Etiket: 2003

Den brysomme mannen (2003)

Öncelikle fotoğrafta yazıldığı gibi hoş geldiniz. Belki meraktan belki sürekli takip ettiğiniz bir site olmasından, yaz mevsiminin daha ilk günlerinden başlayan bir iç sıkıntısından ya da pek muhtemelen aylak aylak bakınırken yanlışlıkla girdiniz bu yazının içine, tıpkı  bu filmdeki asıl karakterin bir anda kendini bulduğu bir dünya gibi. Felsefe tarihinde bu sorgunun içine düşmeyen ya da bu düşünceyi aklının ucundan geçirmemiş bir insan bulamayız herhalde; “insanın dünyaya bir anda  gökten düşer gibi kendisine yabancı olan bir yaşamın  içine düştüğü hissi”. Her şeyin sen olmadan önce kurgulanmış ve senin varlığının ya da yokluğunun bu kurgu bu düzen içinde bir şeyi değiştirmediği. Ve Camus’nun yabancılaşma tarifi. Bu kurguda yerinin olmadığı ve ancak rol yaparak bu oyunda devam edileceği ve devam edenlerinde rol yaptığı bir dünya bu film. Düzenin ve koruyucuları tarafından sorunsuz bir dünya yaratma çabasını, her şeyin formülize edildiği bu formüllere göre yaşamayanların, farklı düşünenlerin hatta farklı hissedenlerin bile bu düzen koruyucuları tarafından cezalandırıldığı, sistem tarafından sürekli pompalanmaya devam edilen “her şey yolunda, herkes mutlu” sloganları… Aslına bakarsanız farklı düşünen insanlar dışında yani sisteme ayak uydurmayı reddeden insanlar dışında bi sorun yok, geri kalanlar ise tıpkı saatin içindeki mekanizma gibi sorunsuz hareket ediyorlar ve en özel anlarını bile hissizce bir makine gibi yaşıyorlar. Ama bu yaşananların hiçbir gerçekliği yok. Yaşamlarımızın gerçekliğini gösteren şeyler çelişkiler ve sorunlardır. Diğer türlüsü ise ırmağın akışıyla ilerlemektir sadece. Kaos olması gerekendir. Size bu filmin propagandasını yapmak değildir niyetim sadece yaşadığımız hayatla bağlantısını göstermek. Şöyle anlatayım; nasıl yaşamamıza başkaları karar veriyor. Saçımızın şekline, giyimimize, vücudumuza ve yüzümüze farklı olacaksa bile onların istediği bir şekilde farklı oluyoruz ya da bu farklılık sermayeye açılarak bunun üzerinden para kazanılıyor. Sisteme dair en küçük isyanımız diğerleri tarafından bastırılıyori farklı düşünceler ve hisler dışlanıyor, tüketiliyor, yok ediliyor.

the bothersome man – imdb
the bothersome man – torrent

cyberpunk educator . 2003

cyberpunk educator 2003 yapımı andrew j.holden’in 1980’lerde çekilen mainstream cyberpunk filmlerinin analiz belgeseli. film ebediyat kuramcısı northrop frey’ın yapısını kullanarak batı kültüründe tekrar eden hikayeler üzerinden cyberpunk’ı tanımlıyor ve nasıl aktarıldığını anlatıyor. ayrıca ırk, cinsiyet ve hükümet temaları üzerinden amerikan film endüstrisini detaylayan politik bir kimliği de sahip. film materyal olarak her şeyi internet üzerinden toplamış ve holden abimizin de uğraşına değmiş. sakin sakin sindiriniz, ayrıca internet archive üzerinden ücretsiz ve rahatça indirebilirsiniz.

cyberpunk educator . internet archive

 

the corporation . 2003

the corporation 2003 yılı çıkışlı, şirketlerin tarih boyunca gelişimi ve çekildiği güne kadar geldiği konumu anlatan 10 numara belgesel kuşağının önde gelen yapımlarından. mark achbar ve jennifer abbott yönetmiş. süresi ve içerdiği yoğun bilgi ile biraz yorucusu olsa da izlemeden geçmeyin. youtube üzerinden türkçe altyazılı izleyebilirsiniz. film hakkındası;

bundan 150 yıl önce şirketler, iş yapabilmenin düzenlenmiş bir yolu olarak ortaya çıktılar. şimdi ise şirket, küresel bir güç. şirket, hukuki anlamda bir “kişilik” olarak algılanan bu kurumun felsefesini ve işleyişini çarpıcı ropörtajlarla ve esprili bir bakışla mercek altına alan bir belgesel. dünya sağlık örgütü’nün, psikologların ve psikiyatristlerin kullandığı standart araçlarla bu “kişi”nin karakterinin temel özelliklerini incelemeye alan belgesel, oldukça rahatsız edici bir sonucu gözler önüne seriyor: bencil, ahlaksız, duygusuz ve hilekar olan şirketlerin işleyiş ilkeleri onların anti-sosyal kişiliklere bürünmesine neden oluyor. anlayış, sevgi ve paylaşım gibi insani özellikleri taklit ederken bile, yoluna çkan sosyal ve hukuki standartları yerle bir eden şirketler, hiçbir zaman suçluluk duygusunu hissetmiyorlar. teşhis: serbest piyasa ekonomisinin ilkelerinin kurumsal bir düzenlemesi olarak karşımıza çıkan şirketler aslında bir psikopatta gözlenen tüm özelliklere sahipler. şirket’in belkemiğini, dünyanın en büyük şirketlerinin (shell, pfizer, ibm, goodyear vb.) yöneticileriyle ve önemli düşünürlerle (noam chomsky, peter drucker, milton friedman, naomi klein, mark kingwell, vandana shiva and michael moore) yapılan röpörtajlar oluşturuyor. bu karışıma bir de şirket casusları, gizli bir pazarlamacı, akademisyenler, tarihçiler ve aktivistler eklendiğinde ve tv reklamlarından, şirket propagandalarından ve filmlerden görüntüler de eklendiğinde, şirket denen kurumun büyüleyici bir portresiyle karşı karşıya kalıyoruz. bugüne kadar katıldığı tüm festivallerde izleyici ödüllerini toplayan şirket, belli ki çağımızın en vahim hastalığına parmak basıyor.

the corporation . imdb
the corporation . youtube

GODSPEED YOU! BLACK EMPEROR

kendileri geri dönmüş olup son dönemdeki en güzel haberleri vermiş bulunmaktadır. normalde büyük harfe karşıyız ama mevzu bahis godspeed you! olunca gerisi bile bazen güzelliktir. metin 2003 yılında konserlerinde dağıtılmıştır.

SEVGİLİ YABANCILAR/DOSTLAR,

SIK SIK BİZİMLE SİZİN ARANIZDA BİR İLETİŞİM BOŞLUĞU OLDUĞU HİSSİNE KAPILIYORUZ. BU YABANCILAŞMIŞ BİRAHANELERDE YERYÜZÜNÜN EN ÜZGÜN ROCK’N’ROLL’UNU İCRA EDEN BİZLER, İŞ KELİMELERE GELİNCE ÇEKİNGEN VE BECERİKSİZİZ ANCAK ŞİMDİ NİHAYET BİR KEZ YA DA HERKES İÇİN BUNU DA SÖYLEMELİYİZ.

ZENGİN ÜLKELERDE YAŞAMAKTAYIZ – İHTİYACIMIZDAN DAHA FAZLA EĞLENCE VE KEYFE SAHİBİZ; AYRICA, ÇOK FAZLA BİLGİYE, “GERÇEĞE” VE MALUMATA ULAŞMA İMKANI BAHŞEDİLMİŞ BİZLERE… EĞER HALA MİLYONLARCA MASUMUN, BİZZAT BİZİM AHLAKSIZ POLİTİKACILARIMIZ TARAFINDAN SAKAT BIRAKILDIĞINI, AÇ BIRAKILDIĞINI, İŞKENCEYE UĞRADIĞINI, VURULDUĞUNU YA DA HAVAYA UÇTUĞUNU BİLMİYORSANIZ, YAPACAĞIMIZ YA DA SÖYLEYECEĞİMİZ HİÇBİR ŞEY SİZİ İKNA ETMEYECEKTİR ASLA…

DÜNYADA BİZLER GİBİ ELLERİNE DAHA FAZLA KAN BULAŞMASIN İSTEYEN MİLYONLARCASI VAR.
DÜNYADA BİZLER GİBİ, BU CANİ SAÇMALIĞI SONSUZA DEK BİTİRMEK İSTEYEN MİLYONLARCASI VAR.

HEP BİRLİKTE, ONLARIN BU KÖHNE CANAVARLARINI ALAŞAĞI EDEBİLİRİZ… NAİF BİR GÜNDÜZDÜŞÜ DEĞİL BU… (BİZ ONLARDAN DAHA FAZLAYIZ…)

BU, BU GECE YA DA YARIN, HEMEN BAŞLAYABİLİR. (EN KÜÇÜK, UFACIK YOLLARLA BAŞLAYACAKTIR…)
LÜTFEN, NASIL GERÇEKLEŞEBİLECEĞİ HAKKINDA DÜŞÜNÜN.

MÜSTACEL ZAMANLARDAN GEÇİYORUZ;
KARŞINIZDAKİ EN CILIZ IŞIĞI BULUN VE ONA DOĞRU YAVAŞÇA KOŞMAYA BAŞLAYIN…
LÜTFEN DİĞER YABANCILAR VE DOSTLARINIZLA BİRLİKTE İLERLEYİN

EN KÜÇÜK ÇABADA BİLE BİR GÜZELLİK VARDIR
İNATÇI BİR UMUT, TEMBEL BİR AÇGÖZLÜLÜĞÜ HER ZAMAN YENİLGİYE UĞRATIR
VE ASİL YÜREKLER, VAHŞİ KALELERİ YERLE BİR EDER.

KORKMAYIN. KORKMAYIN. KORKMAYIN.

SEVGİLER.
GODSPEED YOU BLACK EMPEROR

noviembre . 2003

noviembre yani kasım achero mañas‘ın 2003 yılında çektiği ve koca bir eyvallahı hakettiği filmi. kusur arasan bulamazsın, bok atmaya çalışsan atamazsın, oturur izler bitince yutkunursun sadece. şiddetle tavsiye etmiyorum, izlemezseniz kendiniz kaybedersiniz diyorum. aşağıda da bir spoiler mevcut. sakın korkmayın. yağmalayın.

izin verirseniz, sizlere küçük bir hikayem var. geçen gün bu sahneyi ele geçirip, sesimizi duyurmaya karar verdik. o yüzden. . . bir! iki! üç! dört! bunu yaptık çünkü bıktırdılar bizi. evet! yorulduk! tükendik! ümidimizi yitirdik! çünkü günümüzde tiyatro ve sanat gerçekten kokuşmuş halde. doğru! leş kokan genel kurul odaları, devlet memurları, ticaret, reklamcılık, tekdüzelik, rahatına düşkünlük, boş zaman, can sıkıntısı, bürokrasi ve yalan- dolan! bir tek sanat yok! zavallı sanatım! sanat artık yok! artık sadece sanat ticareti, sanat borsası, ya da sanatı teşvik ticareti olacak. bir başka banka hesabı daha, sayıları toplama sanatı. ama biz buna alet olmayacağız! çünkü bizler. . . özgürüz! bizler sanatın kalpleri değiştirebileceğine inanıyoruz. ve onlara güç verebileceğine. . . sanat, insanlara yaşadıklarını hissettirebilir. sanat, erkek ve kadın ruhuna erişebilir. sanat topluma şuur getirir. bizleri daha iyi birer birey yapar. sanat evrensel olabilir. sınırsız, her türlü dinden ve ırktan bağımsız. sanat, bir silah olabilir. ama bir dekor asla! gerçek bir silah. silah sesi duyulmalı! hedef vurulmalı!

surplus: terrorized into being consumers . 2003

hedeflenmiş özel mülklere zarar verme ya da hedeflenmiş mülkleri yok etme gereklidir. Bu ‘alışılagelmiş politika’nın sınırlarından dışarıya kaçabilmenizi sağlar. Bir pankart taşıyarak yaptığınız ‘olması gerektiği gibi’ bir protestoyla ne elde edebilirsiniz ki? Ben on yıllardır bunlara şahit oluyorum. Hiçbir işe yaramıyor. insanlar bunlara ilgi göstermiyor. Neden göstersinler ki? Bu ilgiye layık olacak bir protesto şekli değil. Ama insanlar kavga ettiğinde, bu bir şeydir. ilgi çeker ve çekmelidir de, çünkü bu gerçektir. Bu sembolik bir ?Kendimi iyi hissediyorum. Benim pankartım var? oyunu değildir. Bu tip bir gösteri umurumda değil. Eğer sağlamsa, eğer etkisiz değilse… Ben tabii ki barışcıl olanını tercih ederim… Kimse tehlikeye düşmesin… Kimsenin canı acımasın, tutuklanmasın. Kimse polis tarafından kafa üstü sürüklenmesin. Hatta hiçbir pencere kırılmasın. ideal şekil. Maalesef bu şekilde olamıyor.
john zerzan 

anarşist / primitivist john zerzan’ın başı çektiği 2003 isveç yapımı belgesel. görsel olarak oldukça doyurucu cut-up’lar mevcut. göstermek ve anlatmak istediğini yeterince aktarıyor bence. izlemeden geçmeyin.

indirmek isteyenlere de anti-copyright yol gösteriyor bu esnada;
surplus: terrorized into being consumers