Siz neydiyseniz biz oyuz!

Düşünmek yerine karnından konuşmak…

Benliğin daimi bozuluşu, alt-üst olan toplumsal normlar,

Sanal benlikler klişe kilise cami avlusu sohbetlerinde var olan benler çağının doğurganlığında kaybolan diller dostluklar ve pizza istercesine cinsel hesaplar.

Yani, Ben olmayan insanlar!

Üretimden tüketim çağına yetişmek için bedenini ve saatini aynı yörüngede derleyen insan fikirleri.

felsefe kavram üretme sanatı’dır” diyordu; deleuze ve guattari. belki de insanlık tarihine yapılan en önemli değinişti bu iki isim. kavramları yerle bir ederek yeni kavramlar yaratırken, aslında kavramlara direnilebileceğini koymuştu ortaya ki; 

Bir kamyon şoförünün bilgeliği idi:

Yanlış hayat doğru yaşanmaz.” diyen (Adorno’dan)

Her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir” diyen (Balzac’a)

Mülkiyet hırsızlıktır” diyen (Proudhon’a)

Banka soymak suç değil, banka kurmak suçtur.” diyen (Bakunin’e) 

Düşünsenize bu kavramlara rağmen dezenformasyona maruz kalmış medyatik politik insan yüzlerini, o ince tizi, o yokluğu!

Elbette hayvanlardan farklıyız, matematik biliyor sınavlar ile kontrol ediliyoruz çünkü?

Büyük bilgelik isteyen bir kavram kargaşası var;

‘Sonuçta, eline kalem alan herkes şu soruyla fazlasıyla boğuşmak zorundadır: Gerçeğin ne kadarına dayanabilirim?” diyordu (Aslı Erdoğan)

Biz ne kadarına dayanabiliyoruz, düşünebildiğimiz kadar mı, yahut çalışabildiğimiz kadar mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir