Menü Kapat

Etiket: 6:45 (sayfa 1 / 2)

Philip K. Dick’in Tefsir’inden Bir Bölüm

bilimkurgu romanlarıyla tanıdığımız philip k. dick’in, 8000 sayfalık felsefi notlarının bir bölümünün 1992 yılında derlenmesiyle oluşturulan tefsir, yazarın eserde ‘2-3-74 (Şubat-Mart-1974)’ olarak adlandırdığı ve okuduğum kadarıyla tamamı deli saçması olan ruhani deneyimlerini içerir.

kadıköy sokaklarından akın akın geçerek yıllık intiharlarını gerçekleştirmeye giden lemur sürüleri görüp, derin bir yalnızlığa gömüldükten sonra anlayacağınız kadarıyla bir 6:45 yayını olan tefsir’in; içeriğinden bağımsız, hakkında size hiçbir fikir vermeyecek olan, en iyi 2 sayfası… (s.59,60)

Neden her şey kıt? Çünkü herkes stokluyor. Neden herkes stokluyor? Çünkü her şey kıt. Hepimiz birbirimizden kuşkuluyuz, her birimiz ne olduğunu kestirmeye, yani kimin yaptığını anlamaya çalışıyoruz. Düşmanımız kim? Neler olduğunu anlayamadığımız gerçeği beyinlerimizi aşırı yüklüyor, zihinlerimizi fazla çalıştırıyor; çabuk eskiyoruz, yoruluyoruz ve aklımız karışıyor. Ve hala düşmanımızı tespit edemiyoruz. Aklımız karışık olduğu için verimsiz hareket etmeye başlıyoruz, bu yüzden davranışlarımız kararsız hale geliyor. Kararsız davranışlarımızı fark edenler neyin peşinde olduğumuzu merak ediyorlar. Aslında bir şey yaptığımız yok, sadece başkalarının neyin peşinde olduğu sorunuyla yanıp kül oluyoruz, çünkü çeşitli davranışları gittikçe daha da şaşırtıcı bir hal alıyor.

Her birimiz diğerlerinin ne yaptığını bildiğini zannediyoruz. Onların hepsi de bizim ne yaptığımızı bildiğimizi sanıyor. Bilmiyoruz. Bize soruyorlar, Ne yapıyorsun? Bilmediğimiz için tutarlı bir açıklama yapamıyoruz, ama tutarlı bir açıklama yapmaktaki başarısızlığımız onları yalan söylediğimize inandırıyor ve yalan söylüyor olmamızın tek sebebi gerçekten yaptığımız şeyin saklanması gerektiği olmalı. Bu, korkularını ve güvensizliklerini güçlendiriyor ve sorgulamayı koyulaştırıyorlar. Yanlış önerme, Sen ne yaptığını biliyor olmalısın ve eğer bana söylemezsen, benim onaylamayacağım, canımı yakmak için bana doğrultulmuş bir şeyi saklamak için yalan söylüyor olmalısın. Her kişi, onların neler olduğunu bildiği yanılgısıyla kendisi kadar aklı karışık diğerlerini sorgulayarak, zamanını boşa harcıyor ve kendini yorarak daha da kafası karışmış olarak buluyor.

Hiçbir şey olduğu yok ve kimse ne olduğunu bilmiyor. Kimse artık hiçbir şey anlamadığı ve eve gitmek istediği gerçeğinden başka bir şey gizlemiyor.

arabesk fanzin


hoyratız.
pırpırıyız.
harmanız.
yer yer gereksiziz.
kafası güzelken çekilmeziz.
ipsiziz.
en nihayetinde; arabeskiz

nicedir fanzin tanıtımı yapmıyorduk ki karşımıza arabesk fanzin çıktı. oh be fanzin varmış dedirtecek güzelliğe yaklaştı. tek gördüğümüz eksi ad-soyad imza atmaları. keşke anonim kalsalardı fakat sanatçı olmak bunu gerektiriyor herhalde. neyse derdimiz bu değil.

kopyalanamayacak boyutta üretilmiş. 16 sayfa. #özgecaniçin demişler. üşenmemiş içine boncuktan kuş yapmak için boncuk koymuşlar. (herkese bedava akineton veren fanzinlere selam olsun.) muhteviyata geldiğimizde;

  • alın yazısı
  • ayrılığın 53. günü
  • vesikalı yarim
  • ali tekintüre
  • ağır roman
  • kuşçu
  • göznuru – boncuktan kuş yapımı
  • argo
  • çomar – yemeğin tarifi olmaz
  • gönül dostu köşesi

biz kadıköy 6:45’den edindik, siz başka yerlerden de edinebilirsiniz. bilmeniz gereken atlamadan geçmemeniz.

arabesk fanzin
arabesk fanzin . twitter

yani rüzgar her şeyi alıp götürmeyecek

kitap hakkında yazabileceğim her şeyi yazmıştık. şimdi sadece hala okumayanlar ve kitabı bulamayanlar için .pdf formatında paylaşıyoruz. kıymetini bilin.

download . yani rüzgar her şeyi alıp götürmeyecek .pdf 

ubik project

ubik

UBİK Project sergi, lansman, blog, sokak, hayat…

Ubik, yazar/düşünür P.K.Dick’in yaşam, ölüm, gerçek, gerçeklik, entropi, varoluş, algı, duyuötesi, metafizik kavramları üzerine yazdığı felsefi bir Bilimkurgu başyapıtıdır. Ubik projesi; Ubik’in dünyası, kavramları, tartışmalarını derinlemesine ele alan ve onu imge formlarına dökmeye soyunan bir projedir. Kavramlar, metinler, disiplinler arası çakışmalar,bağlantılar, sınır ihlalleri üzerine yoğunlaşarak, Ubik Project kollektif bir düşün/yaratı atmosferini tahrik etmeye soyunmuştur.

Ubik; kendine ait felsefi/metafizik/politik bir dünya görüşü yaratmış, eserleri bir çok dile çevrilip, sinemaya uyarlanmış P.K.Dick imgesinin bir tepe noktası, çatısını temsil ettiğinden; proje doğal olarak Ubik üzerinden PKD’nin büyük düş dünyasına da sızmayı da amaçlamaktadır.

Konsept: Rafet Arslan
Koordinatörler: Alper T. İnce&Rafet Arslan
Proje supervizör: Pınar Başoğlu

Proje çalışma grubu(ön liste):
Alper T. İnce
Anti-pop
Bob Arc
cins
Eda Gecikmez
Gamze Özer
Merve Şendil
Nezaket Tekin
Pınar Başoğlu
OnstOn/Can Yeşiloğlu
Rafet Arslan
Sedat Türkantoz
Serra Behar
Yaprak Gözeker

Sergi- UBİK
4-28 Ocak 2012
Mekan: Hayaka+
Proje & Sergi Mekanı:
Çukurcuma Caddesi No:19A Tophane 34425 Istanbul

ubik project
Ubik Lansman- 6:45 Yayın, new edisyon
Aralık 2011

bay perşembe . rafet arslan

Rafet Arslan, 12 Mayıs 1972, İzmir-İstanbul ve göksel tüm sistem. Kavramsal Sanata, disiplinler ötesi bir bakış atan yazar-eleştirmen-güncel sanatçı-kolaj işçisi-performansçı… Sürrealizm,Yeni Dalga Bilimkurgu ,Erekte Şiir, Mutant Sanat alanlarında aktif. Çağdaş Sanat Manifestoları (6:45 Yayın-MAyıs 2010) kitabının yazarı.

böyle tanıtıyor kendisini. sayfa sonundaki linklerden görebileceğiniz gibi; yeterlimi siz karar verin. en son ortalığı yıkıp geçmişti duyurduğumuz üzere. fazla güzel insanlardan, fazla vakit kaybetmeyin, hayal kurun ve inceleyin. biz sorduk o muhtemelen bu soruları cevaplarken de bir şeyler yaptı ya da yapacak bir şey bulamadı.

bay perşembe kimdir?
İzmir’de doğmuş bir göçebedir ve kendince bir yazı-düşleme makinesidir. Kurgusal dünyada çok güçlü, pratik hayatta dalgın ve şaşkındır genelde. Eylül’ü özlemekte, sık sık kendini Rafet Arslan olarak düşlemekte ve yalansız yaşamak istemektedir.

neden?
Çünkü yapçak bir şey yok, çünkü kafa hiç durmuyor, başka türlü olmuyor; busun ve bunu yapıyorsun. Sözcüklerle kavgam şiire, kolaja, öyküye, resme, nesneye, sese kaydı ve dönüşü olmayan bir kara-maddeye yazgılı. En azından kendi ile kavgalı bir barışıklık ve sonsuzlukla 1 olma özlemi.

düşlerlerde ne var?
Düşten çok kabus var bende genel , brutal, ağar..

ne yapmalı?
Maya takvimindeki 5. Güneşin işaretlerini takip etmeli, yeni kıvılcım haritaları yapmalı. İsyanı sevmeli ve ona alışmalıyız. Protestoculuk hepimizi küflendirdi.

ilham verenler?
5 “B” saplantısı var bende: Benjamin, Breton, Ballard, Baudrillard, Blanquie

ne okuyalım?
Açıklayıcı bilgiler el kitabı (Cortazar), Kara Bahar(Zürn), Siyah hatıralar denizi(Açar), Yakın geleceğin mitosları(Ballard), Buz(Kavan), Kızıl Ot (Vian) ve her daim Maldoror Şarkıları.

ne dinleyelim?
Döngüsel şeyler dinleniyor bende. King Crimson, Portishead, Amon Tobin, Patti Smith gibi gibi..

ne izleyelim?
Fernando Arrabal’dan ne bulunuyorsa.

bize ne sorarsın?
Sosyeteye ne zaman girebileceğim?
<etilen>ya dışındasındadır sosyetenin / ya da içinde yer alacaksın / kendin içindeyken / kafan dışındaysa … </etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
Başka bir hayatı geri alacağız-derken, nedir o başka hayat?
Bilmiyorum, hiç bilmediğim bir hayat.

şenol erdoğan

şenol erdoğan. şu sıralar kaybedenler kulübü fragmanında “ne kulübü lan” diye bağıran kişi (filmi henüz izlemedim, başka neler söylüyor bilmiyorum). 6:45 yayın yönetmeni. underground poetix’in de doğal olarak editörü. türkiye’de sıkıysa yayınlayın lan denilen bir çok kitabın yayıncısı. şu dakikalarda radiofil server’ı bel verdiği için dinleyemediğimiz insan. ntvmsnbc bile röportaj yapmış biz niye yapmıyoruz demediğimiz insan tabii ki. o da güzel insanlardan. bu soruları 1 ay önce sorduk, pek güzel sebeplerden dolayı şimdi yayınlıyoruz.

kimdir?
şenol, üretmeyi seven, içinde kompleksler ve haset taşımayan ve bu sebepten de dünya insanıyla pek anlaşamayan; herşeyden önce bir “okur” sonra “yayıncı” ve “editör”.

neden?
üretim “iç”de başlar ve taşar, kendinizde tutamazsınız o denli çok ve güçlü olan şeyi.

düşlerde ne var?
daha huzurlu, madden daha rahat bir yayıncılık, daha çok kitap, daha fazla gülümseyen güzel “çocuk”, daha ucuz ve daha çok kitap kitap kitap…

ne yapmalı?
yapılan şeyden öte mi…bilemiyorum…elimden geleni yapıyorum, imkanlarım el verdiğince, bazan fazlasını-zorlayarak.
benim öyle “devrimsel” “değiştirme” arzularım vs yok. derin mevzular elbet, benim inanç sistemim: “olanın olması gereken, olacak olanında olmak zorunda olan olduğu” üzerine kuruludur.

ilham verenler?
en tabanda lise türkçe öğretmenim, sonra aziz nesin,ucuz romanlar, babam(genetik), sonrasında ilk başlarda: enis batur. en öenemlisi: AFA yayınlarıın kurucusu Atıl Abi (Ant), okuduğum tüm yazarlar, ilk tanıştığımda -92 senesi- Altıkırkbeş ve elbette Çaydamlı.

ne okuyalım?
maymun iştahlılıkla okuma serüvenine girilmediği sürece “gerçek okuma karakteri”nin oluşmayacağına inanırım, yoksa insan tonlarca şey içinden okuması gerekenleri okumak istediklerini nasıl anlayabilir ki zaman içinde.
ben herşeyden önce antropoloji ve anatomi diyorum, sonra tıp, edebiyattan önce hele!!!
ama ille de isim dersen Graiil Marcus Ruj Lekesi Ayrıntı Yayınları derim hep

ne dinleyelim?
ben noise, Burzum, Deicide ve Sex Pistols manyağıyımdır.
god speed you black emperor derim..

ne izleyelim?
bu sitedeki her şeyi:
http://thesoundofeye.blogspot.com/search/label/SHORT

bize ne sorarsın?
ben hep insanların sözde bir arada olduğunu iddia ederim, heleki son 5 yıldır artık söz de bile bi arada olamadıklarını görüyorum, neden sözde aynı ruhu taşıyan adamlar bile birbirini sikmeye çalışıyor bu ülkede, neden ılık kompleksinden geçilmyor, neden voltranı oluşturamıyoruz diye sorarım
<etilen>herkes sikinin derdinde olduktan sonra bir 5 yıl daha oluşturamayız derim</etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup kendin cevaplar mısın?</etilen>
sıkıldın mı?
hayır!

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.