Siz hala anarşist misiniz?

Siz hala anarşist misiniz? Son kullanma tarihi olan her ürün gibi, ideolojilerde tüketildikleri son noktaya kadar kendi benliklerini korurlar. Raftaki son günlerini genellikle indirim sepetinde geçiren ideoloji, tarihi geçtikten sonra toplum nezlinde nereye konulur? Çöp sepetine. Siz hala anarşist misiniz? Kulağıma uzaklardan takılan bir ses, hava karanlık olduğu için söyleyen kişiyi tam olarak göremesemde sesinden anlıyorumki o bir kadın. O esnada telefonla konuşuyorum. Sesin geldiği yere odaklanmam zorlaşıyor ve kafamı çeviriyorum. Karşısındaki elemanla dalga geçercesine vurguluyor cümleyi, “siz hala anarşist misiniz?” bir cevap yok.

İdea metanın kendisine dönüştüğünde, kişi kendine ait bir takım boşluklar hissediyor. Kendinin imgesine karşı bir rahatsızlık hissetmeye başlıyor ve bu imgeyi hiç bitmeyecek gibi duran bir tekrar ile beslemeye devam ediyor. Fikirsel metanın bu dışa vurumu, besin olarak tüketilen ideolojinin kimliğine hiç takılmıyor. Bugün bir eylemci kimliğini tüketen birey, bir başka zaman geldiğinde artık toplumun saygın kesimli bireyi kimliğini üstlenmeye başlıyor.

Endüstri çığ gibi büyüyerek üstümüze geliyor. Hepimiz bundan bir noktada haz alıyor olmaylıyız ki bu büyüme katlanarak devam ediyor. Marley baskılı bir tişört, frida baskılı bir çanta, anarşist logolu bir bandana; tüketim olanakları kolaya indirgeniyor. Sistem bireye istediği her şey olma şansını veriyor. Kendine yeni kavramlar üreten bir canavar, kendine yeni kimlikler üreten bir canavar, kendine yeni özgürlükler üreten bir canavar, kendine yeni savaşlar üreten bir canavar, kendine yeni nesiller üreten bir canvar. Bir önceki kuşak tarafından uyarı atışı olarak yapılan her hamle, bir sonraki kuşağa varana dek bir ürüne dönüştürülmüş, tüketilmeye hazır bir meta haline getirilmiş oluyor.

İnsanoğlu bu paradokstan zevk alıyor.

Doktor öz şehirden uzaktaki evinin terasında, uzay boşluğuna ses dalgaları yolluyor: olası bir yaşam tarafından varkedilip, dünya gezegeninden kurtulmak tek hayali.

Burroughs şarkıyı tekrarlıyor – Sizin insanlık tarihi dediğiniz şey, benim kaçış planımın başlangıcına dayanıyor.
Siz hala vegan mısınız?
Siz hala komünist misiniz?
siz hala kemalist misiniz?
siz hala feminist misiniz?
siz haşa müslüman mısınız?

O kadar hızlı tüketiyorlar ki… Bu talebe yetişemiyoruz. Bir yerden sonra tüketecekleri bir şey kalmıyor, damağa uygun ürün eksikliği çekiyorlar. Tümüyle boşluğun içinde, sadece aşağı inerek saatler geçirenlerini gördüm. Scroll down. Ekranı ufak bir hareketle aşağı kaydır.
– tüketiciler ayaklandı.
DAHA FAZLASINI İSTİYORUZ!

Bağımlılığını kafasının içinde atlatmaya çalışıyor. Bir kez daha, bu sefer son olacak. Peki kendini bir sonraki sefer için ikna etmek istersen, o sıcak his, son sefer olduğuna emin olduğun sıcak bir esrime anı, insanın kendini kandırışındaki ustalığın cazibesi.

Senin eski kafalılığın, senin modası geçmiş ağzın, senin çaresiz karakterin; Bunlar toplumun haz nesnelerine dönüşüyorlar. Ağzına tıkıştırdığımız kelimeler onun kimliğini belirliyor. Yönetici ve yönetilen sınıf arasında bir ayrımclık anlaşması, sessiz soğuk kolidorlarda iş adamlarının karıları üzerinde yaptığı korkunç deneylerden bahsediyor. “Ama bilmelisin ki kuşkularım var, gözlerime gölge düştüğünden beri beni koruyan çirkin bir şey var üzerimde”. Modası geçmiş bir nefret söylemi kurbanını sokakta yürürken görüyorum, kızgın bir şekilde kafasını kaşıyarak yanımdan geçiyor. Siz hala ben değil misiniz? Konudan sapıyoruz. Uzak ve ucube bir dönem, tek istediğin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir