ingiltere yanmaya devam edip “şiddet” tartışılmaya devam ederken eylemin diğer bir eylem şekli de sivil itaatsizlik.  sivil itaatsizliğin tarihteki uygulamalarıyla ayrıntılı bir şekilde irdelendiği gilles luneau ve josé bové tarafından yazılan kitabımız da bu noktada güzel bir bakış açısı sağlıyor. kitap tanıtımı aslında içeriği yeterince özetliyor, biz de thoreau’yu unutmayak (“asıl problem sivil itaatsizlikte değil, sivil itaatliliktedir. vicdanını hükümet otoritesine teslim edenler felaket tehlikelidirler. unutmayın “körü körüne” teslimiyetçilerin olduğu yerde “derebeyleri” türer.”) okumanızı tavsiye ediyoruz.

Sivil itaatsizlik deyişini ilk defa, Amerikalı felsefeci ve şair Henri D. Thoreau 1849’da hükümete karşı kaleme aldığı bir metinde kullandı. Sivil itaatsizlik, insanlık tarihini hep en kritik noktalarda yönlendirdi, tarihin seyrini değiştirdi ve sonuçta hep yasaya karşı, ama sonradan aklanmış bir eylem biçiminin adı oldu. Gandhi ve Martin Luther King sivil itaatsizlik kampanyalarıyla tarihe yön verdi; kadınlar haklarını, siyahlar eşitliklerini sivil itaatsizlikle aradılar.

José Bové’yi genetik müdahalelerle tarımsal ürünleri bozan çokuluslu şirketlere açtığı savaşla tanıdık. Bu kitapta, Gilles Luneau’yla birlikte, sivil itaatsizliğin dünya tarihinde geçirdiği aşamaları ve bugünkü önemini anlatmaya çalışıyor: Kanunların ruhu; herkesin eşitliğini, kanun önünde kamu çıkarının esas olduğunu kabul ederek varolur. Eğer kamunun çıkarları yerine şahsi çıkarlar veya şirket çıkarları esas kabul edilmeye başlanırsa hukukun yeniden kamu yararını koruyan bir araç haline gelmesi için ne yapılabilir? Haksızlığa karşı barışçıl bir yöntemle örgütlenmek… Bové ve Luneau’nun kitapta etraflıca ele aldıkları sivil itaatsizlik, yasal olana karşı toplumsal vicdanın meşru kabul ettiği talepler için şiddete başvurmadan harekete geçmenin adıdır.

sivil itaatsizliğe çağrı
iletişim yayınevi
çeviri: ışık ergüden
264 s. ~ 14 x 20 cm.
istanbul . 2006
isbn: 9789750504174