sosyal medya dedikten sonra faydalarından, basına etkilerinden, son yıllarda yaşam tarzlarını nasıl etkilediğinden, arap baharından, gezi olaylarından da bahsedeceğimizi düşünmüyorsunuz herhalde. biz de düşünmüyoruz. sosyal medyanın çok sık gözardı edilen bir özelliği var – ayna etkisi. bizim zaten bildiğimiz şeyleri bize yansıtıyor. kendi “like”larımız dışında ne yer alıyorsa hepsinden uzak duruyoruz, bir filtre balonunun içinde yaşıyoruz – gerçeğin ufak bir bölümüne tekabül ediyor bu. mevcut düşüncelerimize uymayan, mevcut kimliğimizi pohpohlamayan her şeyden izole bir sosyal medya yaşantası. bu filtre balonu insan düşüncesinin doğasında yer alan ve psikolojide “teyid önyargısı” diye adlandırılan şeyi yansıtıyor – sadece mevcut düşünceleri onaylayan şeyleri algılama eğilimi. ekranlara bakıyoruz ve sadece kendi yansımamızı görüyoruz… sonra da gerçeklik bu diye düşünüyoruz.

bu doğal bir şey bunda ne sıkıntı var ki diyebilirsiniz, kanımca etkisi görünenden daha fazla. en popüler örneği yüzde 50’ye yakın çıkan oy sonuçları sonrası sen oy vermiyorsun, ben oy vermiyorum ee kim oy veriyor karşı tarafa tepkisi. bunun yanında kafanı o ekranlardan kaldırınca toplumda yaşadığın yabancılaşma. bu durumun siyasilerin oldukça istediği kutuplaştırmaya da faydası olduğunu söyleyebiliriz. her iki kesimde kendi yarattıkları gerçeklik üzerinden kendilerini kandırmaya devam ediyor. bir takım komiklik, şaka ve dalga malzemesi arayan kitle dışında kimse karşı tarafın düşüncelerini anlamaya çalışmıyor. sokaktaki gruplar birbirine uzaylı gibi bakıyor. kafası yeterince çalışmayanı şiddet kullanarak dahi tepkisini gösterebiliyor.

muhtemelen bizimle benzer düşüncede olduğunuzdan bu yazıyı okuyorsunuz sizde. sıkıntı yok. yapmanız gereken mümkün olduğu kadar “like” edip, paylaşmak. ama sonrasında kafanızı o ekrandan kaldırdığınızda gözlerinizi de açın, sürekli o tepki gösterdiğiniz kesimin iletişim kanallarına da bakın. neye tepki gösterdiğinizi bilmeden ve anlamadan yaptığınız kendinizi kandırmaktan başka bir şey değil. en kötü ufkunuz açılır, “ay inanmıyorum” – “bunlarla aynı ülkede mi yaşıyorum” tivitlerinizi daha az atarsınız.