Etiket: aaron swartz

Dediğin Gibi

Bu sefer ben de seni çok seviyorum.
Bazen sadece yorgun oluyor insan, ne kadar sürebilir?
Bir gün bir yerde hayatta kalmaya çalışıyor.
Ve bilmenizi istiyorum ki aynı zamanda kalmak gelir içinden.
Ve bilmeni istiyorum ki ona göre hareket eden bir şey yok.
Hayal kurmak bedava falan değil.
Yani onlarca sorun yok.
Ve bilemezsin ki bu ülkede sadece hayran kaldım.
İnsanların en büyük hobilerine, ve saldırıya uğrayan tarafta olmaya.
Zaten yapılabilecek tek şey bu.
Çünkü onların karnı tok.
Hatta bir ara görüşelim.

(daha&helliip;)

sci-hub

aaron swartz yaşasaydı muhtemelen destek olacağı ve pek seveceği kazak asıllı alexandra elbakyan’ın bütün dünyaya sunduğu bir güzellik sci-hub. kendisi 47 milyondan fazla akademik araştırmayı ücretsiz erişime sunuyor. bunu neden yapıyor;

  1. herkes için bilgi – bilimsel bilgi herkesin erişimine açık olmalıdır
  2. no copyright – bilgi belirli zümrülerin hakimiyetine bırakılamaz
  3. açık erişim – bilgi dağıtımında herhangi bir limit olamaz

size ise öğrenmek ve paylaşmaya devam etmek kalıyor

sci-hub

sansürden kalıcı olarak kurtulma yolu

yine pek sevdiğimiz konumuz sansür gündemde yer edindi ve pek tabii gündemde yer edinmesi için facebook ve twitter işin içinde olmalıydı. geri dönüp baktığımızda 2008’den beri onlarca yazı yazmışız sansür hakkında ve hepsi içinde bulunduğumuz noktaya adım adım nasıl geldiğimizin bir özeti olarak kullanılabilir. son geçen yasa ile birlikte bu yaşananların en ufak bir süpriz olmadığını da tekrar belirtmek isterim. ama balık hafızalı toplumumuzun tepkilerine de dışardan baktığınızda yapılabilecek tek yorum “ne bekliyordunuz ki?” olacaktır.

geldiğimiz noktada kullanıcı katkılarıyla oluşan engelli web adresine baktığımızda 70.700 üzerinde site engellenmiş durumda. muhtemelen burada yer almayan ve engellenen 10.000 kadar site daha vardır. devletin gerçekten çalıştığının bir göstergesi, kendileri bile neyi engellediklerini unutmuş olabilirler (bu yazı üzerine bizi de engellemeleri kuvvetle muhtemel). ama bir kısmı porno içerik, bir kısmı terör örgütü diyenleriniz olacaktır, sansürün iyisini ve kötüsünü tartışacak noktadaysanız yazının geri kalanını da okumanıza gerek yok diye düşünüyorum, buyrun; çıkış kapınız.

neyse içinde bulunduğumuz nokta herkes tarafından nettir sanırım ve son yapılan facebook & twitter engellemesi de  sadece bir başlangıç eminim ki önümüzdeki aylarda aç-kapa örneklerini onlarca kez göreceğiz. bu durumdan nasıl kurtuluruz noktasında ise sizlere yeni bir “introduction to network” dersi vermeyeceğiz. dns, vpn gibi konularda en bilgili toplum olabiliriz (devletin faydaları) bunları zaten biliyorsunuz. fakat bilmemiz gereken önemli bir noktada bu sansürü hepimiz yarattık. özgürlüğe inanan bir toplum isek -ki anket yapsak hepimiz özgürlük savaşcısı çıkar- kendi ellerimizle bu durumun oluşmasına izin verdik. güzel havalarda istiklal caddesinde birkaç turistik yürüyüş ve birkaç sanal eylem hareketi dışında en ufak bir tepki vermedik. şişli etfal olayına gösterdiğimiz önemin yarısını göstersek belki sansürün bu derece saçma ve aleni bir şekilde yapılmasını engelleyebilirdik. paylaştığımız yemek/kedi fotoğrafı kadar uygulanan sansüre tepkimizi ortaya koysak bütün dünyanın bazı şeyleri görmesini sağlayabilirdik. ama hiçbirini yapmadık ve yine biliyoruz ki hiçbirini yapmayacağız. tarih boyunca edinilmiş kazanılmış bütün haklar nasıl ki belirli mücadeleler sonrasında elde edilmişse, kaybedilmiş bütün haklar da toplumların bilinçsizliği ve duyarsızlığı dolayısıyla oluşan diktatörlüklerde yaşanıyor.

sansürden kalıcı olarak kurtulmak istiyorsanız yapmanız gereken bilgisayarın dns ayarlarını değiştirmek değil, kendinizi ve bakış açınızı değiştirmek. aksi takdirde oturduğunuz yerden söylenmenizin kimsenin umursamadığı “layk” sayısını arttırmaktan başka bir faydası yok. (merak etmeyin selfie, kedi ve yemek fotoğraflarını paylaşmanıza hep izin verecekler.)

ya da aaron’un söylediklerine (gerilla açık erişim manifestosu)  kulak verip bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz.

adil olmayan yasaları izlemek adaletli olamaz. aydınlığa çıkmanın, büyük sivil itaatsizlik geleneğimizle, kamusal kültürümüzün şahsi gaspına karşı olduğumuzu ilan etmenin zamanı gelmiştir.

internetin öz çocuğu: aaron swartz

aaron swartz. az biraz internet ile ilişkiniz var ise muhakkak sizin hayatınıza da dokundu. reddit‘i kurucularından biri. creative commons‘ın oluşturulmasında görev aldı. RSS‘in yaratcılarından biri oldu. üstelik bunu 14 yaşında yaptı. bazıları gibi startup’larda çılgın atıp paranın dibine vurmak yerine açık ve özgür internetin savunucusu oldu. SOPA direnişinde çok ciddi bir rol oynadı – kendisine destek verebilmek için elimizden geleni yaptık. kazandı. kazandık.

duymuş olabileceğiniz gibi 0cak 2013’te hayatına son verdi. intihar edebilecek psikolojiye erişmesinin arkasında JSTOR’daki milyonlarca ücretli akademik makaleyi bir harddisk’e indirmesi yatıyordu. bu gerekçeyle 4 milyon dolar para ve 30 yıl hapis cezası ile karşı karşıya kaldı. direnemedi. kaybettik.

“the internet’s own boy: the story of aaron swartz” aslında bu süreci anlatan brian knappenberger belgeseli. aşağıdaki linkten ücretsiz indirebilirsiniz. kendisi hakkında hiç bitmeyecek saygı duruşlarından biri. oldukça da başarılı olmuş.

hiçbir yasanın hükmü altında adalaetin sağlanamayacağını her zaman söyledik ve her zaman söylemeye devam edeceğiz. etilen olarak bizi ve paylaştıklarımızı engellemeye çalışan copyright canavarlarına karşı savaşımız ve paylaşabildiğimiz kadar bilgiyi paylaşma çabamız her daim devam edecek. bu savaşta siz de yer alabilirsiniz. başlangıç için tek yapmanız gereken aaron’un aşağıda yer alan gerilla açık erişim manifestosunu okumanız. emin olduğumuz bir şey var ki – biz kazanacağız!

Aaron öldü.

Bu çılgın dünyadaki gezginler,
bir akıl hocasını, bir bilge büyüğümüzü yitirdik.

Hak davasındaki hackerlar, bir kayıp verdik,
içimizden birini yitirdik.

Yetiştiriciler, bakıcılar, dinleyiciler, besleyiler,
bütün ebeveynler,
bir çocuğu yitirdik.

Hep birlikte ağlayalım.

 

strongbox

strongbox aaron swartz anısında çıkarılan, takip edilme ihtimali olmadan new yorker yazarlarıyla doküman paylaşımı yapmanızı sağlayan bir yazılım. anonimliği korumak için strongbox sadece tor network’ü (tor projesi) üzerinden erişilebilir vaziyette. siz strongbox kullanırken, new yorker herhangi bir IP adresi, browser, işletim sistemi bilgisi kaydetmiyor ayrıca herhangi bir üçüncü-parti içeriği ya da çerez kullanımı da yok.

bizim için an itibariyle çok anlamlı olmasa bile, hükümetin sosyal medya üzerinde yapmaya çalıştığı yaptırımlar düşünüldüğünde kesinlikle incelenmesi gereken alternatif dosya paylaşım ağlarından bir tanesi. sosyete olarak konu hakkında araştırmalarımız devam ediyor.

strongbox

 

gerilla açık erişim manifestosu

bilgi güçtür. fakat her zaman olduğu gibi bu gücü kendine saklamak isteyenler var. yüzyıllarca dünyanın her yanında, kitaplar ve dergilerde yayınlanmış bütün bilimsel ve kültürel mirasın giderek daha fazlası sayısallaştırılıyor ve bir avuç özel şirket tarafından kilit altına alınıyor. en ünlü bilimsel sonuçların yayınlandığı makaleleri mi okumak istiyorsunuz? reed elsevier gibi yayıncılara muazzam meblağlar göndermeniz gerekecek.

bu durumu değiştirmek için mücadele edenler de var. bilim insanları telif haklarını devretmesin, çalışmaların internet üzerinde herkesin erişimine açık olarak yayınlansın diye yiğitçe savaştı. fakat bu çalışmalar en iyi ihtimalle gelecekte yayınlanacak şeyleri etkileyebilecek. şimdiye kadarki her şey kaybedilmiş olacak.

bu kabul edilmez bir bedel. bir akademisyen, meslektaşlarının çalışmalarını okumak için para vermeye zorlanır mı? bütün kütüphaneler tarandıysa bunları sadece google’dakilerin mi okumasına izin verilir? bilimsel makaleler birinci dünya’daki seçkin üniversitelere sağlanır da küresel güney’deki çocuklardan esirgenir mi? bunlar korkunç ve kabul edilmezdir.

“tamam haklısın” diyor çoğu kişi, “ama ne yapabiliriz? şirketler telif haklarını ellerinde tutuyor, erişimi ücretlendirerek devasa paralar kazanıyorlar ve bunlar bütünüyle yasal, onları durdurmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok.” fakat yapabileceğimiz, hatta yapılmış olan bir şey var: karşı saldırıya geçebiliriz.

bu kaynaklara erişimi olanlar, öğrenciler, kütüphaneciler, bilim insanları; size bir ayrıcalık verildi. siz bu bilgi ziyafetinden beslenirken dünyanın geri kalanı dışarıda bırakılmış durumda. bu ayrıcalığı kendinize saklamamalısınız, aslında ahlaken de saklayamazsınız. bunu dünya ile paylaşma göreviniz var. ve yaptınız da: meslektaşlarla şifrenizi paylaştınız, arkadaşlarınız için dosya indirdiniz.

dışarıda bırakılanlar, bu sırada siz de boş durmuyordunuz. çatlaklardan gözlüyordunuz, çitlerden tırmanıyordunuz ve yayıncıların kilit altına aldığı bilgileri özgürleştirerek arkadaşlarınızla paylaşıyordunuz.

ama bütün bu eylemler karanlıkta, yeraltında gizlenerek ilerliyordu. hırsızlık veya korsanlık denildi, sanki bir bilgi hazinesini paylaşmak bir gemiyi soyup mürettebatı öldürmek ile ahlaken eşdeğermiş gibi. fakat paylaşmak ahlaken yanlış değildir, aksine ahlaki bir buyruktur. yalnız açgözlülükten gözü dönmüş birisi arkadaşına istediği kopyayı vermez.

büyük şirketlerin, elbette, açgözlülükten gözleri dönmüştür. uydukları kanunlar da bunu gerektirir, aksi halde paydaşları isyan eder. ve satın aldıkları siyasetçiler onlara arka çıkmak için kimin kopya çıkarabileceği üzerinde onlara istisnai haklar veren kanunlar çıkarır.

adil olmayan yasaları izlemek adaletli olamaz. aydınlığa çıkmanın, büyük sivil itaatsizlik geleneğimizle, kamusal kültürümüzün şahsi gaspına karşı olduğumuzu ilan etmenin zamanı gelmiştir.

nerede depolanmış olursa olsun, bilgiyi almalı, kendi kopyalarımızı çıkarmalı ve dünya ile paylaşmalıyız. telif hakkı biten şeyleri alıp arşive eklemeliyiz. gizli veritabanlarını satın alıp internete koymalıyız. bilimsel dergileri indirip dosya paylaşım ağlarına yüklemeliyiz. gerilla açık erişim için savaşmalıyız.

bütün dünyada yeterince fazla sayıda olursak, yalnızca bilginin özelleştirilmesine karşı güçlü bir mesaj vermekle kalmayacağız, aynı zamanda onu tarihe gömeceğiz. bize katılıyor musunuz?

aaron swartz
temmuz 2008, eremo, italya
çeviri: alternatif bilişim