Şöhret Kültürü, Şöhretimsilik ve Sosyal Medya Fenomenliği

”Günümüzde şöhretlere genellikle Tanrı’ya yakıştırılan özellikler atfedilse de; aslında şöhret sözcüğünün modern anlamı, tanrıların gözden düşüşünden ve ardından da demokratik yönetimlerle seküler toplumların yükselişinden kaynaklanır.” (Rojek, 2003) Şöhrete ve şöhret olan kişilere artık tanrıyı nitelemek için kullanmayı ihmal ettiğimiz sözcükleri kullanırız Ancak şöhretlerin hepsinden daha yüksek şöhrete sahip olan tek şey vardır; bu da şöhretin kendisidir. Herkesin anlamını bildiği ve şöhretini en uzak yerlere bile duyurabilmiş olan şöhrettir. Tarih boyunca farklı yapılarlar ve üreticilerle farklı sistemler içerisinde varlığını sürdürmüştür. Şöhretin yayıcıları ve yaratıcıları öncelerden şairler, seyyahlar, yakın akrabalar iken günümüzden bunların yerini medya uzmanlığını da içine alan büyük bir sektör tarafından sürdürülmektedir. Günümüz şöhretlerinin arkasında büyük bir çalışmanın olduğunu hemen hemen herkes farkındadır. Şöhret yaratılır, taşınır. Bir zamanlar şöhret olmak için kafalarında canlı yayında bardak kıran insanların var olduğu yer olan Türkiye, bu konuda yalnız değildi. Televizyonun varlığıyla birlikte şöhretin çekiciliği tüm insanları etkilemişti. Yine de ”Bir gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak” sözünün sahibi olan Andy Warhol bile sosyal medyanın gücünü ve kendi sözünün doğruluğunu tahmin edemezdi. Yine tarihe baktığımızda yazı ve söz arasındaki muhteşem çelişkiyi görürüz. Binlerce yıldır kültürümüz bu çelişki üzerine kurulmuştur. Dilimiz ve buna bağlı olan yaşamlarımız sözün geçiciliği yazının kalıcı olması özelliğine göre şekillenmiştir. Ancak sosyal medya bu ikisi arasında kalmıştır. Ne bir yazı kadar etkili ne de bir söz kadar geçicidir. Sosyal medyada oluşan diyaloglar, tartışmalar, olaylar hem bir kafede gerçekleşen sohbet kadar geçici hem de bir tarih kitabında yazılıymışcasına kalıcıdır. Sosyal medya şöhretleri bu belirsizlik içinde tanımlanabilir. O şöhretimsi olandır. Ne dersek diyelim sosyal medya ve şöhretleri hayattaki olgulardan biridir. Sosyal medya söylemin ve görünürlüğün iç içe yaşandığı bir alandır. Şöhretin söylem üzerindeki en büyük etkisi şöhret olanın söyleminin gücüdür. Şöhret olan söylemini geniş kitlere duyurabilir. Şöhretinden dolayı belli bir söylemin, düşüncenin veya yaşam tarzının geniş kitlelerce benimsenmesine, kabul görmesine olanak sağlayabilir. ”Şöhret kültürü, soyut arzuyu harekete geçirmekte en önemli düzeneklerden biridir. Şöhret kültürünün arzuyu canlı bir nesnede cisimleştirmesi, cansız metalarla kurulabileceklerden çok daha derin bağlantıları ve özdeşlikleri olanaklı kılar. Şöhretler, arzuyu yenilenerek için yeniden yaratılabilir ve bu nedenle de küresel arzunun harekete geçirilmesinde son derece etkili kaynaklardır. Şöhretler arzuyu tek kelimeyle insanileştirirler. Çoğu durumda yaşlanma süreci de onların yanındadır.”(Rojek, 2003) Bu şöhret kültürü sürekli bir meta üretimin olduğu kapitalist sistemin içinde arzunun yönlendirilmesinde önemli rol oynar. Kapitalist sistem arzunun tatmin edilmesine değil sürekli yönlendirilmesine dayanır yani kapitalist üretim hep daha yeninin üretilmesiyle aç kalan bir arzu ile var olur. Arzu değişken olmalıdır. Ve dünü unutup bugünkünü arzulamaya odaklanmalıdır. Şöhretler metanın yeniden üretiminde ve arzunun değişkenliğinin sağlamasında önemli rol oynuyor. Giyim, davranışlar, yaşam tarzları, tüketim şöhretler üzerinden kitlere ulaşıyor. Gelişen teknoloji ile birlikte şöhretlerin ve şöhretimsilerin sayıları oldukça arttı. Şöhret olmanın bu kadar yaygın olmasına rağmen şöhret olmaya yönelik arzu azalmadı. Bu şöhret olanın insanlar üzerindeki etkisinin neden bu kadar güçlü kalabildiğini gösteriyor. Kapitalist meta üretimde sadece arzu eden değildir insan aynı zamanda arzu edilen nesne konumuna da girer. Bu durum şöhret olanın her zaman diğer insanlardan farklı özellikler taşıdığına yönelik inançtan gelir. Başta söylendiği gibi neredeyse tanrısal özellikleri taşıdığı düşünülür onun. Şöhret olmaya yönelik arzu tanrısallıkla buluşmak üzerinedir. Ama yine de kapitalizm asla arzunun doyurulmasına hizmet etmez. Şöhret ”the assassination of jesse james” filmindeki gibi şu soruyu sorar; ”Benim gibi mi olmak istiyorsun? Yoksa ben mi?” Bir kişi çok hayranı olduğu kişi olamaz ama onun gibi olmak da onu tatmin etmez. İşte kapitalist sistemde arzu bu tatminsizlik içerisinde yaşar. Sistemin şöhret ve şöhretliler üzerinden insanları yönlendirmesinin arkasında yatan budur. Telefonlar ve ön kameraların yarattığı algı bizi daha fazla şöhret daha ve daha fazla bireysellikle iç içe bırakırken şöhret olmaya yönelik istek, arzu edilen olmanın cazibesi ve narsizmin uç noktalarında karakterler olarak varlığımızı sürdürmemize neden oldu.

CHRIS.R, Şöhret, Ayrıntı Yayınları, 2003

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir