Simülasyon Kuramı

Bu kuram kısaca bizden daha üstün bir varlığın, medeniyetin veya canlının bizi bir bilgisayar benzeri bir simülasyonda canlandırdığını söylüyor. Bilgisayar oyunlarından fark ettiğimiz üzere bizim fareyi çevirdiğimiz yönde görüntüler oluşmakta. Görmediğimiz kısımlar ise karanlık ve hareketsiz. Bu kuramın en büyük dayanağı fizik dersinde gördüğümüz Young deneyi veya çift yarık deneyi.

Bu deneyde iki tane paralel ekran bulunuyor. Öndekinde iki tane çok ince çizgi-yarık var. Bu çizgilerden birini kapattığımızda ve ışık gönderdiğimizde beklendiği üzere arkadaki ekranda tek bir parlak çizgi görünüyor. Fakat iki çizgi de açık olduğunda arkadaki ekranda ikiden fazla sayıda parlak çizgi görünüyor. Yani elektronlar dalga gibi davranıyor. Daha sonra bunu gözlemlemek için çok hassas bir dedektör de deneye dahil ediliyor. (İşte dünyamız bir simülasyon bug yani hata burası) Dedektör açıldığı zaman arkadaki ekranda iki tane çizgi oluşuyor. Yani elektronlar parçacık gibi davranıyor. Bir gözlemcinin olması sonucu değiştiriyor. Tıpkı bilgisayar oyunlarındaki gibi. Kafamızı çevirdiğimizde fizik kuralları işlemiyor. Eğer bir tanrı varsa hata yapmış demektir. Young deneyi determinizm ilkesini yıkıyor ve indeterminizmin doğmasına sebep oluyor.

Eğer evren bir simülasyon ise nasıl çıkılabilir?

3 yanıt: “ Simülasyon Kuramı ”
    1. Simülasyon Kuramı yazısını doğru anladıysam temel sorun özgürlük. Özgürlük de, bana göre, üç kısıtlayıcı, doğa ve toplum ve toplumlar arası, ortamlar içinde anlamlı.
      Bazı örnekler, hem toplum içi hem de toplumlar arası özgürlüğe ışık tutar gibi. Doğa daha sonra ve çok az.
      ʻʻwhen I see multitudes of entirely naked savages scorn European voluptuousness and endure hunger, fire, the sword, and death to preserve only their independence, I feel that it does not behoove slaves to reason about freedom.ˮ
      — J. J. Rousseau
      [ Yaklaşık çeviri: ʻʻsadece bağımsızlıklarını korumak için açlık, ateşli silah, kılıca dayanan, ölümü göze alan ve Avrupa rahatlığını hor gören sayısız çırçıplak vahşileri görünce, özgürlük söylemlerini kölelere yakıştıramıyorum.ˮ]
      La Boétie 18-20 yaşlarında ʻʻinsanlar hariç nereye baksam özgürlük görüyorum, o halde, insanlar köleliği seve seve üstleniyorlar.ˮ dedi.
      Savagery has become their character and nature. They enjoy it, because it means freedom from authority and no subservience to leadership. Such a natural disposition is the negation and antithesis of civilization.
      — Ibn Khaldun on nomads
      [Yaklaşık çeviri: Vahşilik doğaları olmuş. Vahşilik, iktidar altında olmama ve önderlere boyun eğmeme demek olduğundan göçebe çobanlar için mutluluk kaynağı. Bu doğaları olmuş nitelik, medeniyetin zıttı, medeniyetin antitezidir.]
      Ben özgürlüğü doğa bilimlerinde aramayı anlamıyorum desem birazcık yalan söylemiş olurum. Eski bir sorun. Demokritos ile Epikür farkı ünlü misali. İnsanın özgürlüğe kavuşma isteğini bilimselleştiren ve dolayısıyla kaçınılmaz eden Marks bile Epikür yanında yer aldı.
      Din tarihçilerini bütün varlığımla katıldığım bir bulgusu: Modernler kadar dinci tarihte yok.
      Kendim, en azından, bilimcilerin bir teorinin son söz olduğunu iddia edeceklerini hayal bile edemiyorum.
      Tabii, etrafta dolaşan bir sürümü var. Özellikle Kaliforniyalı veya New Age benzeri modern dinlerin müritleri ʻʻkuantum fiziğe şükür nihayet bir gizli saklı varmış! bolluk dolu dünyada hâlâ olmayanlar da varmış!” şakırdayanlar arasında.
      Her halükârda, gülmek sağlığa iyidir.
      Benim bildiğim kadar, tarih , yüz binlerce dolandırıcı kral/imparator/… başkan/ politikacı ve iş adamı/bankacı/şirket sahipleri iki yarık değil yüzlerce yarıktan aynı anda girip sağ selim çıktılar.
      Benim bildiğim kadar, eğer yarın photonlar veya elektronlar yarıktan aynı anda geçmekten vazgeçerlerse, doğa da artık yasalara uymuyor, Trump/Erdoğan…gibi kafayı yemiş doğayı mahkemeye verecek değiliz.
      Eğer hayvanlara karşı yaptığımız gaddarlıkları olduğu görür ve hiç değilse hâlâ vahşi olanların özgürlüğünü düşünürsek bizim ne kadar köleleştirdiğimizi görür özgürlük tanımında daha alçak gönüllü olabiliriz düşünüyorum.
      Hele, doğanın kendisi ile ilişkilerimizde, tüm canlı doğayı yok edecek kadar özgürlük kazanan sapıklık düşünülürse, daha çok özgür olma yerine daha temkinli olmayı hedef alabiliriz.
      Hayal gücünden yoksun bir kimse olarak özetim: bilimle veya fizikle özgürlük arasında hiçbir ilişki yok.

    2. Fizikde Nobel kazanan kuantum fizikçisi Erwin Schrödingerʼin İngilizce ve Fransızca kitapları:
      ʻScience and Humanism – Physics in our timeʼ
      ʻPhysique quantique et représentation du monde ʼ
      Bende olan Fransızcadan alıntıları eklemeyi unutmuşum. Erwin Schrödinger, alıntıda, diğer bir Nobel kazanan kuantum fizikçiyi eleştirir.
      ʻʻ… dérapage sémantique « subjectiviste » dans notre description de l’univers physique. Schrôdinger écarte, en suivant une argumentation due à E. Cassirer, la tentative inaugurée par P. Jordan de faire de l’aspect indéterministe de la mécanique quantique un point d’appui scientifique de la notion de libre- arbitre.ˮ
      ʻʻ L’objection morale a été fortement mise en relief par le philosophe allemand Ernst Cassirer (qui a été exilé de l’Allemagne nazie et est mort à New York en 1945). La critique circonstanciée que Cassirer a faite des idées de Jordan est basée sur une connaissance très précise de la situation qui règne en physique. Le libre arbitre, dans l’homme, inclut le comportement éthique de l’homme comme sa partie la plus caractéristique.ˮ
      [Yaklaşık çeviri: ʻʻ… fiziksel evren tasvirimizde ʻʻöznelcilikeˮ anlamsal kaymadan (doğan soruna değinen) Schrodinger, E. Cassirer’in argümanına uyarak, P. Jordan kuantum mekanik belirsiz ilkesine dayanan özgür irade kavramının bilimsel bir destek noktası haline getirme girişiminden uzak durur ve hatta reddeder.ˮ
      ʻʻNazi Almanya’dan kaçan ve 1945’te New York’ta ölen Alman filozof Ernst Cassirer, Jordanʼın fikirlerine ilişkin ayrıntılı eleştirisinde, fizikte o zaman egemen kesin bilgiye dayanarak, özgür iradenin, insanın etik davranışı da dahil, insanın en karakteristik parçası olan ahlaki itirazla şiddetle vurgulandı. ˮ]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir