Menü Kapat

sosyal medyanın gücünü kullanın

kapitalizmin dolayısıyla şirketlerin temel dayanakları tüketicidir. tüketici varoldukça şirketler varolur. bu yüzden mevcut sistemi ve/veya spesifik kurumları yıkmak için aslında istikrarlı bir toplumsal hareket yeterli olur. fakat mevcut popüler kültürün masalları ile birlikte insanlar bir ilüzyon içerisinde çoğu zaman bu gücün farkında olmazlar ya da hareketin bir kitle hareketine dönüşmeyeceğini düşünerek bu hareketlere katılmazlar. gerçekleşen zamların veya indirimlerin tamamiyle arz/talep dengesi içerisinde hareket ettiği basit ekonomi 101 bilgisi bahsettiğimiz. sistem bu kadar basittir. eric cantona‘nın (the king) banka boykotu hareketinde bahsettiği tamamiyle budur;

“bunca yoksulluk varken mutlu olabileceğimizi sanmıyorum. ama yapacak birşeyler var. bugünlerde sokaklarda olmak ne anlama geliyor? protesto etmek mi? kendinizi kandırmayın. Bu işe yaramaz. devrimi başlatmak için ellerimize silah almıyoruz, bugünlerde devrim yapmak gerçekten kolay. sistem bankaların gücü üzerine kurulu, bankaların çökertilmesi gerekir. üç milyon, 10 milyon insan… ve bankalar çöker, gerçek bir tehdit de yok. bu gerçek devrim. zor değil, sokaklara çıkmak ve otomobilinizle kilometrelerce yol gitmek yerine yakınınızdaki bankaya gidin, paranızı çekin. çok sayıda insan bunu yaparsa sistem çöker. silahsız, kansız…”

markalar ise bu hareketi engellemek ve tüketimi artırmak için pazarlamayı kullanırlar. milyonlarca dolar harcayıp, yapılan araştırmaların sonuçlarıyla tüketiciyle aralarında maksimum duygusal bağı oluşturacak reklamlar ile bir marka algısı yaratırlar. bu sebeple tüketim fiziksel bir aktiviteden öte duygusal tatmin de sağlar. markayı satın aldığınızda sadece ürünü değil o markanın vaat ettiklerini de aldığınızı hissederseniz. bu yüzden markalar günümüzde üründen çok markanın değer algısına odaklanırlar. özellikle lüks tüketim mallarında üretim değeri ile satış değeri arasındaki devasa farkları bu algı doldurur.

markalar bu reklamları bütçelerine göre mümkün olan bütün mecralarda karşımıza çıkarırlar. gün içerisinde maruz kaldığımız reklam sayısının 2000-3000 civarında olduğu söyleniyor. dikkatimizi dağıtmak ve bizi yormak için fazlasıyla yeterliyken sıra son yıllarda kullanımı oldukça artan sosyal ağlara geldi. facebookta 750 milyon, twitterda 200 milyon aktif kullanıcı bulunurken bu da oldukça doğal ve diğer mecralara göre oldukça ucuz.

basit hediyeler ve advergame’ler ile tüketiciyi profillerine çeken bu markalar itibarlarını ve imajlarını bu sayfalar üzerinden devam ettirmeye çalışıyorlar fakat diğer mecralardan farklı olarak kontrol tüketicinin elinde ve tüketici oldukça basit bir şekilde markalara kolaylıkla kontrol edemeyecekleri zararlar verilebilir.

yapabileceğiniz şey oldukça basit; sosyal medyalarda markalar adına hesap açın ve markaların oluşturmuya çalıştıkları algıya zıt şekilde hareket edin. başlarda güvenilirliği sağlamak için markanın sitesindeki söylemleri aktarın fakat arada tam ters noktalarda hareket edin, saçmalayın, vatandaşın hassas olduğu noktalar üzerine oynayın. kazandığınız her takipçi şirketin eksi kalemlerine bir şekilde yansıyacaktır.

siz bu hareketi yaparken markalar pek tabii sessiz kalmayacak, sosyal ağ yöneticileriyle iletişime geçip hesabınızı kapattırmaya veya hesabı üzerlerine almaya çalışacaklardır. fakat sosyal ağların düşünce özgürlüğünü koruma sorumlulukları bulunduğu bir ortamda telif haklarını ihlal etmeyen ve nefret söylemi olmayan içerikler karşısında fazla yaptırımları yok.

hamlenizi yapın ve markaların iletişim ajanslarının temsilcilerinden ya da marka yöneticilerinden maillerinizi bekleyin. size teklif edecekleri ufak hediyeler olacaktır ya da durum gerçekten kötüyse para bile teklif edeceklerdir. eğlenceyi yönlendirmek size kalmış.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım