Etiket: adbusters

10 adımda faşizm

  1. içeride ve dışarıda korkutucu düşmanlar olduğunu vurgulayın
    herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda ve herhangi biri olabilecek meçhul bir tehdit yaratın
  2. bir “gulag¹” yaratın
    uluslararası hukuk kuralları dışında işletilen bir hapisane sistemi kurun
  3. bir haydut kalesi oluşturun
    para  için savaşan size özel bir ordu kurun ve faciaları onlarla yönetin
  4. iç gözetim ve denetleme sistemi kurun
  5. partinizin ya da devletin düşüncesini savunmayan organize grup ve kuruluşları sansürleyin, para kaynaklarını engelleyin ve taciz edin
  6. keyfi gözaltılar ve salıvermeler yapın
  7. belirli şahısları hedef belirleyin, taciz edin, namusunu kirletin ve suçlu duruma düşürün
  8. bilginin dağıtımını ve dağıtım yapan kanallarını kontrol edin
  9. bilim insanlarını, protestocuları ve muhalifleri suçlu duruma düşürün. muhalefeti hain olarak konumlandırın.
  10. hukukun üstünlüğünü askıya alın.

naomi wolf’un “the end of america: letter of warning to a young patriot” eserinin adbusters uyarlaması üzerine etilen çevirisidir.

¹ – stalin dönemi rusyasında uygulanan ve milyonlarca insanın ölmesine yol açan kamp sistemi

mindbombs: let the meme wars begin!

sosyete olarak desteklediğiniz oluşumlar nelerdir sorusuna vereceğimiz cevapta kesinlikle ilk üç içerisinde adbusters yer alır. kendileri insan ve insanının fiziksel – mental çevresiyle ilişkisini inceleyen, kar amacı gütmeyen, sosyal, politik ve ekolojik bir dergi olarak tanımlıyorlar.  ayrıca occupy, buy nothing daymeme wars, blackspot collective ve kick it over oluşumlarının arkasında bu arkadaşlar var. yeni hareketleri de mesajlarını daha geniş bir kitleye yayma amaçları olan “mindbombs”.

“mindbombs” ile yapmak istedikleri 15-60 saniyelik, hem çevreyi hem de bizleri sömüren şirketlere karşı reklamları CNN gibi televizyon kanallarında yayınlamak. bunu başarmak için de indiegogo üzerinden bir fundraising olayı başlatmışlar. vermiş olduğunuz rakama göre de adbusters güzellikleri sizi görüyor. taa canada dolaylarında yayınlanacak bir reklam için gidin paranızı basın demiyoruz tabii ki ama arkadaşların yaptıkları şeyler gerçekten ilham verici. occupy’da bunun en güzel kanıtı.

mindbombs: let the meme wars begin!

buy nothing day

buy nothing day, yani hiçbir şey satınalmama günü. adbusters tarafından başlatılan bir hareket. black friday döneminde gerçekleştiriliyor. kendilerini uzun uzun anlatmıştık, okusanız iyi edebilirsiniz. ülkemizde böyle bir günümüz henüz olmasa da yakında olacağı aşikar. bu haftasonu siz de yapabilirsiniz, hiçbir şey satınalmayın ve yaşamın farkına varın.


“bugün, insanlık net bir seçim ile karşı karşıya: dünyayı kurtar ve kapitalizmi yok et, ya da kapitalizmi kurtar ve dünyayı yok et.” – fawzi ibrahim

kapitalizmin yerleşik değerlerine – ekonomi sürekli büyümeli, tüketici ihtiyaçları her zaman tatmin edilmeli, anlık hazlar bir zorunluluk – meyadan okunmadan günümüzün devasa sayko-finansal-eko krizini onarmamız mümkün olmayacak.

bu meydana okuma son derece kişisel. kapitalist sistemin her parçasının sizi boyun eğmeye zorladığı bir dünyada direnebilir misiniz? reklamcılar sizi gece ve gündüz avlarken kaçabilir misiniz? bu black friday, bu kocaman, absürd ve yıkıcı kapitalist makine size karşı tek bir hedefle gelecek – bozulmuş sistemin batmasını engellemek için ihtiyacınız olmayan boku kredi kartınızın limitine kadar harcayarak satın almanızı sağlamak. bu yüzden onlar “buy” dediğinde sen “nothing!” diyebilecek misin?

buy nothing day ise kişisel dönüşümüzünü kışkırtmak için bir efsane… gerçek yaşamın ne olduğunu birden hatırlamaya başladıkça… radikal güçlenmenin yükselişini ve hayatınıza gelen garip bir sihri hissedeceksiniz.

28/29 kasım günü 60 ülkeden milyonlarca insana katılın ve nasıl hissedeceğinizi görün.

ardından, buy nothing day sornası, bir sonraki adıma geçin… nesiller boyu, yılbaşı ticari güçler tarafından gaspedildi…. bu yıl, hep birlikte geri alalım.

ve bunu yaparken neden oyun oynamıyorsunuz!? posterler asın, kredi kartı kesme partileri organze edin ya da mahallenizdeki alışveriş merkezine yılbaşı zombisi olarak yürüyün.

adbusters #109

çeşitli güzellikler dergisi adbusters’ın gezi olaylarına yorumunu merak ederken saolsun ismini vermek istemeyen bir izleyeceğimiz güzelliğini yaptı; üşenmedi sayfa sayfa taradı. artık size de okumak düşüyor.

ütopya 12 gün sürdü. polis şiddeti tahmin edilebilirdi, ama türkiye’de bir şeyler artık geri döndürülemez biçimde değişti. iyi yönde.

download . adbusters #109

cool’un yeniden fethi

ramones

Ticari eğilimlerin “cool” kavramını zaptetmesinden tam 40 yıl sonra, yapmamız gereken ilk şey kendine has, gerçek bir cool kavramı yaratmak.

Afrikalı köklerinden bugüne kat ettiği yolculukta türlü badireler atlatıp en anlamlı zamanlarında gençlik kültürüne bir direniş tarzı ve asiliğin kendini gösterme biçimi, meydan okuma tarzı oldu.

60’lı yıllar boyunca – ki bu çağın en büyük devrimlerinden birine sahne olmuş bir çağdır. Ticari menfaatler “cool”un oldukça kârlı olduğuna karar verdiler. Genç insanlar sokaklarda festivaller ve savaş karşıtı protestolar düzenlerken büyük şirketler onların bu var olma biçimlerini kampanyalarının göz alıcı göstergeleri ve stilistik dışavurumları haline getirdiler.

Böylece hakiki “cool” ile sahte olanın iki adımlık dansı başlamış oldu. Thomas Frank’in 1997 tarihli kitabı “Conquest of Cool” (Cool’un Fethi) da ifade ettiği gibi, yavaş yavaş cool “kapitalizmin kendini anlama ve halka kendini ifade etme biçimi haline geldi.” Kültürel darbecilerin en etkili araçlarından biri olan reklam şirketi guruları “yabancılaşma üreten ve umutsuzluğa rıza gösteren kültürel makineler” inşa etmenin yolunu buldular.

Cool’un ticaretin hizmetine sunulmasından 40 yıl sonra, biz kendimizi olağandışı bir politik ve kültürel kargaşanın içinde bulduk. Küresel ısınma bizi korkutmaya devam ediyor, salgın ve psikolojik bozukluklar özgüvenimizi kemiriyor, terör savaşları bizi ucu açık bir IV. Dünya Savaşı’na sürüklüyor. Hiç olmadığı kadar emniyetsiz hissediyoruz.

Bütün bunlar bir yana ironik bir biçimde insanlar birdenbire ticari cool’un rüya ülkesinde uyanmış buldular kendilerini. Biz bebekliğimizde tv sehpalarımızın önünde emeklediğimiz günden beri bunun farkındaydık. Bize yalanlar söylendi, propagandalara maruz kaldık, sürekli olarak, gün be gün tüketimin bizi mutlu edeceği yalanıyla kandırıldık. Deney kutularındaki fareler gibi SATIN AL butonuna basıp durmamızın sebebi de bu. Milyonlarcamız aynı tüketim rüyasına yaslanmış tek tonda yürümeye devam ediyor.

Ama şimdilerde sis dağılıyor. Sonunda sahte cool’un bizi nereye götürdüğünü anlamaya başladık; reklamlarda vaat edildiği gibi mutluluk ve refah yerine sinisizm’e yenilmiş, çevreyi tüketen ve maço bir “köpek köpeği yer” tarzına kavuştuk.

Bu kapitalist cool’un gerçek ve samimi olan cool ile yer değiştirip eski haline dönmeye başlamasının sihirli zamanı. Vahşilik etrafında dolanıp durduktan yıllar sonra solda olanlar sihirli anların gerçekte ne olduğunu anlamaya başladık. Clive Hamilton – Growth Fetish and Affluenza’nın yazarı- 2006 yılına ait bir makalesinde isabetli bir tespit yapıyor: “Sol nedir? Sosyal Demokrasinin Ölümü mü?” Modern endüstri toplumlarının problemlerini tanımlamak yabancılaşma değil adaletsizlik.”

Septomları tedavi etmekten vazgeçin. Kimlik politikalarını tırtıklamayı da bir kenara bırakın. Geçmişteki eşitlik ve sosyal adalet için verilen savaşlardan kaçın. Onun yerine kendinizi kapitalist kafa s.kicilerle özgürleştirin. Ölümü düşünmeden yaşamayı öğrenin. Bütün her şey bir yana tek bir tedavi önerim var; samimi olarak “cool” olanı üretmeye bakın. Gerisi gelir.

adbusters sayı 76

tüketicilerin dikkatine!

mindless consumerism

amerikan kültürüne ayak uydurmaya çalışan bizlere olayın bir de bu boyutundan bakmamız için oldukça faideli bir metin olarak görüyorum. metin içerisindeki gerekli alanları türkiyeye uyarlamak hiç de zor değil. kendinizi tüketmeyin.

etilen tayfasından.

mindless consumerism

 

Tüketicilerin dikkatine!

 Gezegenimiz ısındıkça, hayvanların soyu tükendikçe, insanlar daha çok hastalandıkça, ekonomimiz hortumlandıkça ve politikacılarımız daha çok kafayı yedikçe biz hala kendimizi kapitalizm makinesinin göğüslerinden emmek için sallanıyor buluyoruz. Bu bizim tesellimiz, bizim sakinleştiricimiz – tüketim kitlelerin uyuşturucusudur.

“Patolojik tüketim” safhasına geldik, George Monbiot bunu şöyle açıklıyor; “dünyayı tüketen kolektif deliliğin salgını reklamlar ve medya tarafından o kadar normal bir hale getiriliyor ki bize olanın farkına nadiren varabiliyoruz”

Bunun farkına varan, kötüleyen, uzak duran ve kapitalizmden sakınmaya çalışanlar… Yılbaşı bizlerin ilginç ve güçlü bir gücü içinde barındıran akıma kapılarak Amerikanın zevk verici tüketim kültürü ritüaline katılmaya mecbur kılınıp aniden bu durum için günah çıkarttığımız zamanlardan biri.

Kredi kartı limitlerimizi zorladıkça, Amerikan ekonomisinin kahramanları olmayı umuyoruz – ekonomiyi yaşanan krizden kurtarmak. Fakat bunun yerine, oldukça karmaşık olan bu resesyonun içerisine düşüyoruz ve ruhumuz bir kere daha batıyor, ekonomistlerin bir çıkış olarak kulaklarımıza fısıldadıkları – daha fazla tüket! Bu bizim bağımlılığımızın paradoksu – daha fazla dibe vurmak için boşluğu doldurmak.

Daha az tüketime çağrı – duyulduğu zaman – ukalalık, saflık, otoriterlik ve hatta delilik olarak görülerek kınanıyor.

Deliliğin nerede olduğuna siz karar verin. Her beş Amerikalıdan dördü Adderall, Ritalin ya da Prozac kullanıyor. Her üç kişiden biri obez. Kongo’daki insanlara son akıllı telefonumuzun güncellenmesi kolaylaştırılsın diye katliam yapılıyor. Amerika, Avrupa, Kanada, Avustralya’da 5 yıldızlı yaşam standartlarında yaşıyoruz. Eğer hala tüketiminizi durdurmak için bir sebepe ihtiyacınız varsa – üretim ve tüketim döngüsünün dünyanın karbondioksit salınımının yarısından fazlasına sebep olduğunu düşünün. Ve eğer biz dünyayı sadece 4 derece daha ısıtırsak, insan uygarlığının toptan ve geri dönülmez çöküşüne tanık olacağız. Biz kendimizi öldürüyoruz – ve hatta küresel ısınmanın yavaş yavaş bizi parçaladığını reddediyoruz – biz hala – koyun gibi – süpermarketlere doğru olan izdihama katılmaya devam ediyoruz. Önemli ritüallerin dışında, biz sadece Yılbaşı alemi gibi anlamlı olduğu için gerçekleşen – bizim kültürümüzün yoksun olduğu – arzularımız gerçekleştirmek için bu kadar yaygara koparıyoruz.

Endişe duymanız gereken ekonomik kriz değil … kültürümüz, gerizekalı! Kültürel uçurum askımız – toplumsal ruhsağlığımızın üzerinde bir çivi ile asılı.

“Buy Nothing Christmas” bu meselenin kalbine giriyor. Bu sihirli dönemin ritüallerinin – bilinçli ve kasıtlı olarak – radikal ve özgür bir biçimde tercih edildiğini yeniden belirtiyor. Yılbaşı yaklaştıkça, bu kabustan uyanacak, alışkanlıklarınızı yenebilecek kadar güçlü hissediyor musunuz … var olmanın yeni tohumlarını ekebilecek kadar cesur musunuz? Yaşamınızı bir gösteri, bir meydan okuma, bir sanat parçası, kahramanca bir yolculuk haline getirin. Bu yılbaşı başlayın – aileniz ve arkadaşlarınız ile bir araya gelip ve bu yıl farklı olacağına ant içmeye cüret edin.

Ve eğer hazırsanız, bu mesajı sokaklara yayın. Bu andan itibaren yeni yıla kadar, alemci arkadaşlarınız ile birlikte bir araya gelin ve bütün dünyanın görebileceği #BUYNOTHINGXMAS mesajlarını gururla taşıyarak New York Times Square – global reklamcılığın ikonik merkezi – etrafında tur atın.

Yılan yılı geliyor!

Adbusters tayfasından.
Çeviri: etilen