Sınıf öfkesi

Bunu kaybetmeyin. Oyuna gelmeyin. Hangi fabrikanın sahibi dışında herhangi biri (müdür dahil) çocuklarına ev alabiliyor? Mooortgage’€™e kanmayın. Ezber bozun. Benim düsturum budur. Ezber bozun. Asgari ücretle (eğer onu da tam alabilirseniz) bi geleceğinizi planlamaya kalkın. Kabuslar göreceksiniz.

Pislik normalleşmiş, normalleştirilmiş. Buna dikkat edin. Çalıştığım yerlerde duyduğum şey bu: “maaşları zamanında veriyor” ulan verdiği zaten çekirdek parası. Bi de zamanında mı vermeyecekti? Sınıf öfkesi budur. Aynı sofraya oturmazsın. 68 kuşağı çocukları, belki bazılarınızın anneleri babaları. Şimdi patron oldular. Mevcut düzene göre azcık daha makul davranıyorlar çalışanlarına. Nedir? Maaşları zamanında veriyorlar. Nedir? Yol-yemek veriyorlar. Dertleri olduğunda dinliyor “€œAhmet Bey”€ler… avans veriyorlar.

Sendikalar bile düzen eleştirisinden çıktı. Ellerindeki malı pazarlıyorlar. Ellerindeki mal işgücü; “€œgünlüğü 22 liradan satıyorum var mı alan? Valla çekerim piyasadan, talebi artırrım, yarın 24 liraya zor bulursun işgücünü”

Hayır onların derdini dinlemeyin, kolpaya gelmeyin. Onlar bize kan kusturuyorlar, kan kusma zamanı onların. Her fırsatta etinden et koparacaksın ki anlasınlar. Hayır dost değiliz düşman olacağız. Elindekini eşit olarak paylaşmaya yanaşana kadar. Patronlarınıza diş bileyin. İşyerinin tuvaletinden gelen biley seslerini duysunlar.

6 yanıt: “ Sınıf öfkesi ”
  1. olum işin içine çiş tükürük karıştırdığınız an konunun içini boşaltıvermişsiniz öfkeden.

  2. yaptıran siniri, öfkeyi anlıyorum da, pilava tükürmekteki “yaratıcı” kısmı anlayamadım. müsil… olabilir. tükürmek.. fight club.

  3. birkeresinde biz 3 arkadaş gümüldürde yarı kamp yarı tatil köyü gaydırıguppak bi yerde garsonluga başvurduyduk. herifler asgari ücret maaşdı servisden sonra dinlenceydi denizdi derken baya bi gazladılar bizi. gittiğimiz gün gece 2 de bitti işler.sabahta 7 de ayaga diktiler. tuvalet temizliği ve bulaşığıda yıkayacakmışız. denize falanda giremiyorduk servisten sonra bulaşıgın bitmesi saatler sürüyordu. geberiyordum sinirden. en sonunda pilavlara tükürmeye başladık, çorbaya işemeye kalktım birkaçkez kamışımın ucu yansada güzeldi. bizle çalışan diğer sözüm ona garsonlar bize “haketmiyorsunuz, haram para kazanıyorsunuz” edebiyatı yaptılar. birkaç piçde müdüre şikayet etmiş bizi. sizin gibi iş arkadaşlarının kafasına sokayım dedim. yatakhanede anlattım olan biteni akıllandılar. böyle iş arkadaşları insanın kanını emen patronlardan daha yavşak olabiliyor. türkiyedeki sendikaların durumunuda çok güzel acıklamış arkadaş. acıkcası yörsanda filan olsaydım muhtemelen yine yiyeceklere birşeyler karıştırırdım grev yerine.fare zehiriymiş müsil imiş birde şu yarış atlarına verdikleri ilaçlardan falan koyardım. öyle göte böyle yarrak. yapıcı yıkım

  4. çok pis sinirlendim geçen gece hanımın patronuna… uyuyamadım bi türlü döne döne. iyi ki varsın etilen. stresi aldı biraz.

  5. Şükretme kavramı var müdür. Orda bitiyor işte sınıf öfkesi dediğin olay. Asgari ücretle ev geçindiren üstelik yarısını kiraya veren bir aile akşam kurunun yanına soğan kırıp yiyebildiği için “çok şükür” diyor. Neden ? çünkü karnını bugün de doyurabildi.. Günü geçirme olayından öteye gidemiyor böylece.. Bilmiyor ki çocuklarının çocukları o soğanı kıramayacaklar.. Ha o noktadan sonra kırılan soğan değil kafa göz olur umarım.
    No war between nations, no peace between classes..

  6. iyi bir yazı olmuş bu, insanı gaza getiren bir havası var.. anlaşmaktansa batalım derim, eski bir fanzinin adından çalaraktan..

morportakal için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir