yine pek sevdiğimiz konumuz sansür gündemde yer edindi ve pek tabii gündemde yer edinmesi için facebook ve twitter işin içinde olmalıydı. geri dönüp baktığımızda 2008’den beri onlarca yazı yazmışız sansür hakkında ve hepsi içinde bulunduğumuz noktaya adım adım nasıl geldiğimizin bir özeti olarak kullanılabilir. son geçen yasa ile birlikte bu yaşananların en ufak bir süpriz olmadığını da tekrar belirtmek isterim. ama balık hafızalı toplumumuzun tepkilerine de dışardan baktığınızda yapılabilecek tek yorum “ne bekliyordunuz ki?” olacaktır.

geldiğimiz noktada kullanıcı katkılarıyla oluşan engelli web adresine baktığımızda 70.700 üzerinde site engellenmiş durumda. muhtemelen burada yer almayan ve engellenen 10.000 kadar site daha vardır. devletin gerçekten çalıştığının bir göstergesi, kendileri bile neyi engellediklerini unutmuş olabilirler (bu yazı üzerine bizi de engellemeleri kuvvetle muhtemel). ama bir kısmı porno içerik, bir kısmı terör örgütü diyenleriniz olacaktır, sansürün iyisini ve kötüsünü tartışacak noktadaysanız yazının geri kalanını da okumanıza gerek yok diye düşünüyorum, buyrun; çıkış kapınız.

neyse içinde bulunduğumuz nokta herkes tarafından nettir sanırım ve son yapılan facebook & twitter engellemesi de  sadece bir başlangıç eminim ki önümüzdeki aylarda aç-kapa örneklerini onlarca kez göreceğiz. bu durumdan nasıl kurtuluruz noktasında ise sizlere yeni bir “introduction to network” dersi vermeyeceğiz. dns, vpn gibi konularda en bilgili toplum olabiliriz (devletin faydaları) bunları zaten biliyorsunuz. fakat bilmemiz gereken önemli bir noktada bu sansürü hepimiz yarattık. özgürlüğe inanan bir toplum isek -ki anket yapsak hepimiz özgürlük savaşcısı çıkar- kendi ellerimizle bu durumun oluşmasına izin verdik. güzel havalarda istiklal caddesinde birkaç turistik yürüyüş ve birkaç sanal eylem hareketi dışında en ufak bir tepki vermedik. şişli etfal olayına gösterdiğimiz önemin yarısını göstersek belki sansürün bu derece saçma ve aleni bir şekilde yapılmasını engelleyebilirdik. paylaştığımız yemek/kedi fotoğrafı kadar uygulanan sansüre tepkimizi ortaya koysak bütün dünyanın bazı şeyleri görmesini sağlayabilirdik. ama hiçbirini yapmadık ve yine biliyoruz ki hiçbirini yapmayacağız. tarih boyunca edinilmiş kazanılmış bütün haklar nasıl ki belirli mücadeleler sonrasında elde edilmişse, kaybedilmiş bütün haklar da toplumların bilinçsizliği ve duyarsızlığı dolayısıyla oluşan diktatörlüklerde yaşanıyor.

sansürden kalıcı olarak kurtulmak istiyorsanız yapmanız gereken bilgisayarın dns ayarlarını değiştirmek değil, kendinizi ve bakış açınızı değiştirmek. aksi takdirde oturduğunuz yerden söylenmenizin kimsenin umursamadığı “layk” sayısını arttırmaktan başka bir faydası yok. (merak etmeyin selfie, kedi ve yemek fotoğraflarını paylaşmanıza hep izin verecekler.)

ya da aaron’un söylediklerine (gerilla açık erişim manifestosu)  kulak verip bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz.

adil olmayan yasaları izlemek adaletli olamaz. aydınlığa çıkmanın, büyük sivil itaatsizlik geleneğimizle, kamusal kültürümüzün şahsi gaspına karşı olduğumuzu ilan etmenin zamanı gelmiştir.