SIKINTI

G├╝n├╝m├╝zde hal├ó s─▒k─▒lacak zaman─▒ olup gene de s─▒k─▒lmayanlar, hi├ž ku┼čkusuz s─▒k─▒lmaya zaman─▒ olmayanlar kadar s─▒k─▒c─▒d─▒rlar. ├ç├╝nk├╝ b├Âylelerinin benli─či silinip gitmi┼čtir ÔÇô o benlik ki varl─▒─č─▒, g├╝n├╝m├╝z├╝n ko┼ču┼čturmal─▒ d├╝nyas─▒nda onlar─▒ belli bir yerde uzunca kalamay─▒p, ama├žs─▒z sal─▒nmaya zorluyor olacakt─▒.

├ço─ču insan huzur(zaman)dan yoksun, bu do─čru. Onlar temel gereksinimlerini kar┼č─▒lamaya ancak yetecek kadar kazanmak i├žin t├╝m enerjilerini harcad─▒klar─▒ bir ya┼čam s├╝rd├╝rmektedirler. Bu yorucu g├Ârevi birazc─▒k hafifletebilmek u─čruna, u─čra┼člar─▒na ahlaki bir t├╝l ├žekecek, en az─▒ndan kendilerine belirli bir ahlaki doyum sa─člayacak bir “i┼č eti─či” icad etmi┼člerdir. Kendini ahlaki bir varl─▒k olarak d├╝┼č├╝nmenin ki┼čiye verdi─či ├Âv├╝nc├╝n her t├╝r s─▒k─▒nt─▒y─▒ giderdi─čini iddia etmek abart─▒ olurdu.Gene de burada s├Âz konusu olan, g├╝ndelik ko┼ču┼čturmaya ├Âzg├╝ baya─č─▒, kaba s─▒k─▒nt─▒ de─čildir; ├ž├╝nk├╝ bu t├╝rden s─▒k─▒nt─▒ ne ├Âld├╝resiye ne de ki┼čiyi yeni bir ya┼čama ayd─▒r─▒c─▒ de─čil, ahlaken onayl─▒ halihaz─▒rdaki u─čra┼čtan daha iyisi ├ž─▒kt─▒─č─▒nda hemen silinecek bir doyumsuzlu─čun d─▒┼čavurumudur yaln─▒zca. Bununla birlikte, g├Ârevleri arada bir kendilerini esnemeye itenler, yatk─▒nl─▒klar─▒ gere─či i┼člerini s├╝rd├╝regidenlere g├Âre daha az s─▒k─▒c─▒ olabiliyorlar. ├ľb├╝r mutsuz tipler ise gittik├že ko┼ču┼čturma i├žine batarak, sonunda nerde olduklar─▒n─▒ bilemez hale gelirler; onlar─▒ yeniden kafalar─▒yla b├╝t├╝nle┼čtirecek, o ola─čand─▒┼č─▒, k├Âkten s─▒k─▒nt─▒ hi├žbir zaman ula┼čamayacaklar─▒ bir uzakl─▒─ča ├žekilmi┼čtir art─▒k.

Gene de kimse huzur(zaman)dan t├╝m├╝yle yoksun de─čildir. Ofis s├╝rekli s─▒─č─▒n─▒lacak biryer olmad─▒─č─▒ gibi, Pazar g├╝nleri de bir kurumdur.B├Âylece, en az─▒ndan ilke olarak, serbest zaman─▒n o g├╝zel saatlerinde herkesin kendini ger├žek s─▒k─▒nt─▒ d├╝zeyine y├╝kseltme olana─č─▒ vard─▒r; ama insan hi├žbir ┼čey yapmak istemese de ona olanlar olur. D├╝nya ki┼činin kendine eri┼čememesini g├╝vence alt─▒na alm─▒┼čt─▒r bile. Dahas─▒, ki┼či d├╝nyayla ilgilenmese bile d├╝nya onunla ├Âyle ilgileniyordur ki, huzur ve dinginli─če bir t├╝rl├╝ kavu┼čamayarak toptan s─▒k─▒nt─▒ i├žine yuvarlans─▒n. D├╝nya da sonunda bu toptan s─▒k─▒nt─▒y─▒ haketmekte.

─░nsan i├žinden doygunlu─čun serpilebilece─či bir doymam─▒┼čl─▒kla y├╝kl├╝, ak┼čamlar─▒ caddelerde s├╝rter durur. Binalar─▒n tepelerinde ayd─▒nlat─▒lm─▒┼č s├Âzc├╝kler kay─▒p durmaktad─▒rlar ve zaten ki┼či kendi bo┼člu─čundan kovulmu┼č, reklamlar─▒n o yabanc─▒ d├╝nyas─▒na s├╝rg├╝ne g├Ânderilmi┼čtir bile. Beden asfalta k├Âk salm─▒┼č, art─▒k kendi tinimiz olmaktan ├ž─▒km─▒┼č tin de ─▒┼č─▒kl─▒ panolar─▒n ayd─▒nlat─▒c─▒ vahiyleriyle birlikte durmaks─▒z─▒n gecenin i├žine dal─▒p ├ž─▒kar hale gelmi┼čtir. Ortadan silinip gitmelerine izin verilmi┼č olsa bari! Ama bu tin t─▒pk─▒ atl─▒kar─▒ncada inip ├ž─▒kan Pegasus gibi kendi ├ževresinde ├žemberler ├žizmek zorundad─▒r ve alkoll├╝ i├žkinin g├Ârkemini g├Âklere ├ž─▒kartmaktan, en kaliteli be┼č pfenniglik sigaran─▒n nimetlerini ├Âv├╝p saymaktan b─▒k─▒p usanmaz. Binlerce ampul ortas─▒ndaki insan bir t├╝r b├╝y├╝ taraf─▒ndan amans─▒zca mahmuzlanarak kendini yeniden ve yeniden parlak c├╝mlelerle bi├žimlendirmeye y├Ânelir.

Diyelim ki, s├Âz konusu ruh raslant─▒ eseri bir defas─▒nda ├ž─▒kt─▒, geri geldi; hemen kendine de─či┼čik k─▒l─▒klar ard─▒nda yitmek ├╝zre bir sinemaya gitmeyi ├Ânerir. Sahte bir afyon tekkesindeki sahte bir ├çinli gibi ├ž├Âmelir. Bir film divas─▒n─▒ ho┼čnut edebilmek i├žin g├╝l├╝n├ž oyunlar ├ževirmek ├╝zere yeti┼čtirilmi┼č bir s├╝s k├Âpe─čine d├Ân├╝┼čt├╝r├╝r kendini. Yal├ž─▒n da─č tepelerini kas─▒p kavuran f─▒rt─▒na i├žine dalar. Ayn─▒ anda hem aslan hem sirk terbiyecisi oluverir birden. Nas─▒l direnebilirdi ki b├Âyle d├Ân├╝┼č├╝mlere? Afi┼čler onun doldurulmas─▒na kar┼č─▒ ├ž─▒kmayaca─č─▒ bo┼čluklarda sallan─▒r, terk edilmi┼č bir palazzo kadar ├ž─▒plak beyaz perde ├Ân├╝ne s├╝r├╝klerler onu. ─░mgeler de birbiri ard─▒ndan boy g├Âstermeye ba┼člad─▒ m─▒ bir kere, onlar─▒n ge├žip gidicili─činden ba┼čka bir ┼čey kalmaz d├╝nyada. Bo┼č bo┼č bakarken unutur ki┼či kendini ve o koca kara delik hi├ž kimsenin olmad─▒─č─▒ gibi herkesi de t├╝keten bir ya┼čam yan─▒lsamas─▒yla canlan─▒r.

Ayn─▒ ┼čekilde radyo da, onlarda tek bir k─▒v─▒lc─▒m ├žakmas─▒na izin vermeksizin varl─▒klar─▒ unufak eder. ├ço─ču insan yay─▒nlara inanmak zorunda hissetti─činden, Londra’ya, Eyfel Kulesi’ne, Berlin’e gebe, s├╝rekli bir al─▒c─▒ durumunda bulur kendini. O narin kulakl─▒klar─▒n davetine kim direnmek ister ki? Haberler oturma odalar─▒nda ─▒┼č─▒ldayarak d├Âner sararlar kafalar─▒. Oturanlar da yetkin bir sohbeti ÔÇôo bile s─▒k─▒c─▒ olabilirÔÇô geli┼čtirecek yerde, gizli nesnel s─▒k─▒c─▒l─▒klar─▒ bir yana, kendilerine ki┼čisel s─▒k─▒nt─▒y─▒ ya┼čamak gibi en basit bir hakk─▒ bile tan─▒mayan d├╝nyan─▒n o u─čultusunun oyun alan─▒ haline gelmi┼člerdir. ─░nsanlar sanki ruhlar─▒ uzaklarda ba┼č─▒bo┼č dola┼č─▒rken, sessiz ve ya┼čamazcas─▒na yan yana dizilidirler. Ama bu ruhlar keyiflerince dola┼čamamaktad─▒rlar; dizginlenemeyen habercilerce taciz edilir dururlar ve k─▒sa zamanda kimdir avc─▒ kimdir avlanan, kimse s├Âyleyemez. ─░nsan─▒n, kirpi gibi tortop olmak ve kendi hi├žli─čine aymak istedi─či cafelerde bile buyurgan bir hoparl├Âr ki┼čiye ├Âzel varolu┼čun her bir izini siler, s├╝p├╝r├╝r. G├╝r├╝lt├╝yle savurup yayd─▒─č─▒ duyurular konser aras─▒ zaman dilimine h├╝kmeder; zaten kendileri de ayn─▒ duyurular─▒ dinlemekte olan garsonlar bu gramofon taklidini susturmalar─▒ yolundaki sa├žma istekleri “ne m├╝nasebet!” dercesine geri ├ževirirler.

Antenlerle gelen bu t├╝r yazg─▒y─▒ ki┼či ├žaresiz kabullenirken be┼č k─▒ta gittik├že birbirine yakla┼čmaktad─▒r. Hakikatte oralara uzanan bizler de─čiliz; bizi kendi s─▒n─▒rtan─▒maz emperyalizmlerine maleden onlar─▒n k├╝lt├╝rleri asl─▒nda. Sanki bo┼č midenin do─čurdu─ču d├╝┼člerden birini ya┼č─▒yor gibiyiz: ├žok uzaklardan yuvarlan─▒p gelen k├╝├ž├╝c├╝k bir topun birden yak─▒n ├žekime girip irile┼čerek seni ezip ge├žmesi gibi. Ne durdurabilirsin, ne kurtulman m├╝mk├╝n; o noktada zincirli, gelen devin k├╝tlesi alt─▒nda silinip gidecek zavall─▒ bir oyuncak bebek, ka├žabilmek s├Âz konusu de─čil. Diyelim ki bu bunalt─▒c─▒ ├çin bilmecesi ustaca ge├ži┼čtirilebildi; hemen bir Amerikan boks ma├ž─▒n─▒n sizi al─▒p g├Ât├╝rece─činden emin olabilirsiniz. Kabul edilsin ya da edilmesin, burada fazlas─▒yla egemen olan Bat─▒’d─▒r. ┼×u yeryuvarla─č─▒ y├╝z├╝nde yer alan d├╝nya tarihinin utan├žs─▒z ya┼čam h─▒rs─▒yla dolu t├╝m olaylar─▒n─▒n ÔÇôsalt ┼čimdikiler de─čil, ge├žmi┼čtekilerin deÔÇô tek iste─či vard─▒r: bizi nerede istiyorlarsa orada bir bulu┼čma belirlemek. Ama efendileri yerlerinde bulmak ne m├╝mk├╝n. Gezmeye ├ž─▒km─▒┼člar, nerede olduklar─▒ bilinemiyor; bo┼č salonlar─▒n─▒ da ├žoktand─▒r “beklenmedik misafirlere” terk etmi┼čler; onlar ise efendilik taslayarak i┼čgal etmekteler odalar─▒.

Ama ya birisi b├Âyle kovalanmaya hay─▒r derse? ─░┼čte o zaman s─▒k─▒nt─▒ ki┼činin s├Âz gelimi hal├ó kendi varolu┼ču hakk─▒nda s├Âz sahipli─čine bir t├╝r g├╝vence sa─člad─▒─č─▒ i├žin tek uygun u─čra┼č haline gelir. E─čer ki┼či hi├ž s─▒k─▒lmasayd─▒, ba┼čta da iddia edildi─či gibi, belki de ger├žekte hi├ž mevcut olmayacak ve b├Âylece s─▒k─▒nt─▒n─▒n nesnelerine bir yenisi daha eklenerek, insan ya ├žat─▒larda yan─▒p s├Ân├╝yor ya da film ┼čeridi halinde makaraya sar─▒l─▒yor olacakt─▒. Ama e─čer ki┼či orda mevcut olacaksa, o zaman her yerde haz─▒r ve naz─▒r o soyut tezg├óhtan s─▒k─▒lmaktan, ve ayn─▒ zamanda bu tezg├óh i├žinde varoldu─ču i├žin kendisini s─▒k─▒c─▒ bulmaktan ba┼čka se├ži┼či yoktur.

Bir yaz ikindisi herkes d─▒┼čar─▒dayken yap─▒lacak en iyi ┼čey, tren istasyonunda sal─▒nmak ya da en iyisi evde kal─▒p perdeleri ├žekerek sofa ├╝st├╝nde kendini s─▒k─▒nt─▒ya terk etmek. H├╝z├╝nle kapl─▒ olarak, bu s├╝re├ž i├žinde sayg─▒nl─▒k bile kazanabilen fikirlerle oyna┼č─▒l─▒r; hi├ž yoktan ciddi g├Âr├╝n├╝me giriveren de─či┼čik tasar─▒mlar d├╝┼č├╝n├╝l├╝r. Sonunda da masa ├╝st├╝ndeki s─▒├žrayamayan cam ├žekirgeden ya da kendi kaprisinden bile habersiz k├╝├ž├╝k kakt├╝s├╝n sevecen ┼čap┼čall─▒─č─▒ndan etkilenen insan, ger├žekte ne yapmas─▒ gerekti─čini bilmeksizin, kendiyle ba┼čba┼ča olmaktan ├Âte hi├žbir ┼čey yapmamakla yetinir. T─▒pk─▒ bu dekoratif yarat─▒lar gibi ciddiye al─▒nmazl─▒─č─▒yla insan da i├žinde sadece nedensiz bir huzursuzluk, yana itilmi┼č bir doyumsuzluk, ortal─▒kta ama ger├žekte varl─▒ktan yoksun ┼čeyler kar┼č─▒s─▒nda bir bitkinlik ta┼č─▒r.

Ama e─čer ki┼či sabreder, me┼čru say─▒l─▒r s─▒k─▒nt─▒ya ├Âzg├╝ sabr─▒ g├Âsterirse, i┼čte o zaman neredeyse bu d├╝nyaya ait olmayan bir t├╝r hu┼ču ya┼čar. Tavus ku┼člar─▒n─▒n i├žinde dola┼čt─▒─č─▒ bir manzara a├ž─▒l─▒r kar┼č─▒da; ruh dolu insan imgeleri belirir g├Âz├Ân├╝nde. Ve bakÔÇösenin ruhun da ayn─▒ ┼čekilde dolup ta┼čmaya ba┼čl─▒yor ve haz i├žinde hep eksikli─čini duydu─čun ┼čeyi, o b├╝y├╝k tutkuyu adland─▒rabiliyorsun art─▒k: Bir g├Âkta┼č─▒ gibi kayan bu tutku inip de, seni, ba┼čkalar─▒n─▒ ve d├╝nyay─▒ sar─▒verseydiÔÇöah, i┼čte o zaman s─▒k─▒nt─▒ biter, ortal─▒ktaki her ┼čey de var olurdu… Ama insanlar hal├ó uzak imgelerden ibaret; o b├╝y├╝k tutku da ufuk ├žizgisinde s├╝z├╝l├╝p gitmekte. Da─č─▒lmaya direnen s─▒k─▒nt─▒ i├žindeki ki┼či de t─▒pk─▒ burda oldu─ču gibi s─▒k─▒c─▒ gereksizlikler yumurtlamay─▒ s├╝rd├╝rmekte.

Siegfried Kracauer

Bir cevap yaz─▒n

E-posta hesab─▒n─▒z yay─▒mlanmayacak. Gerekli alanlar * ile i┼čaretlenmi┼člerdir