Menü Kapat

Etiket: 1 mayıs (sayfa 1 / 2)

mayıs, 1.

İLK TAŞI EN HAYALPERESTİNİZ ATSIN

Birlik beraberlik, dostluk kardeşlik, yolluk yoldaşlık. vs. vs. vs. ……………………………

Onu bunu bırakın da ‘’Düz ayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler’’ *

Tarlabaşında merdiven altı bir atölyede zehir çekip kahır üfleyen soluklarda, zonguldakta yerin yetmiş kat dibinde kararmış yüzlerde, ışıl ışıl vitrinlerin ardında bir bankoya sıkışmış ayakların huzursuzluğunda, babaların tokadından gül bahçesine dönmüş yüzlerde, kocaların sevgisini taşıyan morarmış sırtlarda, ağabeylerin kanattığı incecik erkek kaşlarında, hocaların bilgiye koydukları ipotekte gizlidir mavi çivit badanalı birer kent. Kendine münhasır, kendine yeter, kendine mavi her kent.

Oysa büyüktür öfkeler. Kendisinden daha fazla, kendisinden daha mavi, kendisinden daha yıkıcı.

Elleri taş, yüreği nasırlı, vicdanı kör, allahı belalı bir devdir her iktidar. Yerin altında gizli isyanlardan korkar. Kulaklarını kapılara, gözlerini odalara dikmiş izler her daim. Bilir çünkü isyanın her vakit bir varolma hali taşıdığını. Bir volkan gibi dipten dibe kaynadığını. Onun için saldırır işçinin emeğine, köylünün deresine, yoksulun mahallesine. Onun için Alexisi on altısında, Berkini on dördünde alır bizden.

Ama biz biliriz, bisikletsiz bir çocuğun hayata kırgınlığında gizlidir çivit badanalı o kent. Sokaklarında arabaların gezinmediği ve bütün yolların bisikletlere amade olduğu koca bir kent.

Şimdi bütün bu yürüyüşler, sokakları birbirine duvarlarla bağlanmayan o kentlere doğrudur. 1 Mayısta da bunun içindir atılacak her adım. Rengi farklı olana karşı birleşilen beraberliğe, dili farklı olana karşı sarılınan kardeşliğe, yolu başka olana karşı silah edinilen yoldaşlığa karşıdır attığımız her adım.

Devletin korktuğu her öfke bizimdir, yılın 364 günü olduğu gibi 1 Mayıstada. Evinden atılmış her mülksüz kadar yıkıcıdır öfkemiz. Kırmızı bir ağaç düşleyen her çocuk kadar hayalperesttir isyanımız. Emeğinin peşi sıra koşturan her işçi kadar işgalcidir adımlarımız. Gri duvarların içinde bir masa başına hapsolmuş her genç kadar apansızdır haykırışlarımız.

Mavi çivit badanalı bir yeryüzüne ulaşana dek tüm mülksüzlüğümüzle sokaklardayız bu 1 Mayısta da. Sokaklara vurulan her maviyle birlikte sendeleyen iktidarlara karşı özgür varoluşlar ve bir tahakküm unsuru olmayan her rengin kendini var ettiği koca bir şenlik alanına dönüştürmek için sokakları, isyanın binbir coğrafyalı dilindeyiz.

İlk taşı en hayalperestiniz atsın.

*Ece Ayhan, Mor Külhani.

İSTANBUL ANARŞİ İNİSİYATİFİ

altı çizili manifestolara peşin hükümlü yergiler-l

FLUXUS’U ANLAYAMAMAK

Batı Berlin’deki Karl Marx Meydanı’nda bir adam, elindeki kızıl renkli süpürgeye dayanmış, 1 Mayıs eylemlerini izliyor saatlerce. Sloganlar atılıyor, pankartlar açılıyor, sözde devirler açılıp kapanıyor, eylemler bitiyor. Kızıl süpürgeli adam meydanı süpürüp, süprüntüleri sarı derili torbalara doldurup bir sergi alanının yolunu tutuyor. (Joseph Beuys, Süprüntüler)

60’ların başında bir adam, nükleer silahları protesto etmek amacıyla koca bir naylonu baştan aşağı boyuyor; pardon, yakıyor. “Kendini Yok Eden Sanat” ın kurucusu oluyor. (Gustav Metzger, Acid Action Painting)

Yine aynı dönemde New York’ta bir kadın, dünya barışı için, bir seyirci kitlesine sahne performansı sırasında kıyafetlerini parça parça kestiriyor. ( Yoko Ono, Cut Piece)

Ve niceleri.

Sanatı toplumsallaştırmak gayesiyle eylemliliği ve değişimin sürekliliği savunan, her fırsatta akademizme ve ticarileştirilmiş sanata karşı duran bakışlarıyla bilinir Fluxus insanları.

Dönemin haylaz çocuklarıdır en bilindik tabirle. Ürünleri, etkileri günümüzde de süregelen sanatsal bir devrimin parçalarıdır. Her biri birer manifesto niteliği taşıyan fikirlere sahiptirler. Eserleriyle, -daha doğru bir ifadeyle ‘eylemleriyle’-, kendilerinden sonra ortaya çıkacak birçok sanat akımına öncülük ederler.

Bu aşırı toplumcu fikir/sanat meselesinin kendi benliğini bir noktada aşabilen muhteşem bireyciliğin bir sonucu olduğunu varsayabiliriz. Bu noktada fikir, birey ve toplum arasında özünde pek de kısır olmayan, aksine birbirini besleme ve sömürme üzerine kurulmuş bir döngünün içerisinde buluruz kendimizi. Toplumsal norm diye bir kavramın aslında bireysel normların manipüle edilmiş hali olduğunun ayırdına varırız. Döneminde “uçarı” veya “anormal” diye nitelendirilmiş bu insanların, sanatın bir yaşam biçimi olduğunun ete-kemiğe bürünmüş örnekleri olduğunu yahut anormallik kavramının farklı düşünen iki insanın aynı anda aynı ortamda bulunabilmesinden kaynaklandığını inkar edebilir miyiz?

Daha fazla kafa karışıklığı için burayı ziyaret etmekte fayda var.

dilan alp.

fevkalede orantılı, fevkalade dengeli bir müdahale gerçekleştirdik.
yaralıların 3’ü de militandır. dilan adlı kızımız da yaralıdır. dilan örgüt üyesidir, marjinal grup üyesidir. biz de kayıtları vardır. çatışma içindedir. tam bir radikal mensuptur.
istanbul valisi hüseyin avni mutlu

devlet: Ülke adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir.

polis: Polis, kamu düzenini ve yurttaşların canı, malı ve temel hak ve özgürlüklerini korumakla görevli, yasa uygulayıcı bir kamu görevlisidir.

hukuk: Hukuk kelimesi Arapça “hak” kökünden gelir. Türk Dil Kurumu’na göre hukuk kelimesi, “Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünüdür”.

marjinal: Kişinin toplumla olan bağlarını koruyup, toplumda ki sıradan bir insan gibi toplumla kaynaşabilen ama giyim, yaşam tarzı ve düşünsel boyutu ile onlardan farklı.

örgüt: Ortak bir amaç ya da eylemi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların ya da kişilerin oluşturduğu birlik, teşkilat, teşekkül.

dilan alp. 17 yaşında. devletinin polisi tarafından marjinal örgüt üyesi olarak yorumlanıp kafasına sıkılan ve kafatasını kıran biber gazı dolayısıyla yaşam mücadelesi veriyor.

1 mayıs.

1 mayıs 1977

30 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak yaşamını yitirdi, yaklaşık 130 kişi de yaralandı.

olayın sorumluları bulunamadı.

1 mayıs hazırlığı

Emniyet Genel Müdürlüğü, işçi sınıfı ve ezilenler 1 Mayıs doğru yürürken mühimmat ihalesine çıktı. Polis, 60 bin gaz spreyi, 20 bin yarı otomatik tabanca, 50 bin kelepçe alacak.

Emniyet Genel Müdürlüğü, Çevik Kuvvet polislerinin haklarını arayan işçiler, gençler ve halklara karşı saldırıda kullandığı mühhimat, araç ve ekipmanın yenilenmesi ve takviyesi için ihaleye çıkma kararı aldı. İhalelerle alınacak yeni malzemeler, 81 ilin Çevik Kuvvet Şube Müdürlükleri’ne gönderilecek. Emniyet’in Dikmen Caddesi’ndeki binasında 16 Mart’ta başlayacak ihaleler, 15 Nisan’da son bulacak.

Neler alınıyor?

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, toplumsal olaylarda görev alan Çevik Kuvvet polisleri için ihaleyle alacakları şunlar:
– 60 bin gaz spreyi
– 2 bin panzerci gözlüğü
– 2 bin maske
– 25 tane toplumsal olaylara müdahale aracı
– 10 bin çift görev eldiveni
– 40 bin yazlık şapka
– 20 bin 9X19 mm çapında yarı otomatik tabanca
– 20 bin kazak
– 50 bin metal kelepçe
– 30 bin panço yağmurluk
– 5 bin vücut koruyucu elbise
– 1 milyon 600 bin ton akaryakıt.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.