanır. çılgın gençliğe hakim olanın tersine, gereken şey artık sabırdır, ateşli sabır. yalnızca üç yıl içinde rimbaud gençliğin olası iki yönelimini baştan sona

sel’den öykü.

takdir ettiğimiz ve dirsek temasında olduğumuz oluşumların arkasında doğal olarak güzel insanlar olduğunu düşünmemizden hareketle ülkede sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen ve olaya farklı açılardan bakabilen sel yayıncılık ekibinden öykü ile röportaj hareketlerine devam edelim dedik – pek iyi etmişiz, şahane keşiflerimiz oldu. kimdir? Punk ve alt-kültüre dair hep özel bir ilgim oldu. Hâlâ elimden geldiğince