Suda Ay İzi

Yalnızı öptüm son harfinden, kimsesizi.
Sana uzanamadım.

.
.

Çuvallar dolusu siyahlar toplamıştım.
Hepsini yangından sağ çıkan bir ağacın dalına astım.
Ardım, kuşağım belimdeki.
Önüm, usuma sıkışmış hayallerim.
Kafesler dolusu mahlûkatı serbest bıraktım.
Kalbim, cenderedeki ufak bir su birikintisi.

.
.

Kül tozuyor, ellerim(iz) kirli.
Külleri bir ateşe atıp gözümü bozkırlara diktim.
Bir cümlede yan yana gelmese isimlerimiz,
Bir kovuğa gizlediğim açıkçası 100 yıllar gizleyebileceğim
Senliğim, kaçışı yol bilmenin cahilliğinden.
Çelimsiz, ürkek.

.
.

Destelerce yaprak biriktirdim saçlarımda
Çürüdü yapraklar, tuz serptim, acıyı bekledim.
Dilimi alevle korkutup, yüzümü sahipsiz bir bahçeye
Emanet ettim.

Acı, rengini kaybetmiş gözlerim.
Acı, düşümde ters dönmüş bir hamam böceği.
.
.

Sayısız deniz kabuğu sakladım göğüslerimin arasında.
Nefesini harcı edip yerini sağlamlaştırdım.
Soluğumu bir kuzgunun ayağına bağlayıp uçurdum.
İçerim, susmak bilmeyen bir çocuk.
Dışarım, dilsiz bir feryat.
Ve umut duvara açılan bir pencere.

.
.

Yalnızı öptüm son harfinden, kimsesizi.
Sana uzanamadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir