Menü Kapat

Etiket: 2013

Etilen Sunar: Come Worry With Us! // kargART gösterim

A Silver Mt. Zion ya da artık daha çok anıldığı hali ile Thee Silver mt. Zion Memorial Orchestra ekibi müzik endüstrisi, toplumsal olaylar ve bireysel kimliklere bakış açısı nedeni ile hep değerlilerimiz arasında oldu. Ekibin iki üyesi Efrim ve Jessica ise hayatlarına giren çocukları ile düzenleri, maddi sıkıntıları ve cinsiyet rolleri ile ilgili ciddi bir karmaşaya doğru yol alırlar. Bu süreci de onlarla beraber endişelenelim diye bizimle paylaşıyorlar. Bir çift olarak hayata bakarken ebeveyn olduktan sonra eşitlik konusunda dengelerini koruyabilecekler mi, turneleyen müzisyenler olarak yeni süreçte birbirlerine ve kendilerine karşı tutumları değişecek mi? İlk gösterimini !F İstanbul’da yapan Helene Klodawsky’nin bu samimiyet dolu belgeselini kaçırmamanızı tavsiye ederiz.

Come Worry with Us! // 2013 // Helene Klodawsky // Kanada // 1’21”

Ücretsizdir.
14 Mart Salı – 20:30 – Kargart

Etilen Sunar: Come Worry With Us! // kargART gösterim

ekstremist manifesto

© Nick Zedd 3/6/2013

Şimdilerde ayrıcalığı, adam kayırmayı, bağlantıları temsil eden çağdaş sanat nihayet yok oluyor, önümüzden defoluyor.

Bizler, galerilerinizin, müzelerinizin ve sanat deliklerinizin dışında tutulmuş… gözardı edilmiş, hakarete uğramış, mahkum edilmişler (ve yanlış sınıfa ait olanlar) geleceğin sesiyiz. Bugünün kültürünün o çok moda değersizliğinin üstüne tükürüyoruz. Ilımlılığın, bir neslin pek moda alaycılığının ve kasıtlı olarak sıkıcı olan çağdaş sanatın üstüne kusuyoruz. Kronik utangaçlığınızın, evcilleştirilmiş sanat anlayışınızın da içine sıçıyoruz.

Kırılma anı ve çağdaş sanatın gübresini dürüst yöntemlerle kazma zamanı geldi. Sisteminiz omurgasız ve değiştirilmeli. Sezilmez olmaktan onur duyanlar artık yok.

Bugün kapıları tutanların resim öldü dedikleri doğruysa eğer o zaman fotoğraf, sinema, müzik, heykel, performans ve insanın diğer bütün yaratıcılığı da öldü. Küratörler kültürünün hiyerarşik hakimiyetinin içeriği bireyin yerine nötr bir klon geçirmek. Bize söylenen akademinin küratör sınıfının tanrısal olduğu. Tarihi onlar belirler. Onların seçimleri üzerimize yağmur gibi yağdırılır. Ama gerçek şu ki tarihteki mihenktaşlarının yegane sahibi olan AMATÖR (üreten, yenilik yapan yalnız birey) yalıtılmış bir küratörün aynı anda iki ayrı şeye inanan gerçeklik tünelinin ötesindedir.

Bugünün küratörler eliti tutku, öfke ve mahkumiyeti alaycı bir kayıtsızlık, kendini geriye çeken bir duruş, bir kaçış ve sürüye katılışla değiştirme kararı almışlardır. Koyun gibi bir uysallıkla hiç bir görüş açışı bulunmayan takip edenler nesli türemiştir, herhangi bir şey için ayakta durmaya korkan, ama düzene uymayı kolaylaştıran alaycı kayıtsızlığın arkasına sığınıp korkusuz olduğu taklidini yapan bir nesil. Takipçi bu sanatçıların felsefesi teslimiyettir. Bu teslimiyet sayesinde takipçi yüksek sanata dahil olmayı ve onun getirdiği ödüllerden nasiplenmeyi beklemeye başlar.

Takipçilerin ve kapıları tutmuş ustalarının anlayamadığı noktaysa yüksek ve düşük sanat arasında temel bir farklılık olmamasıdır. Bugünün pornografisi yarının güzel sanatıdır. Zamanın tezgahında kafir, kutsala dönüşür. Gerici ontolojik yorumcuların altında elli yıldır acı çekmiş ekstremist hareketi içinden çıktığı sürecin özetinden daha büyük fenomendir. Hakim kültürlerin bizi inandırdığı şey tarihin objektif olduğudur, oysa gerçekte subjektiftir ve hiyerarşik sistemin küresel elitlerin yararına sömürülmesine dayalıdır.

Ekstrem sanat metafizik değildir ve duyulara dayalıdır. Bilgeliği tahsis eden bileşen olan insan vucüdunu nihai hakem olarak belirler.

Deneysel açıdan ekstrem sanat kişinin statükocu düşünceye direncinin ve onu dönüştürebilme yeteneğinin biricik teyididir.

Gölge iktidarlar ve gizli elitler tarafından bize dayatılan sahtecilik teşhir edilmeli ve yok edilmelidir. Bu tamamen ticarete dayalı kanserli sanat kurumlarının ve şahsi deneyimlere dayalı bireysel çıkışları da olumsuzlayan kapitalizmin yağmacı habis düsturlarının yok edilmesini de gerektirir.

Referansı olmayan, muvazaasız çıkışlar hayatın içine balıklama dalıp onu taşaklarından kavramaktır.

Bu da, şansını denemek, insanları kızdırmak, alarm zillerini çaldırmak ve genel olarak stratejik bir hareketle dengeleri sarsmaktır.

Bizler yeni ektremistleriz, gündemsel gerçekliğin kapılarını tutanlar tarafından bize dayatılan maskaralığa karşı silahlarımızı kuşandık, başardıkları kitlesel halüsinasyonu reddetmeyi seçiyoruz. Bizimkisi, yalanlar ve kendini aldatmaktan mürekkep sisteminizi lekeleyen ve yok eden bir zevksizlik sanatı.

Çok uzun zamandır aramızdaki koyun iflas etmiş bir sistemin yalanlarına karşı boyun eğmesi için ödüllendirildi.

TANRI’DAN NEFRET EDİYORUZ. ÇÜNKÜ TANRILAR YOK VE HİÇBİR ZAMAN DA OLMADI.

BÜTÜN TOTALİTER KONTROL SİSTEMLERİ ALTÜST EDİLMELİ VE YIKILMALI. İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ İSTER DEVRİMCİLER İSTER KARŞI DEVRİMCİLER TARAFINDAN EMPOZE EDİLMİŞ OLSUN BÜTÜN HİYERARŞİLERE KARŞI TETİKTE DURMAYI VE KARŞI KOYMAYI GEREKTİRİR.

BİZLER DEVRİMİN YERİNE GEÇECEK HIZLANDIRILMIŞ BİR EVRİM TARAFTARIYIZ.

BİZLER PROVOKASYON, AYDINLANMA, NEFRET VE AŞKI KULLANAN EKSTREMİSTLERİZ.

KARŞI UÇLARI BİRLEŞTİRECEĞİZ.

Çeviren: Cemal Akyüz

t.c. 2013

TC

mutlu yıllar

TC 2013 bütçesi

Ülkemizin 2013 yılında ortalama göstereceği önem katsayıları.  Üzerine yorum yazmama gerek yok herhalde?

  • Milli Savunma Bakanlığı 20 milyar 359 milyon 914 bin lira
  • Diyanet İşleri Başkanlığı: 4 milyar 604 milyon 649 bin lira
  • Sağlık Bakanlığı: 2 milyar 490 milyon 208 bin 650 lira
  • Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: 2 milyar 469 milyon 524 bin 550 lira
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı: 1 milyar 880 milyon 909 bin 650 lira
  • Kültür ve Turizm Bakanlığı: 1 milyar 851 milyon 734 bin lira

Savunma/Sağlık= 8.1 | Savunma/Bilim&Sanayi&Teknoloji = 8.1
Savunma/Çevre = 10.8 | Savunma/Kültür&Turizm = 10.8

Diyanet/Sağlık = 1.8 | Diyanet/Bilim&Sanayi&Teknoloji = 1.8
Diyanet/Çevre = 2.4 | Diyanet/Kültür&Turizm = 2.4

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.