Kafataslarında bir kuş sesini duyuramıyor.
Koyu bir dervişin beyninin içinde, saatler, günler, belki yıllar geçirebilirim.
Hiçbir kapıyı açamıyorum.
Sarhoş değilim. Hiç ayık olmadım.
Bir seyyahın ayakları altında ezilmek isterdim.
Bir insanın kasıkları arasında sıkışıp boğulmak.
Soluğum yok ne yaşamaya ne ölmeye.
Unutmak isterdim, hatırladığım bir şey yok.
Uzak ya da yakın yok.
Ayaklarım var, adım yok.
Penis ve vajinanın elele intiharını görmek isterdim. Aynalar gerçeğiyle barışamayan palyaço dolu.
Bir evim olsun isterdim, bir kan dolaşımının içinde olmak.
Neresinde ölmeli aşkın?
Kaos içinde yeni bir kaos titreşiyor.
Ve isyan diri bir mum ışığında.
Oyuncaklar ancak oyunu öldürebilir.
Bazı çiçekler daha güzel.
Bazı sesler, bazı gözler, bazı ağlamalar daha güzel.
Ne olursa olsun esir yok.
Senin mi o elma?
Senin mi o gözler?
Senin mi o bulut?
Evet bazı çiçekler daha güzel.
Evet bazı ağlamalar daha güzel.
Tabloyu hangi renklerle boyadınız böyle?
Durakları, meyleri, parkları, sınırları, mahalleleri, sokakları, haneleri, iskeleleri, bayrakları,
giysileri, toprağı, nefesleri, zihni, aşkı, … kendinizi?
Neresinden başlayacaksınız yakmaya evreni?
Küllerinden yeni yeni oyuncaklar dirilecek mi?
Herkesin elinde kan var, parmaklarına yetecek kadar, eller kanlı.
Herkesin eli tekno kir içinde,bir temizlik düşlüyorum düzen salgınına.
Ama, kuşkusuz yayılıyor, keskin ve belirsiz hanelerden.
Çok ev var parmaklarla sayılmaz. Ve hiç ev yok sayılacak.
Gecenin cümlelerini unutamıyorum.
Ezeli ebedi gök delen yersizleri unutamayacağım.
Aklım, canım, aşkım hiç.
Havlayan ağaç yapraklarını unutamıyorum.
Solumadan sevişen çiçekleri unutamıyorum.
Gündüz hiç.
Bir gözüm çıkarıldı, tek gördüm ve unutamıyorum.
Numaralardaki sıfırları unutamıyorum.
Takvimlerde bir yer arıyorum,göz açmadan geçecek bir ömür.
Silah öldürüyor, neresinde durmalı şehrin? Hatırlamıyorum.
Parmaklar belirsiz tedirginlikteyken, neresinden girmeli eve? Hatırlamalıyım.
Bir turna sürüsü anlatabilmeli. Silah insanı korumak için mi?
Kaldırım taşlarındaki yangın kıvrandığında, nerede atlamalı denize?
Neresinde sevişmeli ormanın, hangi makinenin fişini çekmeli önce?
Bir kuklanın kukuletasını yakamam, taşlaşmışların mührünü çalamam,
sıfatların telsizini kıramam, bulvarlarda haykıramam.
Kara elmaların sesi duyulmuyor.
Herkesin içinde kan var, herkesin kanı kendi.
Resmi silahlar, renkleri, figürleri korumak için mi?
Baş kana meraktan mı dökülen kanlar?
Yeniden birlikte kuralım, 123’ü, ABC’yi.
Acil durum tohumlarını unutalım.
Kıvılcım çıkaramam.
Su olamam.
Toprakta bile yerleşik duramam.
Ve yalnızlık yangınının ateşiyle ısınıyorum, bunu nasıl unuturum?