Etiket: 1920

kropotkin’in lenin’e mektubu – II

Saygıdeğer Vladimir İlyiç,

Savinkov gruplarından SR’ların {Sosyal Devrimci parti üyelerinin, milliyetçi ve taktiksel merkezdeki Beyaz Muhafızların, ve Wrangel subaylarının rehine olarak tutulacağına ilişkin Sovyet hükümetinin kararı; ve sovyetlerin liderlerine karşı {suikast}girişimi olması durumunda, bu rehinelerin “acımasızca yok edilecekleri” İzvestiia ve Pravda’da yayınlandı.

Etrafınızda, bu gibi tedbirlerin Orta Çağ’ın ve din savaşlarının en berbat dönemlerine geri dönüşü temsil ettiğini, ve komünist ilkeler temelinde geleceğin toplumunu yaratmak için bunları savunanların [bu işe] layık olmayan insanlar olduğunu yoldaşlarınıza hatırlatacak ve onlara anlatacak hiç kimse yok mu gerçekten? Komünizmin geleceğine önem veren birisi bu gibi tedbirlere başvuramaz.

Bir rehinenin ne demek olduğunu kimsenin size açıklamamış olması mümkündür. Rehine, herhangi bir suç işlememişken hapse atılmış kişi demektir. Onun hayatını kullanarak düşmana şantaj yapmak için tutulur. “Eğer içimizden birisini öldürürseniz, biz de sizden birisini öldürürüz.” Ancak bu, birisini her sabah idam sehpasına çıkarıp, ardından geri indirmek ve ona “Biraz bekle, bugün değil…” demekle aynı şey değil midir?

Ve bunun rehineler ve onların aileleri için işkencenin yeniden başlaması demek olduğunu yoldaşlarınız anlamıyor mu?

Bana iktidardaki insanların kolay bir yaşamlarının olmadığından bahsetmeyeceğinizi umarım. Bugünlerde, suikast ihtimalini “mesleki bir risk” olarak değerlendirenlere krallar arasında bile rastlanıyor.

Ve devrimciler hayatlarını tehdit eden mahkemeler önünde kendilerini savunmanın sorumluluğunu üstlenirler. Louise Michele bu yolu seçti. Veya [devrimciler] Malatesta ve Voltairine de Cleyre gibi yargılanmayı reddederler.

Krallar ve papalar bile rehine almak gibi barbarca kendini savunma araçlarını reddetmiştirler. Yeni bir yaşamın önderleri [apostles, havarileri] ve yeni bir toplumsal düzenin mimarları, düşmalara karşı böylesi bir savunma aracına nasıl başvurabilirler?

Bu, komünist tecrübenizi başarısız olarak değerlendirdiğinizin, ve sizin için çok değerli olan bir sistemi değil de yalnızca {kendinizi} kurtardığınızın bir işareti değil midir?

Yoldaşlarınız sizlerin, [yani] komünistlerin (işlediğiniz hatalara rağmen) gelecek için çalıştığını kavrayamıyor mu? Ve hiçbir durumda, ilkel teröre fazlasıyla yakın eylemlerle çalışmanızı lekememeniz gerektiğini? Geçmişte devrimcilerin yaptığı bu eylemlerin yeni komünist çabaları çok güçleştirdiğini {bilmeniz gerekir}.

Aranızdaki en iyiler açısından, komünizmin geleceğinin kendi yaşamlarından daha değerli olduğuna inanıyorum. Ve bu geleceğe ilişkin düşünceler, sizi bu gibi tedbirlerden vazgeçmeye zorlamalıdır.

Tüm ciddi eksikliklerine rağmen (sizin bildiğiniz gibi, ben de bunları iyi biliyorum), Ekim Devrimi büyük bir ilerlemeye yol açtı. Toplumsal bir devrimin –Batı Avrupa’daki insanların düşünmeye başladığının aksine– imkansız olmadığını gösterdi. Ve, bütün kusurlarına rağmen, geçmişe dönmeye yönelik girişimlerce yıpratılamayacak bir eşitlik doğrultusunda ilerlemeye devam ediyor.

Peki, o zaman neden devrim; asla sosyalizme veya komünizme özgü olmayan, ancak eski düzenin ve eski kargaşalıkların, sınırsız ve her şeyi tüketen otoritenin artıklarını temsil eden kusurlar yüzünden kendi tahribatına giden bir yola itiliyor?

P. Kropotkin
Dmitrov, 21 Aralık 1920

kropotkin’in lenin’e mektubu

Saygıdeğer Vladimir İlyiç,

Birçok posta-telegraf bölümü çalışanı bana gelerek, içinde bulundukları gerçekten de çaresiz durum hakkındaki bilgileri sizin dikkatinize sunmamı istedi. Bu sorun yalnızca posta ve telegraf komiserliğini değil, dahası Rusya’daki günlük yaşamı ilgilendirdiği için, onların bu isteklerini yerine getirmekte hiç zaman kaybetmedim.

Biliyorsunuzdur, tabii ki, bu çalışanların aldığı maaşla Dimitrov ilçesinde yaşamak tamamen imkansızdır. Bu (maaşla) bir kile [bush, 36 litrelik ölçü birimi] patates almak bile imkansızdır; kişisel deneyimlerimden bunu biliyorum. Karşılığında sabun ve tuz almak istiyorlar, ki bunların esamesi bile okunmuyor. Unun (fiyatı) yükseldiği için –tabii ki onu da bulabilirseniz–, sekiz libre [pound, 454 gramlık ölçü birimi] arpa ve beş libre buğday almak imkansızdır. Kısacası, erzak yardımı olmaksızın çalışanlar gerçek bir kıtlığa mahkumdurlar.

Bu arada, böylesi [yüksek] fiyatların yanısıra, posta ve telegraf çalışanlarının Moskova Posta ve Telegraf Tedarik Merkezi’nden aldıkları yetersiz erzak yardımları (15 Ağustos 1918 tarihli kararnameye göre: bir çalışana verilmek üzere sekiz libre tutarında buğday, ve ailenin iş yapamaz durumdaki üyelerine beş libre tutarında buğday) iki aydır zaten verilmemektedir. Yerel tedarik merkezleri ellerindeki erzakları dağıtamamaktadır, ve çalışanların (Dmitrov ilçesinde 125 kişi) Moskova’ya yaptıkları başvuruya bir yanıt gelmemiştir. Bir ay önce çalışanlardan birisi kişisel olarak size yazmış, ancak şu ana kadar hiçbir yanıt almamıştır.

Bu çalışanların gerçekten de umutsuz olan durumlarının tanıklığını yapmayı bir görev olarak addediyorum. Çoğunluk gerçek anlamda açlık çekiyor. Bu yüzlerinden açıkça anlaşılıyor. Çoğu nereye gideceklerini bilmeden evlerinden ayrılmaya hazırlanıyor. Ve bu arada, işlerini özenle yerine getirdiklerini samimiyetle söyleyebilirim; işlerini kavradılar ve bu işçileri kaybetmek yerel hayatın hiçbir şekilde çıkarına olmayacaktır.

Diğer bölümlerde çalışan Sovyet çalışanlarının hepsinin aynı çaresiz durum içinde olduğunu eklemek istiyorum.

Sonuçta, genel duruma dair bir şeyler söylemekten kaçınamayacağım. Büyük bir merkezde –Moskova’da– yaşarken, ülkenin gerçek koşullarını bilmek imkansızdır. Bir kimsenin mevcut deneyimler hakkındaki gerçeği bilmesi için, güncel yaşamla, gereksinimler ve talihsizliklerle, –yetişkinlerin ve çocukların [çektiği] açlıkla, ucuz bir kerosen lamba edinmek için bürolar arasında gidilip gelinmesiyle, vb. ile yakın ilişki içinde olacağı illerde yaşaması gerekir.

Bu sınavlardan başarıyla çıkmamız için bir yol vardır. Daha normal günlük yaşam koşullarına geçişte aceleci olunmalıdır. Uzun süre böyle gidemeyiz, ve kanlı bir felakete doğru gidiyoruz. Bizim için zaruri olan müttefiklerin lokomotifleri, Rus arpasının, kendirinin, keteninin, hayvan derisinin ve diğer şeylerin ihracatı, halka yardımcı olmayacaktır.

Bir şey su götürmezdir. Parti diktatörlüğü kapitalist sisteme darbe indirmek için uygun bir araç olsa bile (ki bundan fazlasıyla şüpheliyim), bu yeni bir sosyalist sistemin yaratılması için zararlıdır. Gerekli olan şey yerel kurumlar, yerel kuvvetlerdir; ancak bunlar yoktur, hiçbir yerde. Bunun yerine, insan ne yana dönerse dönsün, gerçek yaşam hakkında hiçbir şey bilmeyen, kendisini binlerce hayata ve ilçelerin tahrip olmasına mal olan en ağır hataların [tekrar tekrar] işlenmesine adamış kişilerle karşılaşıyor.

Yakacak odun arzını ele alınız, veya aynı amaçla baharlık tohumluklara bakınız…

Yerel kuvvetlerin katılımı olmaksızın, köylü ve işçilerin kendilerini tabandan örgütlemeleri olmaksızın, yeni bir yaşam kurmak imkansızdır.

Sovyetlerin tam da bu tabandan yükselen örgütlenmeler oluşturma işlevini yerine getirmiş olması beklenirdi. Ancak Rusya halihazırda yalnızca ismen var olan bir Sovyetler Cumhuriyeti haline gelmiştir. “Parti”, yani genellikle yeni gelenlerin doluşması (ideolojik komünistler daha çok şehir merkezlerindedir) ve halkın idaresini ele geçirmesi, bu umut verici kurumun –sovyetlerin– etkisini ve yapıcı enerjisini halihazırda tahrip etmiştir. Şu durumda, Rusya’da yönetimde olanlar sovyetler değil parti komiteleridir. Ve onların örgütlenmesi bürokratik örgütlenmenin kusurlarından muzdariptir.

Bugünkü düzensizlikten kurtulmak için, Rusya, görüşümce yeni bir yaşamın yaratılmasında bir etken olabilecek, yerel güçlerin yaratıcı niteliklerine geri dönmelidir. Ve bu yolun gerekli olduğu ne kadar erken erken fark edilirse, o kadar iyi olacaktır. İnsanların o zaman (yeni) toplumsal yaşam biçimlerini kabullenmesi çok daha olası olacaktır. Eğer bugünkü durum sürerse, “sosyalizm” kelimesinin bizzat kendisi bir küfre dönüşecektir. Jakobenlerin kırk yıllık yönetiminin ardından Fransa’da “eşitlik” kavramının başına gelen şey buydu.

Yoldaşça selamlarımla,

P. Kropotkin
Dmitrov, 4 Mayıs 1920

DADA hareketi manifestosu

Daha fazla ressam olmayacak, daha fazla yazar olmayacak, daha fazla müzisyen olmayacak, daha fazla heykeltıraş olmayacak, daha fazla din olmayacak, daha fazla cumhuriyetçiler olmayacak, daha fazla kraliyetçiler olmayacak, daha fazla emperyalistler olmayacak, daha fazla anarşistler olmayacak, daha fazla sosyalistler olmayacak, daha fazla Bolşevikler olmayacak, daha fazla politika olmayacak, daha fazla demokratlar olmayacak, daha fazla burjuvalar olmayacak, daha fazla aristokratlar olmayacak, daha fazla ordular olmayacak, daha fazla kolluk kuvveti olmayacak, daha fazla baba toprakları olmayacak, tüm bu embesillikler için artık yeter, daha fazla olmayacak, hiçbir şey daha fazla olmayacak, hiçbir şey, hiçbir şey, hiçbir şey, hiç.

İnanıyoruz ki bununla birlikte yepyeni bir şey gelecek, olduğumuz şeyi daha fazla olmak istemeyeceğiz, daha az çürümüş olanı belirleyeceğiz, daha az bencil olanını, daha az materyalist olanını, daha az duygusuz olanı, daha az devasa çirkinlikte olanı.

Çok yaşayın cariyeler ve odalık-kübistler! Dada hareketinin tüm üyeleri önderdir.

Louis Aragon
1920